Ne yapıyorum da kilo almıyorum?
+ Sonra Oku

40’ımdan sonra nasıl gençleştim-2

Geçen hafta çok soğuk olmamasına rağmen çok üşüdüm, canım deli gibi yağlı hamur işi yiyecekler çekti. Her yıl kasım, aralık aylarında böyle oluyor. “Aman yemeyeyim, aman az yiyeyim, kilo almayayım” diye kendimi engellemeye çalışmıyorum. Çünkü bunu yaparsam günlerimi elim ayağım titreyerek, ne yersem yiyeyim aç hissederek, küçük şeylere bile sinirlenerek geçireceğimi biliyorum. Ama akşam üzeri peynirli ıspanaklı pide üzerine krokantlı, susamlı bir paket tatlı, gece yatmadan önce de çikolata kaplı badem ezmesi yememin sebebi sadece bu değil. Vücudumu dinleyip neye ihtiyacı varsa birkaç gün onu yersem sakinleşeceğimi ve o birkaç günün sonunda normal yeme düzenime geçeceğimi, alacağım 1-2 kiloyu da birkaç hafta içinde kendiliğimden vereceğimi biliyorum.

 

Peki ben bu seviyeye nasıl geldim?

 

Altı yıl kadar oluyor. Her akşam televizyon karşısında, bir bazen iki paket kremalı bisküvi yiyordum. Yemezsem tatlı krizlerine giriyordum. Marketlerde satılan, yüksek miktarda şeker ve yağ içeren ne varsa hepsinden evde, çantamda bulunduruyordum. Sürekli yememe rağmen hep açlık hissediyordum. Günde bir saat yürümeme karşılık şişmanlıyordum. Aynada belimin kaybolmaya başladığını görünce “Tamam” dedim, “diyetisyene gidiyorum.”

 

Derdim sadece kilo vermek değil, sevdiğim şeyleri dengeli yiyerek kilomu nasıl koruyacağımı öğrenmekti. İnternette diyetisyenleri son kez araştırdım. Son bir yıldır almayı ertelediğim randevuyu talep ettim.

 

Diyetisyen boyuma ve yaşıma göre kilomun normal sınırlar içinde kaldığını, ama istersem 7 kilo verebileceğimi söyledi. Önce günlük hayat tempomu sordu. Yemeğimi işyerimde mi yiyorum yoksa kendim mi yapıyorum türünden sorular. “Haftada 1 kilo hedefliyoruz” dedi. Haftanın yedi günü, günde altı öğün yiyeceğimi ve bu öğünlerde nelerin serbest olduğunu anlattı. Unutmayayım diye de kitapçık halinde bu anlattıklarını verdi.

 

Sabah uyanınca: Bir yemek kaşığı kuru üzüm veya kuru kayısı, 1 fincan sıcak su.

 

Sabah: 50 gram az yağlı peynir, iki dilim ekmek veya grissini, yumurta, sınırsız yeşillik, çay veya kahve.

 

Kuşluk: 1 meyve

 

Öğle: 1 porsiyon kırmızı veya beyaz et, yağsız salata. Ya da 1 tabak bakliyat (kırmızı veya yeşil mercimek, nohut, kuru fasulyeden herhangi biri), 1 kase az yağlı veya yağsız yoğurt, yağsız salata. Ya da bir tabak sebze yemeği, yağsız salata ve iki dilim ekmek. Et, yağlı olduğu için haftada 3 günle sınırlı.

 

Kuşluk: 2 küçük meyve

 

Akşam üzeri: 1 fincan az yağlı veya yağsız süt ya da yoğurt, 3 dilim şekersiz bisküvi.

 

Akşam: Öğle yemeği seçeneklerinin aynısı.

 

Yemekten sonra: 2 küçük meyve

 

Haftada 3 gün, 45’er dakika yürüyüş.

 

Benim için önemli olan dişimi sıkıp, nefsimi yenip kilo vermek değildi. Sordum: “Ben tatlı seviyorum, hamur işi seviyorum, bunları yiyerek kilo verebilir miyim?”

 

Evet” cevabıyla rahatladım. Bunun için bazı önerilerde bulundu diyetisyen. “Mesela bisküvinin üzerine biraz diyet reçel sürebilirsiniz.” “Arada bir canınız tatlı çekerse sütlü tatlıları tercih edin, hem enerji verirler, hem de daha az yağ içerirler.” “Arada bir tatlı, hamur işi elbette yiyebilirsiniz, ama sonraki öğünü salata ile tamamlayabilirsiniz.”

 

İlk iki hafta 400’er gram, sonraki iki hafta 800’er gram verdim. Haftada 1 kilo birkaç yüz gram vermeye başlayınca programıma birkaç dilim ekmek ilave etti.

 

Üç ay diyetisyene gitmeye devam ettim ve 9 kilo verdim. “Artık kilo vermeyin” dedi. “Neden?” soruma aldığım cevapla, o an, ömür boyu gereğinden fazla kilo vermemeye ikna oldum. “Vücudumuzdaki yağlar iç organlarımızı koruyor, Allah korusun bir trafik kazası geçirseniz, iç organlarınızın iyileşmesi için onları koruyacak yağa ihtiyacınız var.”

 

Benim asıl anlatmak istediğim, bu üç ayda öğrendiğim: Severek, zevk alarak yediğim yiyeceklerle kilo vermek ve o kiloyu korumak, vücudunun kontrolünü eline almak mümkün.

 

Günde 5 meyvenin şeker ihtiyacımı büyük ölçüde karşıladığını, ben bu süre zarfında fark ettim. Kendimi çikolata bağımlısı sanıyordum, canım bir kere bile çikolata yemek istemedi.

 

Akşam üzeri saat beş civarı, ısıttığım süt ve üzerine döktüğüm toz tarçın ile yanındaki 3 dilim şekersiz bisküvi hayatımın mutluluk kaynağı oldu. Her sabah akşamın o saatini düşünerek resmen mutlu oluyordum. Bisküvi çeşitlerinin bu kadar çok olduğunu diyete başladıktan sonra gördüm. Her gün farklı bir çeşit deniyordum. Limonlu, tarçınlı, elmalı, keten tohumlu yulaflı, hatta çikolatalı...

 

Diyete başladıktan sonra günde iki, üç çeşit meyve yemek de oyun haline geldi benim için. Sevdiğim farklı tatlar beni mutlu ediyordu. İçim ferahlamış, temizlenmiş gibi hissediyordum.

 

Diyete kadar bu kadar sebze ve bakliyat yemediğimi, aklıma geldikçe et ve balık yediğimi idrak ettim.

 

Bu arada ceviz, badem, fındık gibi yemişleri birkaç kilo verdikten sonra kuşluk vakitlerine ekledi diyetisyenim.

 

Baharatların kilo verirken yenen yemeklerin tadını arttıran çok önemli enstrümanlar olduğunu diyet programı sırasında anladım. Mesela taze ve kuru otlar kattığım yoğurdu kolayca hazırlarken de yerken keyiften dört köşe oluyordum.

Sebzeler arasından sevdiklerimi pratik tariflerle pişirdim. Mesela kabağı bazen rendeleyip birkaç dakika hafif ateşte tuttuktan sonra yoğurda kattım, bazen küp küp kesip salçayla beraber pişirdim. Yağı az tuttum. Hiç yağlı yememek de iyi değilmiş, vücut ihtiyaç duyduğu yağı kendi yaparmış.

 

9 kilo verdiğim üç aydan sonra birkaç kilo aldığım oldu. Ama dediğim gibi arada canım bir şeyleri çok yemek istediğinde yediğim ve bazen hareketsiz kaldığım için. Sonra normal yeme içme ve hareket etme düzenime geçince normal kiloma devam ediyorum.

 

Kilo almamamın tek sebebi yeme düzenim ve sistemim değil. Hareket de ediyorum. Bu hareketler de sevdiğim yiyecekler gibi, sevdiğim hareketler. Onu da önümüzdeki hafta anlatacağım.

 

Yani sevdiğini yiyip içerek, sevdiğin biçimde bedenini çalıştırarak kilo vermek de o kiloda kalmak da, alsan bile vermek de mümkün.

 

Kilo vermeyi, beslenmeyi öğrenmek için diyetisyene gitmek şart değil. Eğer kilo vermeye ve iyi beslenerek kilonuzu korumaya niyetliyseniz, motiveyseniz kendi kendinize de kilo verebilir, kilonuzu koruyabilirsiniz. Yukarıda yazdığım liste, genel olarak diyetisyenlerin kullandığı temel liste. Biraz da hareket ettiniz mi tamamdır.

 

Peki kilo vermenin gençleşmekle ne ilgisi var? Çok ilgisi var. Bir kere vücudumun ihtiyacı olan vitaminleri, proteinleri ve gereken diğer besin öğelerini düzenli olarak almaya başladım. Üç ayın sonunda yüzüm süzülmüş, çökmüş, yaşlanmış gibi de görünebilirdim. Ama düzenli ve sağlıklı beslenme sayesinde yüzüme renk geldi, cildim daha canlı görünür oldu ve saçlarım gürleşti, daha hızlı uzamaya ve kendiliğinden parlamaya başladı.

 

Diyetisyene gitmek istiyorsanız, size tavsiyem sizin günlük hayatınıza uygun bir plan hazırlayacak bir diyetisyen seçmeniz. Sizi azarlamayan, kızmayan, marketlerde kolayca bulunamayan malzemelerle zorlukla hazırlayacağınız öğünler önermeyen bir diyetisyene giderseniz rahat edersiniz. Bunun için internette araştırma yapabilir, rahat edeceğiniz bir diyetisyenden randevu alabilirsiniz.

 

Unutmayın, önemli olan sizin yeterince motive olmanız. Şu hayatta her şey motivasyon.

 

Formumu nasıl koruyorum?

Üçüncü bölüm, 8 Aralık 2017 Cuma hthayat.com’da...

 

Yorum yaz