Evli bir adama aşık olmak...
+ Sonra Oku

Öteki kadının dünyası

Aslında işler hepinizin sanıldığı gibi yürümüyor. Ötekilerin yüreğine, dünyasına, acısına, tatlısına, sessiz çığlıklarına da kulak vermelisiniz. 

 

Bizler ya da ben!

Sandığınız gibi bir elimiz yağda bir elimiz balda yaşamıyoruz. Aşkın hiçbir hali sorgulanamaz, yargılanamaz. O zaman adı aşk olmaz. Aşkı sadece yaşarsınız. Evli bir adama aşık olmak; susmak, anlatamamak, gidememek, kalamamak demek!

 

Özleyemezsin! Arayamazsın!

Mesela; evin hangi köşesini daha çok sever? Hangi diziyi izlerken uyumayı sever? Bir pazar sabahı yağmur yağarken dizlerine yatmak ne demek?

 

Hiçbir arzunu dile getiremezsin ki zaten öyle bir hakkın da yoktur! Daima yetinmek zorundasındır! Gitsen ayrılık olur, yüreğin dayanmaz. Kalsan sarp bir uçurum, canın dayanmaz!

 

Küçücük bir kızken aşık oldum böyle bir adama. Geldim, gittim, ayrıldım, barıştım, sevdim, nefret ettim, bekledim, gidemedim, kalamadım, dayanamadım, yaşayamadım! Anlatması zor ama anlaması, anlatmasından daha da zor...

 

Yıllar geçti, 4 yıl ayrı kaldım. Hep sevdim. Hayatımda ne başkasına yer verebildim ne de başkasına kalbimi açabildim.

 

Şimdilerde 30'umdan gün aldım. 4 yıl sonra doğum günümde ellerinde çiçeklerle iş yerime ansızın geldi. Tesadüfen kapıya çıktım ve karşımda o! Güçlükle ayakta durmaya çalışırken arkadaşıma yalnızca şunları söyleyebildim; "Bu karşımdaki adamı sen de görüyor musun yoksa sadece bana mı görünüyor?"

 

Bizler vicdanımızın bedelini, vitrinde her gördüğümüz gelinliğe bakarken, bir baba kızının alnını örterken, kuşağını bağlarken, bir çocuk baba diye koşarken ödüyoruz!

 

Bir yaşlı amcanın, teyzenin elinden tutup karşıdan karşıya geçirdiğimizde; "Allah muradını versin kızım” ya da “Allah sevdiğine kavuştursun kızım" dediklerinde "Amin" diyememekle ödüyoruz hesabımızı! Gerçek olur sevdiğim adamın yuvası yıkılır, çocuklarından ayrılır, vicdan azabından yanımda kahrolur diye ben boğazımda bir düğüm ile şunları geçiriyorum yüreğimden: "Söyleme amca söyleme teyze… Kavuşmayalım, ben yandım başkaları yanmasın!"

 

Bir gece ansızın sevdiğim adamı anarken; "İşte bakın benim gerçek olur diye korkup amin diyemediğim duam o" diyorum.

 

Yapmayın, yakmayın canımızı…

Sonunu bilmediğimiz karanlık bir tünel gibi…

İnsan kaybolur diye ne başlangıca geri dönebiliyor ne de ilerleyebiliyor.

 

Ben ayakları yere basan işine kariyerine sahip parmakla gösterilen lakin evliliğe karşı olan tavrıyla tanınan biriyim. Benim derdim para pul, makam mevki değil. İlk arabamı aldığımda annemin bir cümlesi var hiç unutmam. Bir sabah işe gideceğim, uyandım kahrımdan, acımdan nefes alamıyorum... Oysa araba almışım mutlu olmam gerekiyor. Annem yanımda, trafik ışıklarında durduk ve bana şöyle dedi; "Yüzün bir kere gülsün diye aldık bu arabayı yüzün bir kere bile gülmedi. Ne yapayım, parayla alınsa da keşke gitsem alsam mutlu edebilsem seni" dedi. Oysaki annem sadece uzakta bir sevdiğim olduğunu sanıyor hiçbir detay bilmiyor.

 

Ahirette hayatım film şeridi gibi izletilirken onun olduğu sahnelerde yanımdaki meleğe dokunup bak şimdi buralar çok acıklı diyeceğim. Bizleri kötü yuva yıkan olarak itham etmelerinden üzüntü duyuyorum. Ben ki o yanımdayken valizini hazırlarken, kokusunu saç telimden ağlaya ağlaya arındırırdım, kıyafetlerini katlayıp koyardım valizine. Sırf onun yuvası yıkılmasın diye...

 

Yorum yaz

  • Misafir 2018-03-24 10:35:57

    ????????????????????

  • Misafir 2017-07-21 13:22:34

    kendi canından geçecek kadar,yaşananları kendine yakıştıracak kadar seviyor musun onu .sahi kendinden daha mı çok seviyorsun onu? peki diyelim herşeye rağmen seviyorsun da 'değiyor mu'...

  • Misafir 2017-07-20 12:23:20

    tam da bu noktadayım şimdi. en güzel tanım da "dua bile edemiyor olmak". yüreğinle beyninin arasında sıkışıp kalıyorsun, ne yardan geçebiliyorsun, ne de serden. öylesine acı veriyorki...