Mükemmel kadın olmayınız efendim!
+ Sonra Oku

Mükemmel kadın olmayınız efendim!

Mükemmel insan olabilmek birçoğumuzun yaşam amacı hâline gelebilir zaman zaman. Özellikle biz kadınlar doğamızda var olan "her şey kusursuz olsun" hissiyle "harikulade eş", "becerikli ev hanımı", "başarılı iş kadını" ve "muhteşem anne" sıfatlarını hak edebilmek için kendimizi paralarız.

 

Ancak şöyle bir gözlemlerseniz mükemmel insan olmanın peşinde koşan kişiler aslında en mutsuz insanlardır. Bu çok net bir gerçektir. Çünkü mükemmel olmayı hedeflemek demek, tamamen başkaları için yaşamayı kabullenmek demektir. Başkası için yaşayan bir süre sonra kendini kaybeder. Hem hep demez miyiz kendi mutluluğunu önceliği olarak görmeyen ve kendini mutlu etmeyi başaramayan insan başkasını mutlu edemez diye...

 

Özellikle biz kadınlar sanıyoruz ki aşırı fedakar olursak; eşimizin ve çocuklarımızın hayatını fazlasıyla kolaylaştırırsak "nirvana"ya ulaşacağız. Üzgünüm ama böyle bir dünya yok!..

 

İnsan doğası gereği almaya, tüketmeye ve sonrasında da rahata çok çabuk alışmaya meyillidir. Özellikle kadın-erkek arasındaki ilişkiler paylaşıma dayalıdır. Paylaşmadan büyüme ve mutluluk olmaz. Mutlululuğun bir ayağı da emek vermekten geçer. Hayatı paylaştığı erkeğin her sorumluluğunu üstlenen, her işi başaran ve her düzeni elinde tutan kadın erkeğe bir amaç bırakmaz, emek harcatmaz. Hatta çoğu zaman "eş" kimliğinden çıkarak neredeyse eşinin bile annesi kıvamına geçen kadın aslında erkeğin bir süre sonra genetiğini bozar.

 

Fedakarlık yaptıkça değer ve mutluluk bulacağını sanan kadın araştırmalar da gösteriyor ki en çok aldatılan kadın sınıfına giriyor maalesef. Bir süre sonra kadının hakimiyeti karşısında egemenliğini ve amacını kaybettiğini düşünen erkek, hakimiyet kurabileceği bir başka kadın arayışına giriyor. Çünkü dört dörtlük olan kadın aslında farkında olmadan dominant bir karakter ortaya koyuyor.

 

Hata payı bırakmayan "muhteşem kadın" eşinin bir olayı başarma zaferini de elinden alıyor. Karısının sağladığı konfor sayesinde "armut piş, ağzıma düş" tarzı yaşayan erkek hiçbir konuda çaba gösterecek sebep bulamıyor ortada. Bunun sonucunda da kendini gösterebileceği başka bir alana kayıyor bir süre sonra. Hal böyle olunca da saçını süpürge eden "örnek eş" aldatıldığı gerçeğiyle yüzyüze kalıyor ve "ne yaptım da bunu hak ettim" diyerek kendini sorguluyor. Elbette ki hiçbir durum aldatmayı haklı çıkarmayacaktır ancak erkek kendini işe yaramaz hissederse gidebiliyor... Ve işin daha da acı kısmı ise mutlaka çevrenizde de dikkatinizi çekmiştir. Erkek evdeki eşinden daha vasıfsız bir diğer kadını tercih ediyor.

 

Bu örneklerden görüyoruz ki mükemmel olmak ne çok sevilmekle, ne de mutlulukla doğru orantılı değildir. Düzenli olarak yapılan iyilikler ve fedakarlıklar hayatta kime karşı olursa olsun belli bir süre sonra bir görev gibi algılanır ve değeri kalmaz.

 

Hem düşünsenize; sürekli başkaları için yaşamak, hep birilerinin ihtiyacını gidermek, mükemmel olmak uğruna ödünler vermek bir süre sonra sizi kişiliksiz kılmaz mı?

 

Kendi hayatınızdan vazgeçmeniz, gereksiz özveride bulunmanız inanın size alkış ve takdir getirmez. Üstelik sizin fazla çabanız eşinizi, çocuğunuzu, ailenizi de yoracak, onların kendilerini yetersiz hissetmesine sebep olacaktır.

 

Başkalarının hayatını düzenlerken kendinize ait olan yaşamı unutmayın. İnsan dediğin kusurlu olur. Hatalar insan olmanın gereğidir.

 

Lütfen kusursuz ve mükemmel olmayın... Bu sizin ruhunuzu köle, bedeninizi hizmetçi yapar bunu unutmayın!..

Yorum yaz