Anneler babalar değil çocuklar evlenir
+ Sonra Oku

Anneler babalar değil çocuklar evlenir

Bir arkadaşımın kızı önümüzdeki hafta evlenecek ama anne ve baba tasavvur edilemez bir stres içindeler. Sanki kızlarını sonucu belirsiz bir seyahate göndereceklermiş gibi tedirginlik duyuyorlar. Zannediyorlar ki kız elden gidiyor. Hâlbuki kız yeni bir dünyaya uçuyor. Mutluluk, sevgi ve aşk dilekleriyle dolu yeni bir yaşam kuracaklar. Eskiden kız evlendirmeye "kız vermek" denilirdi. Şimdi almak vermek yok. Yaşamın anlamına ulaşmak için erkek ve kadının birlikte yürüyecekleri bir yola çıkmak var.

 

Arkadaşım olan anne ve baba, kızlarının mutluluğu için sürekli bir hazırlık içindeler. Evlerinde hiçbir eksiklik kalmasın, düğün çok güzel olsun, hayal ettikleri her şey gerçekleşsin, çocukların her istedikleri yerine gelsin diye gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Zaman zaman çocukların önüne geçiyorlar, onlardan daha fazla özeniyorlar. Belki de yaptıkları çocuklara biraz fazla gibi geliyor ama anne-baba saygısı içinde susuyorlar. Hele anne, neredeyse her şeyi kendi zevkine göre oluşturmak istiyor. Kendi görüşüne göre ne iyiyse onu da kızına yapmak için çaba sarf ediyor. Ev dekoru 25 yaşında bir kızla 55 yaşında bir annenin zevk karışımından oluşuyor. Oğlan çok saygılı bir çocukmuş, öyle zannederim ki hayretler içinde kendi oturacakları evin kuruluşuna yalnızca seyirci kalıyor. Kız evinde akşam olup sofraya oturulunca tek konu kızın evliliği. Anne ve baba ne kadar saklamak isteseler de kafalarındaki tedirginliği kıza yansıtıyorlar. Ondan sonra da kendi kafalarında ürettikleri çözüm ve önerileri nasihat şeklinde kıza anlatmaya başlıyorlar. Öyle zannederim ki kız kurtulmak, kendi evine hâkim olmak için gün sayıyordur. Anne ve baba biraz bıraksalar, rahat olsalar, çocuklar evlilik öncesi ne kadar rahat ve huzurlu olacaklar. Kendi işlerini ve sevinçlerini kendileri paylaşarak hazırlıklarını büyük bir zevkle yapacaklar.

 

İki genç evlenmeye karar verdikleri anda artık onlar olgunluk, sorumluluk ve paylaşım yoluna girmişler demektir. Medeni Kanunumuza göre evlenen gençler, 18 yaşından küçük ise evlilik ile birlikte 18 yaşını doldurmuş gibi reşit sayılıyorlar. Yani kendi kararlarını verebilen, kendi kendini yönetebilen ve yaptıklarının sorumluluğunu toplum ve yasalar önünde taşıyabilen insanlar konumuna geliyorlar. Annelerin, babaların, çevrenin ve evlenen çiftlerin de bu bilinç içinde olmaları gerekir. Evlilikte mutluluk aranıyorsa herkes bu birliktelikten elini çekmeli; evlenen çiftler de mutluluğu kendilerinden başka hiçbir yerde aramamalıdırlar.

 

Çiftlerden her biri yuvaya iyi yönleriyle olduğu kadar, eksik ve kusurları ile birlikte gelirler. Evlilik, bunlara katlanma ve anlayış göstermeyi içerir. Bir ailede sağlıklı birliktelikler; baskı altına alınmış duyguların bulunmadığı, her konunun açılıp konuşulduğu durumlarda gerçekleşir. Eşlerin karşılıklı konuşamadığı sorunlar, içe atılır. İçe attıkları konuların sayısı çoğaldıkça bu birikim ve açtığı yaralar ilişkileri zedeler. Aileyi ilgilendiren konuların açıklıkla konuşulması paylaşım ve anlayış duygusunu artırır. Yan etkiler ortadan kalkar. Eşler rahatlar. Birbirlerine karşı açık oldukça, ilişkileri netleşir. Kaprisler, kompleksler, gösteri ve gösterişler ortadan kalkar.

 

Bir ailede eşlerin anne, babayı karıştırmadan kendi kusurlarını görebilmeleri ve düzeltme çabalarına girişmeleri ailedeki mutluluğu olumlu yönde etkiler. Tolstoy bir eserinde, "Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer, mutsuz ailelerin mutsuzlukları ise kendine özgürdür" diyor. Mutlu ailelerde her şey net ve açıktır. Mutsuz ailelerde ise insanlar kendi kusurlarını gizledikleri ve düzelme çabasına girmedikleri için kusurlar, ailenin her bireyinin görüş ve anlayışına göre farklılıklar gösterir ve farklı yorumlanır.

 

Aile içinde yaratılan netlik, açıklık ve etki altında kalmadan özgür irade ile yaşam bilinci aileden topluma yansır. Toplumun nereye ulaşmasını arzu ediyorsak hedefe ulaşabilmek için işe aileden başlamak gerekir.

 

Yorum yaz