Tinderella’nın günlüğü: Hayatta işim olmaz deme
+ Sonra Oku

Tinderella’nın günlüğü: Hayatta işim olmaz deme

5 yıl süren ilişkim süresince mobil bir uygulama vasıtasıyla birilerini bulup tanışma fikrine inanılmaz eleştirilerde bulunuyordum. Olmaz öyle. Hayatta işim olmaz. Göz göze bakmadan olmaz.

 

Gerisini zaten biliyorsunuz.

 

İlişki bitip de şehirden kaçtığımda, küçük bir yerdeyken, kız arkadaşlarımdan birinin ısrarıyla -hep de öyle olur ya!- kuruverdim uygulamayı. “Kızım bir bak n’olcak.” Bir deneyeyim ya, ne olacak. Ne olacak. Tuhaf tuhaf adamların fotoğrafları arasında buldum kendimi. Yükselen iki gram libidom da yok oluverdi. Spor salonunda biri, paraşütle atlarken öbürü, pilot, BMW’si var, polismiş, silahıyla poz vermiş bi’ de, akrep burcuymuş ve üstelik kendi işinin patronu’da çalışıyormuş. Yok artık dedim, kaldırdım uygulamayı. Ama tabii şimdi de gerisini zaten biliyorsunuz. O uygulama geri yüklenecek.

 

Zaman geçti. İlişkiden çıkmışım kafa dinliyorum. Biri olmasa da olur. Çıkmıyor da zaten bir allahın kulu karşıma, çıkmayıversin. Libidom da düştü zaten düşeceği kadar. Akışına bıraktım. Zaten yaşım olmuş otuz, bu yaştan sonra one night stand’ler filan yormasın beni dedim, bir güzel dinlendim.

 

Güzel beslenmişim, temiz havada uyumuşum, yüzüme can gelmiş. Enerjimle eşzamanlı olarak şehre gelince çevremdeki erkek çeşitliliğinin artmasıyla beraber libidomun tekrar yükselebileceğini hesaba katmadan üzülmüşüm meğer boşuna.

 

Uygulama geri yüklendi. Birkaç gün seri bir şekilde sola kaydırmak suretiyle adamlara “seni de beğenmedim” denildi. Kız arkadaş muhabbetlerine meze oldu sola doğru kayarken kayıp giden adamlar. “Bak Oğulcan’a bak, kedi tutuyorum diye kaslarını gösteriyor” diye gülüşmeler. İçimden hala bir ses ‘hayatta işim olmaz’ diyor ya, beğenmiyorum kimseyi.

 

Olur da uygulamanın nasıl çalıştığını bilmeyenler ama yine de yazıyı buraya kadar okumayı seçenler için kısa bir açıklama yapayım. Burada birkaç fotoğraf, bir iki satır yazı ve sevdiğiniz şarkılardan oluşan kısa bir avatar hazırlıyorsunuz. Karşınıza çıkan profiller, belirlediğiniz uzaklığa göre yakınlarınızda olan kişileri gösteriyor. Fotoğrafları ve profili inceliyor, beğenmezseniz sola, beğenirseniz sağa kaydırıyorsunuz. Sağa kaydırıp ‘like’ etmekle iş bitmiyor, o kişinin de sizi beğenmiş olması gerekiyor. Eğer beğendiğiniz kişi de sizi beğendiyse, ‘match’ oluyorsunuz, yani eşleşiyorsunuz. Bu aşamadan sonra, mesajlaşabilmeye başlıyorsunuz.

 

Yani öyle orada bulunan herkes herkese kafasına göre mesaj atamıyor. En güzel tarafı da bu. Seni görüyorlar ama sen onları beğenmediğin sürece sana yazamıyorlar.

 

Bu rahatlıkla bir süre gözlemci olarak takıldıktan sonra, ‘eh bu fena değilmiş’ diye uzun sarı saçlı, güzel bir adamı ‘like’ ediverdim.

A-ha! Hemen de match olduk!

 

Kadın başına 20 erkek düşüyor Tinder’da. Sen seri sola kaydırırken onlar seri like atıyor. Şaşırma çok...” diye uyardı tecrübeli, bilge bir arkadaşım.

 

Arkasından hemen bir mesaj: “Selam! Ne güzel gülmüşsün öyle :)”

 

İltifatı neşeyle kabul edip, lafı hiç uzatmadan buluşmayı teklif ettim. Birkaç içki içer, sonrasına bakarız dedim.

 

Sanal alemde tanışıp iki kelam sohbet ettiğim biriyle buluşmak nasıl olacaktı? Nasıl olacaksa olsundu. Kararımı vermiştim, oynamaya başlayacaktım.

 

İlk buluşma, tek kelimeyle ‘fiyaskoydu’. Neredeyse tek ortak noktamız alkol almayı ve gezmeyi seviyor oluşumuzdu. Gezdiğimiz yerlerde nasıl sarhoş olduğumuzu anlatıp dururken, bir süre sonra bacaklarımı sallamaya, beş dakikada bir telefonuma bakmaya ve sıkılmaya başlamıştım. Sıkıldım! 3 saatlik sohbetin ardından ‘ya arkadaşım aradı...’ diyerek kaçmanın bir yolunu buldum.

 

Uygulamayı ilk yüklediğim gün hissettiğimden daha büyük bir hayal kırıklığıyla eve döndüm. Ama tabii, vazgeçmedim.

 

Sonraki yazılarda git gide daha az sıkıcılaşan ‘Tinder’ randevularımı anlatmaya devam edeceğim!

 

Rumuz: Tinderella

Yorum yaz

  • Misafir 2018-05-06 20:03:53

    heyecan içinde tedirginlikte barındırır. tanıştığınız kişi size sakız gibi yapışmamış. şanslısınız.

  • Misafir 2018-04-25 00:37:15

    Hiç güzel de bi yazı değil!! Hiç iyi bi örnek teşkil etmiyorsunuz. Tvlerdeki programlarda basbasbagirirken millet sanal ortamdaki insanlara güvenmeyin diye siz masaAllah işi ilerletip bulusup alkol almışsınız!! Beni ilgilendirmez ama gençlere kötü ornek üfff boşuna zamanim gitti okuyarak