İnsanlar dünyayı, kendilerini ve birbirlerini algılamak için kullandıkları duyularına genellikle güvenirler. Duyular dış dünyaya açılan tek pencere olsalar da insanlar duyuların dış fiziksel gerçekliği ne kadar doğru şekilde temsil ettiklerini de zaman zaman sorgularlar. Felsefe alanında “Gerçeklik nedir?” gibi sorular binlerce yıldır tartışılırken, son 20 yıl boyunca gelişen sinirbilim araştırmaları öznel inançların etkisini keşfetmeye başladı.


Yeni nörobilim araştırmaları; beyinde duyu sinyallerini işleyen bölgeleri içeren, üst düzey düşünce süreçlerimizi sağlayan serebral korteksin bir sonraki adımda ne olacağına dair sürekli tahminler ürettiğini ortaya koyuyor. Duyusal işlemeden sorumlu nöronlar, sadece bizim tahminimizden ibaret olan şeyler ile gerçekte olan arasındaki farkı kodluyor. Burada da devreye “beklentiler” girebiliyor.


Almanya’daki Dresden Teknik Üniversitesi’nden sinirbilimciler, beyinde yalnızca serebral korteksin değil, işitsel yolun tamamının sesleri kişinin önceden sahip olduğu beklentilere göre temsil ettiğini tespit eden bir deney yaptı. Deneyde fonksiyonel MR kullanılarak katılımcılara bazı ses dizileri dinletildi. Ardından katılımcıların beklentileri, ses dizisindeki değişen sesleri beklemeleri için manipüle edildi. Deneklerin işitsel ortaya beyin ve talamus bölgelerindeki duyusal işlemenin, deneklerin beklentileriyle değiştiği tespit edildi. Diğer bir deyişle, deneklerin uyaranın meydana gelme olasılığına göre yanıt verdikleri görüldü.


Beyindeki duyuların işlenmesiyle ilgili geliştirilen “Tahmini kodlama” teorisine göre, algı bir “Hipotez testi” süreci olarak tanımlanıyor. Beyinde gerçekleşen tahmine dayalı kodlamada, beyin fiziksel dünyanın bir sonraki anda nasıl görüneceği, kokacağı ve ses çıkaracağına dair sürekli tahminler üretiyor. Nöronlar, bu tahminleri temsil ederek koruyor.


Çalışmayı yürütenlerden biri olan Dr. Alejandro Tabas bulgular hakkında şunları söylüyor: "Fiziksel dünyaya dair öznel inançlarımız, gerçekliği nasıl algıladığımızda belirleyici bir role sahiptir. Nörobilim alanında onlarca yıllık araştırmalara göre insanlarda ve maymunlarda beynin en gelişmiş bölümü olan serebral korteks, bu öznel inançları gerçek duyusal bilgilere karşı test ederek duyusal dünyayı tarar. Şimdi, bu sürecin beynin en ilkel ve evrimsel olarak korunan kısımlarına da hükmettiğini gösterdik. Algıladığımız her şey, fiziksel dünyaya dair öznel inançlarımızla derinden ‘kirlenmiş’ olabilir.”


Öznel inançların duyular üzerinde etkiye sahip olma rolüne bugüne kadar az ilgi gösterildiği ancak bu tarz araştırmaların yeni yollar açacağı söyleniyor. Tahmin yürütmenin günlük yaşam üzerindeki önemine bakılınca ise ‘beklentilerin’ beyindeki ilgili kısımlara aktarılırken gelişebilen bozuklukların bilişe olan etkileriyle ilgili de yeni keşiflere kapı açılıyor. Özellikle de en yaygın öğrenme bozukluklarından biri olan gelişimsel disleksi, subkortikal işitsel yoldaki değişen tepkilerle ve işitsel algıda uyaran düzenliliklerinden yararlanmanın zorluklarıyla zaten ilişkilendiriliyor. Bu tarz yeni sonuçların, disleksisi olan bireylerin konuşmayı algılamada neden zorluk yaşadıklarına dair yeni açıklamalar sağlayabileceği söyleniyor.



Referanslar: Technische Universität Dresden. "We hear what we expect to hear." (2021) Şuradan alındı: https://www.sciencedaily.com/releases/2021/01/210108120110.htm




YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.