Beyin insanın efendisidir
+ Sonra Oku

Beyin insanın efendisidir

Değişim yaşamın ilk aşamasıdır ve gelişimi sağlar, daha sonraki evrelerde ise değişim ve gelişim karşılıklı paslaşırlar. Değiştikçe gelişecek, geliştikçe değişecektir insan, değişimin niteliği önemlidir, bazı değişimler gelişime değil çöküntüye sebep olabilir. 

 

Paranın gücü altında insanlığını ve karakterini kaybedip dünyada olup biten her türlü adaletsizliği görmezden gelen insanlar. İnsanoğlunun para gibi bir illet karşısında kendini kaybedip dünyadaki tüm kötülüklerin başrol oyuncusu olması. İslamcı camianın birbirlerini öldürüp kısasa kısas durumu, işin içine petrol girince büyük devletlerinde pay almak, hakim olmak istemeleri. Bencil, hırslı, sevgisiz, saygısız olan biz insanoğulları kıyameti hazırladık ve içine düştük.

 

Gerek bir aile, gerek bir topluluk, gerekse bir ülkede niyetler ve tutumlar bozuksa o yerdeki her şey bozuk ve düzensiz olur, ortada değerini koruyan bir şey kalmaz. Örneğin; toplumun çok iyi tanıdığı kötü bir insan vefat etse, kötü olduğu bilinmesine rağmen cenaze namazında hoca üç kere meftayı nasıl bilirsiniz dediğinde bağırarak 'iyi biliriz' diye haykırır cemaat, Allah'ın huzurunda bile yalan söylemekten çekinmeyen bir toplum. Ak dediklerine ikinci gün ak demeyen, güneşte söylediğini gölgede unutan, dediğinin arkasında durmayan insanlar.

 

Güçlü insan cesaretlidir, toplumun düşüncesi veya dışlanmak onu korkutmaz. Güçsüz insan bu durumu kıskandığı veya kötü denilen eylemlere olan batıl inançlarından dolayı o kişinin yara alması için ahlak bekçiliğine başlar. Ne niyetle yapılırsa yapılsın bilinçaltındaki gizli kötülükleri dürtülerin kızışmasıyla eyleme geçer ve bunun farkına bile varmaz. Bunun önünü örtmek için insanoğlu asırlardır erdem, doğru, iyi, kötü gibi çelişkili ifadelerle evrimleşmiş, kurumsallaşmıştır.

 

Damla denize düşünce hem hiç olurmuş, hem de deniz. Büyük nedir ara sor bilgilen ama kendin için büyüklenme, bilinçlen. Ben her şeyi bilirim diyen birine ne öğretebilirsiniz? Hiçbir şey bilmediğini...

 

Yazı: Hülya Çakıcı

Yorum yaz