Yumurtalık kanseri hakkında bunları biliyor musunuz?
+ Sonra Oku

Yumurtalık kanseri nedir?

"Yumurtalık kanseri nedir? Yumurtalık kanserinin belirtileri nelerdir? Yumurtalık kanserinin evreleri nelerdir? Yumurtalık kanseri tedavisi nasıldır?" Yumurtalık kanseri ile ilgili merak ettiğiniz her şey haberimizde!

Ülkemizde her yıl 100 bin kadından 7’si yumurtalık kanseri tanısı alıyor. Çoğunlukla belirti vermeyip başka hastalıklarla sıkça karıştırılabilen yumurtalık kanseri bu nedenle sinsice gelişiyor ve geç fark ediliyor.

 

Yumurtalık kanseri nedir?

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Operatör Dr. Kağan Kocatepe yumurtalık kanseri hakkında bilgiler verdi.

 

Yumurtalık kanseri çoğu olguda 50 yaş üzerindeki kadınlarda görülse de her yaşta ortaya çıkabilir. Meme kanseri ve kalın bağırsak kanseri ile birlikte yumurtalık kanseri kalıtsal özelikleri çok güçlü bir kanser türüdür ve ailesinde bu sayılan üç kanser türünden biri olan kadınlar doktorlarına daha düzenli olarak gitmelidirler. Yumurtalık kanseri erken tanısı oldukça zor olan ve ilk tanı konduğunda çoğu durumda ileri evrelere ilerlemiş olan bir kanser türüdür ve bu özelliğiyle maalesef ölüm oranı yüksek kanserler arasında yer almaktadır. Yumurtalık kanserinin belirtileri sindirim sistemi şikayetlerine çok benzediğinden bazı durumlarda ilk şüphelenen kişi bir iç hastalıkları uzmanı olmaktadır. Teşhis çoğu durumda yumurtalıklardan bir veya ikisinde görülen kitle ve ileri olgularda karında görülen sıvı birikimi nedeniyle yapılan jinekolojik operasyon neticesinde konmaktadır. Tedavi için rahim ve yumurtalıkların alınması, çevre dokularda bulunan tümör dokularının çok iyi bir şekilde temizlenmesi ve ameliyat sonrası kemoterapi esastır.

 

 

Yumurtalık kanseri belirtileri nelerdir?

 

Acıbadem Eskişehir Hastanesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Cantuğ Çalışkan, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında bulunan Yumurtalık kanserleri hakkında açıklamalarda bulundu.

 

Doç. Dr. Ahmet Cantuğ Çalışkan “Yumurtalık kanserleri; en sık 50-65 yaş arasında karşımıza çıkmaktadır. Bu kanserlerin karşımıza çıkması bağırsak tıkanması veya akciğer çevresi dokusunda sıvı birikimi gibi akut bir şekilde daha önce bir bulgu vermeden çıkabildiği gibi yıllar içerisinde özellikli olmayan veya önemsemediğimiz karın ağrısı, kasık ağrısı, sık idrara çıkma, iştahsızlık veya mide, bağırsak sorunları gibi birtakım şikayetler sonrası da belirti verebilmektedir" dedi.

 

Yumurtalık kanseri tanısı nasıl konulur?

 

Hastalığın tanısı ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Çalışkan “Yumurtalık kanseri tanısının konulması mutlaka cerrahi müdahale gerektirmektedir. Bunun sebebi erken dönemde tanı ile kitlenin tamamen çıkarılma şansı olmaktadır. Erken tanı amacıyla yumurtalık dokusuna biyopsi işlemi içerisindeki kötü huylu dokunun karın içerisine yayılma riskinden dolayı önerilmemektedir. Kanser ameliyatları kapsamlı, uzun süreli ve kişinin genel sağlık durumuyla da ilgili olduğundan akciğer, karaciğere yayılım, aşırı derecede asit veya kişinin performans durumunun kötü olduğu hallerde tanı ve tedavi amaçlı cerrahi yapılmamaktadır. Bu gibi durumlarda kemoterapi işlemi uygun görülmektedir" ifadelerini kullandı.

 

Yıllık muayenenin önemi

Doç Dr. Ahmet Çalışkan "Kadınların her yıl mutlaka yaptırması gereken jinekolojik muayenelerinde kötü huylu tümörleri düşündüren herhangi bir görüntü mutlaka cerrahi müdahale ile tanı veya tedavi gerektirmelidir. Kanda artmış olan tümör belirteçleri ile birlikte ilişkili şikayetlerin bulunması mutlaka aklımıza bu tür değişimleri getirmeli ve bir an önce tanı ve tedavi sürecine girilmelidir" dedi.

 

Doç. Dr. Ahmet Cantuğ Çalışkan'a göre; mide şişkinliği, mide ağrısı, gaz problemleri, iştahsızlık, yeme bozuklukları, kilo kaybı ve sık idrara gitme isteği ile belirtilerini gösteren yumurtalık kanseri ilerlemeye başladığı dönemde herhangi bir şikayet oluşturmayabilir. Zamanla büyüdükçe şikayetlerde artış veya yeni sıkıntılar oluşturabilmektedir. Bu da bize en ufak bir şüpheli durumda mutlaka kontrol olmamız gerekliliğini göstermektedir. “Eğer ki bu durumu düşündürecek herhangi bir durum varsa; ultrasonografi veya diğer görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bunun yanında kan tahlilinde; CA125,OVA1 ve ROMA gibi kanser tanısı koymada yardımcı olabilecek belirteçler bulunmaktadır ve bu belirteçler kanser tanısında cerrahinin gerekli olup olamayacağı hakkında da bilgi vermektedir. Cerrahi ise yumurtalık kanserinin gerçek tanısı cerrahi olarak yumurtalıkların alındıktan sonra patolojik incelenmesi sonrası konur. Cerrahi işlem devam ederken patolojiden çıkan sonuca göre operasyonun şekli belirlenir. Eğer sonuç kanser çıkarsa daha geniş kapsamlı bir işlem olan radikal histerektomi denilen işlem uygulanmaktadır" diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Çalışkan "Kanser evrelemesini de kanserin ne kadar yayıldığını gösteren bir sistemdir. Genellikle yumurtalık kanserlerinde cerrahi işlem sonrası patolojik değerlendirmelerle beraber yapılmaktadır" dedi.

 

Yumurtalık kanseri nasıl tedavi edilmektedir?

 

Doç. Dr. Çalışkan şunları kaydetti: "Çoğu yumurtalık kanserlerinde ilk basamak tedavi kanserli dokunun tamamen ortadan cerrahi olarak kaldırılmasıdır. Cerrahiden sonra planlanacak olan tedavi hastalığın yayılım derecesi, yaş ve diğer tıbbi problemlere göre yapılmaktadır. Bazı durumlarda ameliyat sonrası tedavi gerekmezken bazı durumlarda kemoterapi uygulanmaktadır. Kemoterapi denilen yöntem damar yoluyla uygulanan bir tedavi yöntemi olup kanserli hücreleri yok etmeyi amaçlamaktadır.

 

Gebelik planı bulunuyorsa yapılanlar

Bu durumda mutlaka tedavi edecek olan doktor bilgilendirilmelidir .Yumurtalık kanser tedavileri sonrası genellikle gebelik ihtimali olmamakla birlikte özel bazı durumlarda bu göz önüne alınarak gebe kalma şansı verilebilmektedir.

 

Yumurtalık kanseri tedavisi olduktan sonra...

Kanserin tekrar oluşabilme riski nedeniyle sık aralıklarla takip önerilmektedir. Kan testleri, jinekolojik muayene ve görüntüleme yöntemleri bu amaçla kullanılmaktadır. Ayrıca bahsedilen şikayetlerle ilgili sürekli uyanık olunmalı ve herhangi bir şüphede başvurulmalıdır.

 

Yumurtalık kanseri tekrar ederse ne yapılmalıdır?

 

Bu durumda cerrahi veya kemoterapi planlanmaktadır. Hedefe yönelik tedavi denilen kanser hücrelerinin büyümesini önleyici tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.

 

Yumurtalık kanseri nasıl önlenir?


Doç. Dr. Ahmet Cantuğ Çalışkan ailede yumurtalık, meme, kolon veya rahim kanseri öyküsü mevcut ise kişilerin mutlaka doktorlarına bilgi vermesi gerektiğini böylece erken tanı yöntemleri zamanında uygulanıp tedavi sürecinin de erken dönemde başlayabileceğini vurguladı.

 

 

İstanbul Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Samet Topuz, yumurtalık kanseri hakkında bilinmeyenleri anlattı.

 

İstanbul Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Samet Topuz, yumurtalık kanserinin jinekolojik kanserler arasında rahim zarı kanserinden sonra ikinci sırada görülmesine rağmen ilk sırada gelen ölümcül jinekolojik kanser olduğuna dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2014 yılında yumurtalık kanserinin kadın kanserleri arasında 7. sırada görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Samet Topuz, yılda 2361 kadının yumurtalık kanserine yakalandığını söylüyor.

 

Ortalama görülme yaşı 63

Yumurtalık kanserinin ortalama görülme yaşının 63 olduğunu kaydeden Prof. Dr. Topuz, olguların çoğunluğu menopoz sonrası dönemde olduğunu ifade ediyor. Yumurtalık kanserlerinin yüzde 10’unu oluşturan genetik geçişli olanlar 10 yaş daha genç yaşta görülürler. Erken adet görmek, geç menopoza girmek, gebe kalmamak, emzirmemek, ailede bağırsak meme yumurtalık kanseri olması, obesite, endometriozis yumurtalık kanseri için risk faktörlerini oluşturuyor. Bununla birlikte yumurtalık kanseri olan hastaların büyük kısmında bu risk faktörleri olmaz. Gebe kalmak, emzirmek, doğum kontrol hapı kullanmak, tüplerin bağlanması veya çıkarılması yumurtalık kanserine karşı koruyucu faktörlerdir“ bilgisini veriyor.

 

Cerrahi müdahale önemli

Yumurtalık kanserinin tedavisinde cerrahi ve kemoterapi yöntemlerinin uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Topuz, şunları belirtti: “Çok erken aşamaların dışında olguların büyük kısmı cerrahi sonrası kemoterapi görecektir. Yumurtalık kanseri olgularının yüzde 70-80‘i evre 3-4‘te olduğu için hastalık özellikle karnın üst kısmına yayılmış durumdadır. Bu nedenle burada yapılacak kapsamlı bir cerrahinin önemi çok büyük. Mümkünse geride hiç tümör bırakmayacak şekilde yapılacak bir cerrahi hastanın sağ kalımını artırıyor. Genişletilmiş bu cerrahinin içine bağırsak çıkartılması, dalak çıkartılması, karaciğer metastazlarının çıkartılması, karın zarı ve diyafram zarının soyulması gerekirse göğüs boşluğundaki tümörlerin çıkartılması gibi cerrahi prosedürler giriyor.”

 

Bu operasyonların ancak deneyimli merkezlerde diğer disiplinlerle işbirliği içinde ve mutlaka jineko-onkolog kanser cerrahisiyle ilgilenen kadın doğum hekimleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Samet Topuz, “Evre 3 hastalarda 5 yıllık sağ kalım rakamları yüzde 25-40 arasında değişiyor. Kapsamlı cerrahilerle bu oranı artırmak mümkün. Geride 1 santim üstü tümör bırakılan hastalarda median sağ kalım 31 ay iken, hiç tümör bırakılmayan hastalarda median sağ kalım 78 aya çıkabiliyor. Maksimum cerrahide her yüzde 10’luk artış sağ kalımda yüzde 5‘lik artış şansı sunuyor. Bazı olgularda tümör ilk cerrahide çıkartılamayacak kadar yaygın veya çıkartılamayacak alanlarda ise tedaviye neoadjuvan kemoterapi dediğimiz, yardımcı kemoterapi ile başlanıyor ve sonrasında cerrahi yapılıyor” açıklamasında bulundu.

 

 

Yumurtalık kanseri riskini azaltan 10 etken

 

Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör, yumurtalık kanseri riskini azaltan 10 etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 

Aile hikayesinin bilinmesi

Yumurtalık kanserlerinin yüzde 10-15'i genetik geçişle ortaya çıkıyor. Bu nedenle ailesinde yumurtalık kanseri ve meme kanseri olan bireylerin bilinmesi ve farkındalık çok önemli. Aile hikayesini biliyor olmanız sizin ve doktorunuzun riski azaltmak için sağlığınızla ilgili daha aktif kararlar alınmasına yardımcı olur.

 

Sağlıklı diyet

Doğru ve sağlıklı beslenme bütün kanserlerde olduğu gibi yumurtalık kanserlerinde de çok önemli. Size kilo aldırma ihtimali olan yağlı besinlerden, aşırı kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Yapılan çalışmalar özellikle düşük yağlı diyet, taze meyve tüketimi, zencefil, domates suyu, yeşil çay, biberlerin bitki türleri, kuruyemişler, marul ve keten tohumu tüketilmesinin yumurtalık kanseri riskini çeşitli oranlarda azalttığını gösteriyor.

 

Düzenli egzersiz

Vücudumuzdaki yağ oranı ile kanser arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Yağ dokusundan salınan fazla miktardaki östrojen yumurtalık kanseri riskini artırıyor. Bu nedenle yapacağınız egzersizler ve spor ile kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Yağ oranınız düşeceği için kanser riskiniz de azalacaktır.

 

Rutin kontroller

Yaş ilerledikçe yumurtalık kanseri görülme oranı artıyor. En sık 63 yaşında görülüyor. Bu nedenle rutin kontrolleri ihmal etmemek çok önemli.

 

Genetik test

Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör “Bir kadının hayat boyu yumurtalık kanseri olma ihtimali yüzde 1-2'dir. Ancak genetik olarak ailesinden gelen BRCA1 ve BRCA2 genetik mutasyonları varsa bu oran BRCA1 için hayat boyu riskini yüzde 40'a, BRCA2 için de yüzde 10-20'ye çıkartıyor. Bu nedenle bu mutasyonlara sahip olduğu bilinen kadınlarda belli yaş gruplarında cerrahi önerilebilir” diyor.

 

Annelik ve emzirme

Doğurganlık ve emzirme dönemi yumurtlamanın kesintiye uğradığı süreçler. Sık yumurtlamanın yumurtalık kanserinin oluşumunda rol oynadığı düşünülüyor. Bu nedenle çok doğum yapmış, özellikle erken yaşta gebelik yaşamış kadınlarda ve uzun süre emziren kadınlarda yumurtalık kanseri riski azalıyor.

 

Doğum kontrol hapı

Yumurtlamayı engelleyen doğum kontrol hapları yumurtalık kanseri riskini azaltıyor. Genç yaş grubunda (20'li 30'lu yaşlar) toplam 1 yıllık devamlı veya aralıklı doğum kontrol hapı kullanmış olan kadınların hayat boyu yumurtalık kanseri riski yüzde 50 azalıyor. Kullanma süresi uzadıkça risk azalıyor ve ilacı kesseler dahi koruma uzun yıllar devam ediyor.

 

İlaç ve vitamini bilinçli kullanmak

Androjen içeren ilaçların, menopoza girdikten sonra sadece östrojen içeren ilaçların ve doğurganlığı artırıcı ilaçların kullanımı yumurtalık kanseri riskini artırabiliyor. Bu nedenle bu ilaçların kullanılmasını gerektiren durumlarda doktorunuzla bu olasılıkları konuşun. İlaç şeklinde veya güneşle D vitamini alınması kanser riskinizi azaltıyor.

 

Talk pudrası kullanmamak

Genital bölgede hijyenik amaçlı kullanılan ürünlerde bulunan talk pudrasının kullanılması yumurtalık kanseri riskini artıran faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. 1970’lerden beri vücut ve yüz pudralarında talk ve asbestoz kullanılmıyor. İçinde talk olan ürünlerden uzak durun.

 

Cerrahi müdahale

Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör “Son yıllarda yumurtalık kanserlerinin yarısının tüplerden kaynaklandığı görülmüştür. Bu nedenle tüp ligasyonu yapılması veya tüplerin alınması yumurtalık kanseri riskini yarı yarıya azaltmaktadır. Ayrıca rahmin alınması da 1/3 oranında yumurtalık kanseri riskini azaltmaktadır” diyor.

 

Kanserle savaşta sofranızda bunları eksik etmeyin!
GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yaz