Yaşam akıl almaz bir hızda ilerlerken, bazılarımızın kafasını gökyüzüne kaldırıp onun hakkında yeterince düşünmeye bile vakti olamıyor. Hayatı nasıl yaşamalı sorusunu sorup, şanslı olanlarımız onu istediğimiz gibi yaşarken, yaşamanın yollarını bulurken, kendi içinde kaybolanlar hayatın koşturmacasındaki görev ve sorumlulukları yüzünden bu soruyu kendilerine sormayı bir lüks olarak görüyorlar.


Peki, bu iki tarafta hangi taraf daha mutlu?

Bu soru gerçek mutluluk nedir sorusunu da doğuruyor aslında.

Gerçekten mutlu olan kişi kimdir?

Herkese göre değişen bu kavramın bir sürü cevabı olsa da bana göre mutluluk sadece bir oluş hali.

En derin mutsuzluklar da bile insan bir anlığına bir lotus çiçeği gibi açabiliyor ise, hayatta her şey döngüsel.


En mutsuz olduğum gecenin sabahında gülümseyerek uyanma sebebi bulabiliyorsa meğer, bu kum tanesi gibi akan zamanda mutlu olduğum anları toparlayıp onlardan bir demet lavanta da çıkarabilirim.


Bana sorsalardı şans nedir sence diye?


En derin mutsuzluklardan demet demet mis kokulu lavanta mutluluğunda bakış açıları üretebilen zihin derdim.

Belki de bu yüzden hepimizin kaderi, zihnimizin sağlıklı bakış açıları üretebilme gayretine bağlı en çok...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.