Tinderella: Bırak şu telefonu elinden!
+ Sonra Oku

Tinderella: Bırak şu telefonu elinden!

İlk randevumun hüsranla sonuçlanmasının ardından, Tinder’dan biraz soğudum tabii. Ben demedim mi göz göze bakmadan olmaz diye? Bak ne çok beğenmiştim adamı, iki bira içtikten sonra nereye kaçacağımı bilemedim...

 

Ama bir yandan da, çok çeşitli seçenekler arasından birini seçmek ve onunla tanışmayı denemek hala bir şekilde çekici geliyordu işte. Ben de durmadım. Akşamları telefon elimde, seri bir şekilde sola kaydırmaya devam ediyorum. Birini tam beğenecek oluyorum, hakkında bir açıklama vs. göremeyince huylanıp vazgeçiyorum beğenmekten. Bir fotoğrafa anında tutulup, ikinci fotoğrafını görünce sesli tepkiler verebiliyorum. Bir yandan da kızlarla bir araya gelip adamları muhabbete meze etmeye devam ediyorum. Arada ‘bırak artık yahu!’ tepkileri de alıyorum tabii. İnat etmişim.

 

Bu süreçte, daha cesurca ‘like’ atabilmeye de başladım. Beğendiğim ve eşleştiğim herkesle o akşam buluşmak zorunda olmadığımı anladım sonunda. O kadar çekingen olmaya gerek yok! ‘Unmatch’ diye de bir seçenek var. Eşleşip mesajlaşmaya başladığın birini de eğer hoşlanmadıysan, ‘unmatch’ ederek eşleşmenizi kaldırabiliyorsun.

 

Fotoğraflar ve profil güzel ancak muhabbete gelince bazıları inanılmaz saçmalaşabiliyor. Hemen edepsizleşen, naber-nasılsın’dan sonra ‘en son ne zaman seviştin?’ diye soran, daha da edepsizleşen, ne diyeceğini bilemeyen çok.

 

Sanırım en fenası da muhabbeti uzattıkça uzatanlar. Yahu her şeyi yazışarak konuşacaksak ne ara buluşacağız? Bir tanesinin son beş yılını dinledim resmen bu yazışmalar esnasında. İş-güç muhabbetine öyle bir daldık ki, kendisini arzulamayı bırakmam birkaç dakika sürdü.

 

Ancak biri, birkaç komik yazışmanın ardından hemen ‘seninle bira içmemiz lazım, yarın n’apıyorsun?’ diye soruverdi.

 

Ha şöyle!

 

Baktım şakalarımızı anlıyoruz, öyle çok uzaklarda yaşamıyor, herhangi bir şey vaat etmeden gel buluşalım, gerisine bakarız diyor. Sözleştik.

 

Ama hava buz gibi! Bir köşede gelmesini bekliyorum. Öyle çok süslenmemişim ama gündelik halim de değil neticede. Aklımdan öyle saçma şeyler geçiyor ki. Ya bununla da hiç anlaşamazsak? Ya fotoğraflardaki gibi değilse, ya çok çirkinse? Ya daha yakışıklıysa elim ayağım karışırsa? Ya beni beğenmezse? Ya çok sarhoş olur saçmalarsam?

 

Yolun karşısından birinin beni incelediğini görüyorum. O mu? Değil mi? Yanıma geliyor, selamlaşıyoruz.

 

Ne işin vardı yolun karşısında?” diye soruyorum hemen.

Yahu belli mi olur, cidden güzel biriyle mi buluşuyorum diye şöyle bir inceledim” deyince kahkaha atıp rahatlıyorum. Aynı kaygılarla gelmişiz demek buluşmaya. Güzel.

 

Bir mekana oturup içecek bir şeyler söylüyoruz. Muhabbet öyle güzel akıyor ki, yanaklarım ağrıyor artık gülmekten. Bir süre sonra tek kaygım, ‘bu gece nereye varacak?’ oluyor. Bunu hiç düşünmedim sahi, bu gece ne olacak? İlk buluşmada sevişen birisi mi olacağım, yoksa biraz zaman mı vereceğim?

 

Alkolün de etkisiyle, herhangi bir şey için kaygılanmayı bırakıyorum. Geç saatlere kadar içip muhabbet ediyoruz, sokaklarda dolaşıp eğleniyoruz. Fiziksel olarak da rahatız, soğukta koluna girip yürümemde hiçbir sakınca yok.

 

Uzun uzun sarılıp ayrılıyoruz gece. ‘Ben bu gece eve gideyim. Ama sonra bakarsın gitmem’ diyerek gülüyorum. ‘Bir dahakina göndermem zaten’ deyip bir öpücük konduruyor.

 

Her şey tıkırında! Eğlenmişim, güzel bir adamla tanışmışım ve çok rahatım! Bir sonraki buluşmamız kesinlikle daha eğlenceli olacak...

 

Keyifli keyifli eve dönerken bir yandan da bu uygulamayı kullandığım için kendimi eleştirdiğim zamana dönüyorum. Neden kullanıyorum? Neden tanımadığım adamlarla tanışıp zaman geçirmek için çaba harcıyorum?

 

Çünkü böylesi çok eğlenceli, çünkü birileriyle ‘takılmak’ istiyorum. Yeni ve uzun bir ilişkinin zamanı gelmeden önce, kendime biraz daha eğlence için zaman tanımak istiyorum. Aşık olmaya hiç niyetim yok ama ne olacağı da hiç belli olmaz tabii!

 

Rumuz: Tinderella

Yorum yaz