Bir toplumda neyi bilip bilmediğini bilmeyen milyonlarca insan varken, ne istediğini bilen çok daha az insanın olması mutsuz toplumların oluşmasına neden oluyor.


Farkındalığın en berbat hali... Sahte insan, sahte kalabalık ve onların sahte oyalantılarının zerre mutlu etmemesi. Ve yalnızlığa açtığı o dipsiz kapı. Fark etmek de, fark etmemek de birbirinden yorucu.


Yüksek sezgileri olan insanlar pek sevilmezler, gizliden hayranlık duyulurlar ama çoğu zaman işlerine gelmedikleri için sevilmezler, onlar da gerçekleri bildiklerinden çevrelerindekilere mesafelidirler, bu insanlara hayat ekstra zor ve yorucudur.


Farkındalık yükseldikçe çok şeyin sahteleşmesi. Özünde saf sevgi bulamadığın her şeyden jet hızıyla uzaklaşman, adeta kendi içinde kurduğun dünyanda kendinle sohbet etmen, kendinle yaşaman.


Farkındalık tahammülsüzlük getirir. Gerçekte yalnız olduğunun farkına varılması da farkındalığa dahildir. Farkındalık yalnızlığı bilinçli bir karardır. Bir süre sonra kimseye tahammülü kalmıyor insanın. Birilerinin onu üzüp ya da seveceği döngüsünde sıkışıp kalmaktansa yalnızlığın vereceği huzur daha çok sevilir oluyor.


İnsanların çoğu cahil, bağnaz, yobaz, kendini geliştirmekten aciz, acımasız, ön yargılı. Bu durumda yalnızlık güzeldir. Aklı başında insanlar genellikle yalnızdır ve kendi köşelerinde mutludurlar. Fazla farkındalıkla da bir süre sonra yalnızlaşıyor ve çok şeyden soğuyabiliyor insan.


Uzun zamandır yalnız yaşayan biri olarak yalnızlık sanıldığınızın aksine zor değil. Yalnızlığı seviyorum, kendime yetiyorum, büyüklerin bir sözü vardır; "karadutun lekesini ancak kendi yaprağı çıkartır" diye, sorun her neyse çözüm kendimizde diye düşünüyorum.


Yalnızlıkta güzel şeyler mevcut, boş beleş muhabbet yok, kimseye katlanmak yok, insanların özeli, malı mülkü, aşkları, çapkınlıkları, dedikoduları, aile içi çatışmaları vs. şeyler ilgimi çekmiyor ve bu durumu kayıp olarak da nitelendirmiyorum.


Kendimle barışığım, mutluyum, yanlış insanlarla birlikte olmaktansa kendimle baş başa kalmayı tercih ediyorum, kimseye de kendimi anlatmaya çalışmıyorum. Artık beyinler, bedenler çok yorgun, kimse kimseye katlanmak ve sevmek zorunda değil. İnsanlara bir şey anlatmak hata olur, bir gün yüzüne vurmak için fırsat kollarlar.


Verdiği değerle gördüğü değer aynı olmayınca insan yıpranıyor, o yüzden başkalarının bize vereceği değer değil, kendi kendimize verdiğimiz değerdir önemli olan.



YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.