İnsanlar onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar
+ Sonra Oku

İnsanlar onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar

“İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar.” Bu sözlerin sahibi Amerikalı şair, şarkıcı, aktris, senarist öğretmen, kadın ve siyahi haklar savunucusu, efsanevi isim Maya Angelou'nun tutku dolu hayatına yakından bakalım.

“En büyük umudum ağladığım kadar gülebilmek, bir insana sevgimi verebilmek ve bana dönen aşkı kabul edecek cesareti kendimde bulmaktır.”

 

Maya Angelou kimdir?

“Ben bir çocuk doğurdum, bir oğlan ama binlerce kızım var. İçinizde Siyah, Beyaz, Yahudi, Müslüman, Asyalı, İspanyol, Kızılderili ve Aleutlar var. Kiminiz şişman, kiminiz zayıf ve güzel ya da çirkin, eşcinsel ya da değil, eğitimli ya da okumamışsınız ve ben hepinize sesleniyorum” diyor, Oprah Winfrey gibi popüler ikonların “Bu kitabı kızlarınıza mutlaka okutun” diyerek tanıttığı “Kızıma Mektuplar” kitabında. Hayatını sadece feminist veya siyahi gibi sıfatlarla yaşamıyor, kendini tüm kadınların annesi ilan ediyor. Onu tek bir tanıma sığdırmak aslında yeterli değil. Son yıllarda özlü sözleriyle bir çok kişinin tanımaya başladığı Maya Angelou; şair, yazar, şarkıcı, koreograf, sivil haklar savunucusu, öğretmen, siyah özgürlük hareketinin önemli isimlerinden biri olarak yaratıcılıkla dolu yaşamı 2014’te sona ermiş olsa da halen kalbimize dokunmaya devam ediyor.  

 

Blues tadı ve sadeliğindeki “Still I Rise” ve “I know why the caged bird sings”, “Phenomenal woman” gibi şiirleri, medeni haklar konusunda verdiği mücadelelerin yanında birer sembol olurken Maya Angelou, hayatı yorumlayış şekliyle kadınlara ve aslında tüm insanlara yol gösteren bir ikon haline geldi. 1928’de doğdu. 3 Grammy ödülü, ABD ulusal sanat madalyası, Lincoln madalyası, ayrıca ABD’nin sivillere verilen en yüksek ödülü olan özgürlük madalyası ile onurlandırıldığı 84 yıllık bir yaşam sürdü. 

 

Hayatı toz pembe başlamayan efsane isim, çocuklukta uğradığı travmatik deneyimler sonrasında yaşamını adeta küllerinden doğarak kurdu. Üç yaşındayken babaları tarafından kardeşiyle birlikte trene bindirilerek babaannelerinin yanına gönderilen Angelou, anne-babası tarafından terk edilmiş halde kaldı. Annesi yıllar sonra tekrar hayatına girdi. Sekiz yaşındayken annesinin sevgilisi tarafından tecavüze uğradı. Kendisine bunu yapanın kim olduğunu söyledikten sonra adam tutuklandı ancak daha sonra ölü bulundu. Bu olay, Maya’nın çocuk algısında “Sesimle cinayet işliyorum” kabulüne sebep oldu ve Maya tam 5 yıl konuşmadı. Annesiyle ilişkisi boyunca duyduğu öfke, annesinin yaşamının son zamanlarında yerini kabullenişe bıraktı. Yıllar sonra annesiyle ilgili iç dünyasını Annem ve Ben ve Annem isimli kitabında yine samimi şekilde dünyaya açtı.

 

San Fransisco’da ilk siyah kadın tren biletçisi olarak çalıştı. Siyahilerin uğradığı ırk ayrımcılığı ile kadın hakları konuları Maya Angelo’nun hayatla ilgili görüşlerini biçimlendiren şeylerden bazıları oldu. 1970 yılında yayınladığı I know why the caged bird sings kitabı ile hem ödül hem de okuyucu beğenisi kazandı. Kitap aynı zamanda pek çok okulda yasaklandı çünkü Maya Angelou’nun cinsel taciz yaşamış olmasıyla ilgili dürüstlüğü, kültürde uzun zamandır tabu olan bir konuyu açmış oldu. Kitap daha sonraki yıllarda, üniversiteler tarafından benimsenerek derslere konu oldu. Angelou, yaşamı boyunca 30’u “En çok satanlar” listesine giren, aralarında çocuk kitaplarının ve 7 otobiyografinin bulunduğu 36 kitap, ayrıca birçok senaryo yazdı, filmlerde oynadı. Yaşadıklarını açık yüreklilikle anlatan, kucaklayıcı, yol gösteren, olumlu ve tutkulu tavrı yaşam boyu büyük sevgi kazanmasını sağladı. 1973 yılında gazeteci Bill Moyers ile yaptığı bir söyleşide “Hiçbir yere ait olmadığını -her yere ait olduğunu, yani bu hiçbir yer demektir- fark ettiğinde özgürsündür ancak” demişti.

 

Bazı Maya Angelou sözleri:

“Beğenmiyorsan değiştir, değiştiremiyorsan bakış açını değiştir ama asla şikâyet etme.”

“Birisi size kim olduğunu gösterdiğinde, ilk seferinde ona inanın.”

“İçinde anlatılmamış bir hikâye taşımaktan daha büyük bir eziyet yoktur.”

“Birinin bulutundaki gökkuşağı olmaya çalışın.”

“Başarı kendinizi sevmek, yaptığınız işi sevmek ve onu yapış şeklinizi sevmektir.”

 

Ellyn Spragins ’in “What I Know Now: Letters to my Younger Self” (Şimdi Ne Biliyorum: Genç Benliğe Mektuplar) kitabında yer alan, kendi gençliğine seslenişiyle Maya Angelou ‘yu analım;

 

Sevgili Marguerite
Kendi başına olmayı çok istiyorsun. Kimsenin sana gece saat kaçta ayakta olman gerektiğini ya da nasıl bebek büyüteceğini söylemesini istemiyorsun. Annenin büyük ve konforlu evini terk edeceksin ve kimse seni durdurmayacak, çünkü o seni çok iyi tanıyor.

Ama onun dediklerini bir dinle:
Kapımdan çıktığın an, kimsenin seni büyütmesine izin verme-
zaten sen büyüdün.

Yanlış ile doğruyu ayırabiliyorsun.
Her türlü ilişkinde uyum sağlamak ve uyarlanmaya hazır olmalısın.
Şunu iyi hatırla, eve istediğin zaman geri dönebilirsin.
Dünya seni yere serdiğinde, eve tekrar geleceksin – ya da dünyanın ta kendisi yüzünden çöktüğünde. Ama bunu 2-3 haftada bir yaşayacaksın. Annen seni şımartıp karnını en sevdiğin yemeklerle, kırmızı fasulyeler ve pirinç ile doyuracak. Eve dönüşünün birkaç provasını yapacaksın, böylelikle seni tekrar özgür bırakabilir – en güzel hediyelerden biridir bu – sana vereceği cesareti iyi besleyerek.

Cesur ol ama gözü kara değil.
Tüm benliğinle, gururla yürü,

 

Maya

Yorum yaz