HT Hayat Anasayfa Bekar Bahadır - 10 | Yazı Dizileri

Bahadır, Nilay kalktıktan sonra bir kahve daha söyledi, etraftaki masalarda oturan ve aralarındaki gerilimi fark edenlere karşı gayet keyfi yerindeymiş gibi davrandı. Bir iki iş konuşması yaptı telefonda şakalar yaparak, gazete okudu. Kaybeden tarafın kendisi olduğunun düşünülmesini istemiyordu.


Ofise geçip flaş diski bilgisayarına taktığında, dizüstü bilgisayarında tuttuğu excel dosyalarının kopyalarıyla karşılaştı. Muhasebecisi ile kendisinden başka kimsenin bilmediğini sandığı bilgileri ekranda görünce önce afalladı, sonra yumruğuyla masaya vurup küfretti. Ayaklarının önüne düşen uçak maketlerine tekme attı.


Bir anda gözünün önüne dün akşam olanlar geldi. Yeşim’in, bilgisayarında film aramak istemesi... O sırada telefonuna tanımadığı numaradan gelen mesaj yüzünden aşağıya inmek ve binanın önünde beklemek zorunda kalması... Nilay’ın, yakın arkadaşının sevgilisi olarak ortaya çıkıp sahtekârlarla çalışmadığını söylemesi... Bu dosyaları önceki akşam bilgisayarından kopyalayan, masumiyet timsali olarak gözünde yücelttiği, utangaçlığından ötürü ondan uzak durduğuna kendini inandırdığı Yeşim’den başkası olamazdı. Yeşim’i ona gönderen ve mesajlar yazan Nilay’dı. Asla çekmediği görüntülerini ortaya çıkarmakla tehdit ettiği kadın, şimdi isterse bütün hayatını karartabilirdi. Onu blöf yaptığına, elinde görüntü olmadığına ikna etmek zorundaydı.


Aslında bir terapiste gitseydi iyi ederdi, ne var ki hiç tanımadığı birine yaşadıklarını, hissettiklerini anlatmaya gönüllü değildi. Hayattaki tek yakını olan teyzesiyle bu yüzden sık görüşmeye başlamıştı.


Bir saat sonra deniz kenarındaki kafeye gittiğinde teyzesi onu bekliyordu. Olanları dinledikten sonra ilk sözü şu oldu:

“Samimi olursan paçayı sıyırırsın.”

“Nasıl samimi olacağım?”

Şimdi Bahadır, aslında bir kadın olarak içimden sana okkalı bir tokat atmak geliyor ama kendimi tutuyorum. Oğlum yakışıyor mu evine gelen kadınları bu şekilde tehdit etmek? Kendine yakıştırıyorsun ki yapıyorsun! Bana kimseyi çekip saklamadığını söyle.”

“Vallahi hiçbir şey çekmiyorum. O kadar da değil.”

“Hah iyi, ‘o kadar’ın şerefsizlik olduğunun farkındasın.”

“...”

“Sana şunu diyeyim. Bencilsin oğlum. Tek çocuktun diye mi böyle oldun artık bilmiyorum. Her şeyin en iyisi, en güzeli senin olsun, herkese göster gururlan, sonra kenara koy istiyorsun.”

“...”

“Manavdan ayva seçer gibi kadın seçmeye çalışıyorsun. Rengine, görüntüsüne, kokusuna, tadına göre insan seçilmez.

“...”

“Bir dilim alıp çöpe atsan ayva ses etmez, ama insan, hele ki kadın...”

“...”

“Şu üniversitedeki hocaya aferin! Başka türlü anlamayacaktın Bahadır.”

“...”

“Ben sana bir şey diyeyim mi? O hoca sana bunu yapmasaydı, başkası önüne yine bir kaya yuvarlardı. Kötülük edersen kötülük bulursun.”

“...”

“Bahadır, oğlum, senin sevme sorunun var. Bu kadar duygusuz olunmaz. Sen kendine karşı geliyorsun. Herkesin sevmeye, sevilmeye, bağlanmaya ihtiyacı var. Sevmeye bu kadar direnirsen bir gün seviverirsin. Sevilmeye direnirsen bir gün kendini bırakıverirsin. Bağlanmaya direnirsen bir gün kendi iplerini kendi rızanla birine bağlayıverirsin. Bu iş ortaya çıkmasaydı, sen üç vakte kadar Yeşim’e evlenme teklif ederdin. Bırak bu ‘ben özgürüm’ ayaklarını. Kaç yaşına geldin. ‘Kimseyi takmıyorum. Biri kolumda, biri yatağımda, biri telefonumda triplerini.’ Siz gençler, trip diyordunuz değil mi? Seni gençten sayıyorum, yeğenimsin ya torpil geçiyorum ha ha ha... ”

“Aysel Teyze ne alâkası var şimdi?”

“Çok alâkası var.

“Geldin kırk iki yaşına, aklın fikrin hâlâ oynaşta. Bir zamandan sonra yaş fena iner. Aynadaki senle mücadele içine girmek nafile. Sen de nafile bir çaba içindesin. Yaşının ilerlediğini kabul etmediğin için giderek daha genç, daha genç, nerdeyse çocuğun yaşında kadınlar peşinde koşuyorsun. Sen kendi yaşındaki kadınları yaşlı bulurken, genç kızlar seni “kır saçlı olgun erkek” olarak mı görüyor sanıyorsun?”

Bahadır, gayriihtiyari saçlarına bakınca teyzesi aklından geçeni anladı.

“Sor sor, içinde kalmasın... ‘Sen niye boyuyorsun?’ de. Sence niye? Sarışın bomba olmak için mi? Yanaklarım olmuş sütlaç gibi, beyazları boyasam ne olur boyamasam ne olur? Evladım ben renklenmek için boyuyorum.”

“...”

Bahadır’ın beyazlayan saçlarını sindirmek için zamana ihtiyacı olduğunu bilen teyzesi, manevra yaptı.

“Neyse... Bak benden söylemesi. Bir yaştan sonra kadın erkek seçmeden gençlik, güzellik gider. Zaman, cinsiyete torpil yapmaz. Sağlık da öyle. Vücut dediğin de makine. Yavaşlar, ağırlaşır, arıza yapar, bakıma ihtiyaç duyar. Böyle zamanlarda yanında kimin olacağına dikkat et. Tam ağzımın tadına göre diye ayva seçer gibi seçtiğin, ya da bu bana yakıştı diye tişört ceket üstüne geçirir gibi koluna taktığın, vücudun arıza yaptığında yanında durmaz, basar gider.”

“...”

“Şunu da unutma. Sen hangi duygularla arayıştaysan onu bulursun. Güzel olsun, herkese göstereyim, âlem görsün dersen, emin ol “Güzelim, beni yanında taşıyor, daha ne istesin?” diyene çatarsın. Sen kendi hakkında ne düşünürsen, başkaları da senin hakkında aynısını düşünür. Yaşlanıyorum diye düşünüyorsun, telaşta olduğun her halinden anlaşılıyor. Gençlik iksiri diye kime sarılsan, bil ki o da seni yaşlı bulacak, kendini sana fazla görecek.”

“...”

“Denemesi bedava.”


11. bölüm 5 Haziran 2018 Salı hthayat.haberturk.com’da...


Diğer bölümler


YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Teyzenin sesine kulak vermek gerek..bakalim bahadir ne yapacak
    CEVAPLA
  • Misafir Vay be helal tyzeye haddini bildirdi baho ya????
    CEVAPLA

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.