Sıradan insan

Salatalığın kabuğunu, elmanın koçanını, marulun dibini ayırıp içine tuvalet kağıdı rulolarını katıp kompost yaparak hayat basitleşmez. Eşyayı, üstü başı azaltmak, kredi kartlarını iptal etmek yetmez. Hayat sen basitleşmeye razı geldiğinde basitleşir. 

 

Sor kendine, başka nelerden vazgeçebilirsin? 

 

Mesela Facebook, Instagram vs hesabını kapatabilir misin? Haberleri okuyorum diye kendini kandırma, çok merak ediyorsan kaynağına girer bakarsın. Arkadaşları merak ediyorum desen, o da doğru değil. Beş yüz arkadaşın mı var? Hadi çok seçicisin elli olsun, afiyetteler mi diye takip ettiğin yer Facebook’la Instagram mı? Arkadaşım dediğin insanlarla yakınlığın bu kadar mı?

 

Kendini sergilemeden yaşayabilir misin? Toprağa çıplak basan ayaklarının mutluluğunu kendine saklayabilir misin? Solucanlarla selfie çekmeden durabilir misin?

 

Televizyonun yok, elindeki telefon akılsız, çok kitabın var diye kendini orijinal bulmaktan alabilir misin? İnsana değer biçme terazini değiştirmek zorunda kalacaksın. O terazinin kendini koyduğun kefesi ağır basmayacak. İbre sana kimseden değerli olmadığını, kimsenin senden daha az değerli olmadığını söyleyecek. Bu gerçeklerle yüzleşebilir misin?

 

Kendi işini kendin yapabilir misin? Canın mandalina istedi diyelim, kalkıp kendin alabilir misin? Oturduğun yerden kafanı kaldırıp “Bana bir bardak su getirsene” cümlesini lügatından çıkarabilir misin?

 

Kim olduğun, cebinden şak diye çıkarıp uzattığın kartvizitin, “ben” diye başlayan cümlelerin börtü böceğin, gelen geçen bulutun, açan gelinciklerle papatyaların, perdeleri aralayan rüzgarın, insangillerden komşuların umurunda olmayacak, bunu kabul edebilir misin?

 

Hayatın esasen karnını doyurmak, bedeninle ruhunu mutlu etmekten başka bir şey olmadığını, bütün araya sıkıştırdıklarının ihtiyaç dışı arayış, bazen oburluk olduğunu idrak etmeye hazır mısın? Uyanıp kahvaltı etmek, evin tozuyla bahçenin birikmiş yaprağıyla uğraşmak, öğle üzeri yemek hazırlamak, kediler gibi kendini temizleyip biraz uyumak, sonra akşam sofrasından kalkıp uykun gelene kadar oturmak, oyalanmak sana yetecek mi?

 

Herkesin gittiği sinekli bakkaldan alışveriş edebilir misin? Çocuğunu herkesin çocuğunun gittiği okula gönderebilir misin? Semt pazarından aldığın gömleği üzerine, pabucu ayağına geçirebilir misin? Oje sürmeden, tıraş olmadan kaç gün geçirebilirsin?

 

Taşıyamadığın yükleri bırakmak, daha az çalışmak ya da artık çalışmamak, hayvandan nebattan oksijenden bol yerde yaşamak, günlük hayatını bir süreliğine yavaşlatır, seni rahatlatır. Ama vahşi şehir alışkanlıklarından vazgeçmez, beyaz adam alışkanlıklarını gittiğin yere götürmekte ısrar edersen kaydı başa sararsın.

 

Basit hayatı, ancak basit olduğunu kabul eden yaşayabilir. Basit insanın kafasında aynı anda kırk tilki dolaşmaz. Basit insan, plazalarda geliştirip bilediği insan sömürme yeteneğiyle iftihar etmez. Bulduğu üç tane insana laf çakarak “iyi dedim ama” diye tatmin olmaz.Ayaküstü kapıda laflarken biri arkasını dönünce diğerine kaş göz, iki adım uzaklaşanın peşinden dedikodu etmez. Kendini kimseyle kıyaslayıp “birinç” çıkmaya, hep ve hep “en” olmaya çalışmaz.

 

İçindeki savaşçıyı gittiği yere taşıyıp, vardığı yeri terk ettiği yere benzetmeye çalışmaz. Otların arasında ilerleyen kaplumbağadan, kendi yuvasıyla meşgul karıncalardan biraz feyzalır. Hayvan masallarını hatırlayıp komşularıyla iyi geçinir.

 

Basit ve huzurlu yaşam sürmeyi, sıradanlığı bütün samimiyetiyle benimseyen insan hak eder.

 

Sen sıradanlaşmayı kabul edebilir misin?

Yorum yaz

  • Misafir 2018-03-20 16:45:20

    Yaşamın tadını çıkarmak işte bu ????

  • Misafir 2018-01-25 15:49:32

    harika bir anlatım !

  • Misafir 2018-01-24 20:34:27

    Cok güzel anlatmisssiniz