Sabahın ilk kahvesini yudumlamayı seviyorum, taze demlenmiş olanını...

İçtikçe, ardından gelen mayhoş, buruklaşmış o sabahları anlatan tadı...

İçtikçe bir gece önceden gördüğüm rüyaları hatırlamayı seviyorum.

Özellikle etkisinden çıkamadıklarımı...

Gerçekmiş gibi hissettirenleri...


Telefonuma sadece gülümseyeceğim kısa mesajlar için bakıp, keyfime keyif katmaya bayılıyorum.

Sonra belki aynı şarkıyı tekrar tekrar dinlemeyi, şarkının benden bıkıp benim şarkıdan bıkabildiğim a'na kadar o şarkıyı çalmayı seviyorum.


Günlüğüme belki bugüne dair birkaç satır karalamayı, tek hesap etmeden olması gerektiği haliyle akan güne, müdahale etmeden benden sıyrılan yapacaklarım listesine ufak not sıkıştırmaları seviyorum... El gezdirirken mutlu olduğunu hissettiğim eteği sevinçten zil çalan nazlı fesleğenim, tek dokunuşumla bana hayat suyu veriyor...

Onu okşarken hafta sonu yürüdüğüm yeşil yollu parkı düşünüyorum... Yazdığım not defterim ve sağ elimdeki kalemimle ışınlanıyorum aniden, orada göl kıyısındaki bir ağacın dibine...

Bu hissi de epeyce seviyorum. Yakında müptelası olduğum ıssızlığıma dost olabilir.

Belki fotoğrafına bakarken yüzüme inceden tebessüm ettiren o can dediklerimin duraklatılmış hallerine zaafım... Ve bu can bildiklerimi gözüme de gönlüme de yakın tutuyorum.


Kameradan günler önce çektiklerimi geri kaydırmayı, film rulosu yapmayı ve o özel anları tekrar tekrar yaşamayı bir hayli seviyorum.

Hayatın kısa ve uzunluğunun çelişkisinde, uzun uzun yürüyüşlere çıkmayı seviyorum. Önümün açıklığını gördükçe soluksuzca koşmayı, durulmayı, kendini dinlemeyi seviyorum.


Her geçen gün ruhumun büyüdüğünü hissediyorum.

Başkalarının ne düşündüğünü daha az önemsemeyi seviyorum. Biriyle sessizce oturabilmeyi ve hiç rahatsız olmadığımı hissettiğim o anları seviyorum, mümkünse o anları uzatmayı, olumlu değerlendirmeyi ve anlamlandırmayı seviyorum.

Zamansızlaşıp yön veremediğim telaşlı anlardan ziyade, zamana güvendiğim anları seviyorum. Saati 00.00 yakaladığım anı seviyorum. Kendim olduğum anları, kendime hayat verdiğim ve kendimle yeniden tanıştığım o anlarla, bir mucizeye kavuşmuş gibi sımsıkı kucaklaşmayı seviyorum. İşte benim ve işte benim özetim...


Sevgiyle kalın...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Hayata bu şekilde bakabilmeyi çok isterdim. Kendimi sorunları halı altına süpürmüş gibi hissediyorum mutlu olmaya çalışırken. Rol yapıyorum adete mutluymuş gibi. Sonra bi yerde patlak veriyor yalnızlık ve onun verdiği mutsuzluk. Sevme sevilme bu da bir ihtiyaç işte. Ne kadar kendi kendine yetiyormuş gibi davransan da o ihtiyacı karsılamak doymak istiyorsun. Ama elinde olmuyor.
    CEVAPLA
  • Misafir kimbilir kaç yalnızlık ve kaç mutsuzluk sonrası hayata bu şekilde bakabilmeyi öğrenmiştir. biraz sabır ile sevmeniz ve sevilmeniz çok yakındır belki de ...
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.