Günümüz aktivite çocukları...
+ Sonra Oku

Günümüz aktivite çocukları...

Çocuklarımız ve çocuklarımızla beraber biz aileler nereye koşuyoruz böyle? Son zamanlarda, 10 yaşında iki çocuğa sahip bir ikiz annesi olarak bu soruyu kendime çok sorar oldum...

 

Sağıma dönüyorum, falanca arkadaşımın oğlu futbol kursuna gidiyor; soluma dönüyorum, bilmem şu arkadaşımın kızı piyano kursuna gidiyor... Öteki tenis, basketbol... Beriki voleybol, gitar...  Eyvah! Benimkiler henüz bir kursa başlamadı(!), ne yapıp edip hemen haftasonuna da bir aktivite, bir kurs bulmalı, boş geçmemeli, çocuklarımı ben de sosyalleşme çarkının içine dahil etmeliyim. Etmeli miyim acaba?

 

Haftaiçi bir okul koşturması, ödevler, sınavlar... Biz ebeveynler de çocuklarımızla teker teker o sınıfları yeniden okurken, haftasonlarını da kursların bekleme salonlarında geçiriyoruz. Bu ne kadar doğru, olmalı mı, gerekli mi? Çocuklarımız gerçekten bu kurslara gitmeli mi?

 

Genelleme yapmamakla birlikte birçok ailenin çocuklarının yeteneklerini ve isteklerini tam manasıyla göz önüne alıp bu aktivitelere yönlendirdiğini düşünmüyorum... Resim kursuna giden bir çocuğu iki ay sonra gitar kursunda, futbol sahasında fırtınalar estiren bir miniği 3 ay sonra yüzmede gördüğümüze göre bu değişkenlik yukarıdaki savımı doğrular gibi... Yeter ki bir hobi bulunsun!

 

Bazı anne ve babalar çocuklarının herşeyi yapıyor olmasını istiyorlar. Gözlemlediğim bu. Harika piyano çalsın, mükemmel bale yapsın. Öte yandan, derslerinde 80-90 yetmez, 100 alsın.

 

Ama bence bir düşünün, bir nefes alın. Robot değil ki bunlar... Akılları en ufak bir boşlukta oyuna kaçan masum kuzular... Bazen diyorum ki çocuklarımızı biraz da bizler mi yarış atına çeviriyoruz? Evet, çocukların yetenekleri varsa, istekleri varsa, başımız gözümüz üstüne... Ama birçok aile de yukarda bahsettiğim gibi ya çocuklarını başkalarıyla kıyaslayıp başkaları karşısında gurur duymak için ya da kendi yapamadıkları hayallerini gerçekleştirmek için kursların yollarını aşındırıyor. Kurslara gidebilmek için illa da yetenekli de olmak gerekmiyor. Çocukların yapabildikleri kadar beceri göstermeleri de yeterli aslında.

 

Benim ikilemim şu: Tamamen yönetmenliğini kendimizin yaptığı, park ve bahçelerin bizden sorulduğu, kavgasıyla, dövüşüyle, paylaşımları, gece yarılarına kadar süren oyunlarıyla eski çocukluk yıllarını yaşamak mı? Yoksa kurallara, yarışa, zamana, saatlere, yönlendirmelere dayalı, hiçbir dakikası boş geçirilmemesi gereken zamane çocukluğu mu? Özgüven sahibi, mutlu, başarılı bireyler yetiştirmenin sırrı nerde acaba? Galiba biraz değil, uzun uzun düşünmek, deneyimlemek, gözlemlemek gerekli. Psikiyatristler, çocuk pedagogları bu konuda seminerler vermeli, aileler ve eğitimciler hep beraber konuyu masaya yatırmalı tam doğruyu bulabilmek adına...

 

Son olarak şunu söyleyebilirim ki evlatlar bizim. Evet, aileler olarak onları hep başarılı görmek ve onların başarılarıyla gurur duymak isteriz. Bu hakkımız da zaten. Ancak birinci sıraya onların mutluluğunu koymalıyız bir daha çocuk olmayacakları bilinciyle. Bunun için de en başta bizlerin hayata gülümseyerek bakan mutlu ebeveynler olması da temel kural tabii ki:))

 

Ferah Uzundurukan

Yorum yaz