Kova burcunda Dolunay: Özgünlüğünü geri çağır

Her ay, gökyüzüyle olan bağımızı kaçınılmaz şekilde hatırlatan bir an gelir. Ay'ın döngüsel enerjisi dolunayla birlikte doruğa ulaşır ve evren bizden duygularımızı fark etmemizi, gevşememizi, iç sesimizi dinlememizi ister... Bir yandan kendi içimizde bağlar kurarız, bir yandan da başkalarıyla ilişkilerimizi görünmez iplerle yeniden öreriz.


9 Ağustos Kova burcunda dolunay içsel olduğu kadar kolektif bir yolculuğa da kapı aralıyor.


Mersin Balığı

Doğanın ritmiyle iç içe yaşayan Kızılderililer Ağustos Dolunay'ına "Mersin Balığı Dolunay'ı" ismini vermişlerdir. Amerikan Yerlileri tarafından nesiller boyu aktarılan bu isim, doğanın döngüsüne kulak veren kültürlerin ayla kurduğu derin bağı simgeler.


Gerçekleşecek dolunay sadece bir takvim olayı değil, Kova burcunun isyankâr, yenilikçi, özgürlük düşkünü ruhuyla şekillenmiş bir çağrıdır. Bu dönemde sıradışı olana özlem duyar, tüm kuralları ve kalıpları yırtıp atmak isteriz. Bilinmeyenin yeni olasılıkları bizi cezbeder. Beklenmeyeni düşünmek, standartların dışında nefes almak isteriz. En önemlisi, içgüdülerimize güvenmeyi öğrenmemiz gerekir. İlk tepkilerimizin bize söylediği şeyleri küçümsememeli, aksine sezgisel ipuçlarının peşinden gitmeliyiz.


Mersin balıkları gibi... Onlar, devasa su kütlelerinin içinde yollarını bulan, kimi zaman saat yönünün tersine yüzen, bazen dalgaya direnen ama asla kendi yönlerinden vazgeçmeyen canlılardır. Onlardan ilham almamız, anlamsız ve bir yere varmayacak rotalarda kendimizi zorlayarak tükenmememiz gerekiyor. Aksine, kendi yönümüzü belirleyerek, hatta bazen akıntının ya da zamanın tersine hareket ederek doğru yolu bulmayı denemeliyiz.


Bağlar

Dolunay, sadece içsel bir uyanış eşiği değil, aynı zamanda topluluklarla kurduğumuz bağların da yeniden şekillenmesi anlamına geliyor. Benzer frekanslardaki insanlarla bir araya gelip, etki alanlarımızı büyütebilir, belli bir konuda takım/grup çalışmalarına başlayabiliriz. Frekanslarımızı birlikte yükseltip başkalarının kalbine dokunabiliriz.


Geç olsun güç olmasın

Dolunay anında Merkür, Satürn, Neptün ve Plüton geri gitmeye devam ediyor. Bu göksel geri vitesler, niyetlerin hayata geçmesini yavaşlatabilir. Fakat bu kötü bir şey değildir. Aksine, evren "Dur, bak ve yeniden düşün" diyor. Yoğun retro etkisini eski arzularınızı gözden geçirmek, yeni hedeflere daha sağlam adımlarla yürümek için ihtiyacınız olan bir boşluk bir "es" gibi düşünebilirsiniz.


Önemli bir dolunay çünkü

Tam dolunay günü, Mars Terazi burcunda, Koç'taki geri hareket eden Satürn ve Neptün'le karşıt konumda olacak. Bu açı, yorgun, sıkışmış ya da belirsizlik içinde hissettirebilir. Ama aslında yaşadığımız anların niteliği değil, o anlarla ne yaptığımız bizi tanımlar. Geri çekilmek yerine, stratejik olmak önemlidir. Hareketsizliğe hapsolmak yerine, çıkış yollarını fark etmeye çabalayın. Çünkü Mars Uranüs ile temas ediyor. Bu enerji içinizdeki görünmez zincirleri kırmak için güçlü bir dürtü yaratabilir. Mars ile Plüton'un uyumu ise sizi ileri iten kozmik bir motor gücü gibi çalışabilir.


Anlatmak yerine dinle

Dolunayın enerjisi yükselirken, sabırsızlık artabilir. Ani parlamalar, yersiz tartışmalar tetiklenebilir. Özellikle yakın olduğunuz insanlarla aranızdaki köprülere dikkat etmeniz önerilir. Herkes kendi fikrini yüksek sesle ifade etmek isterken, kulak vermek zorlaşabilir. Ama gerçek ilham bazen sadece dinlemekten doğar. Eğer karşındakini susturursan, sana sunacağı farkındalıkları da sonsuza dek kaybedebilirsin.


Sıradanın ötesi

Bu dünya seni kalıpların içine sıkıştırmak için değil, o kalıpları kırman için var etti.


Sen bu dünyaya belirli bir sebeple geldin. Ve sadece senin gerçekleştirebileceğin bir ruhsal görev var. Sunacakların, paylaşacakların, yaratacakların sadece sana ait. Ve bunlar, ancak o eşsiz, özgün özünü kucakladığın zaman ortaya çıkabilir.


Herkes gibi olmaya çalışmak trajiktir çünkü herkes gibi olmak kendin olmanın önündeki en büyük engeldir. Kendini küçültmek. Sıraya girmek. Uymak. Oysa dünya artık bu rollerden bıktı. Süslü, cilalanmış hayatlar... "olması gereken" gibi görünen sosyal medya maskeleri... Bunlar artık kimseyi doyurmuyor, kimsenin umurunda değil.


İnsanlar artık gerçeği istiyor. Otantik olanı. Dağınık da olsa, uymasa da kalıplara... hakikati.


O kalıplar kırılmalı. Çünkü küçüldük. Şekil değiştirdik. Yeterli miyiz diye sürekli sorguladık. Ama kimin için? Neyin "yeteri" bu? Kim karar veriyor buna?


Sen yeterlisin ve aslında sürekli kanıtlamaya ihtiyaç duyduğun şeyler o kadar da değerli olmayabilir. Kendini tam anlamıyla sahiplendiğinde, zaten yeterli olduğunu en derinde bir yerde bileceksin. Kimsenin onayına ihtiyacın yok.


Kova burcundaki dolunay, seni değersizleştiren tüm iç sesleri aydınlatacak. İnsanları memnun etmek için susmana neden olan o eski alışkanlıkları... Rahatlatan ama seni içten içe tüketen tüm uyum kalıplarını... Artık arkanda bırakman ve onlara başkaldırman gerekiyor.


Kolay olmayabilir. Ama bir gerçeği dile getirmenin, "hayır" demenin, kendini savunmanın ya da sadece "kendin olmanın" doğuracağı kısa süreli rahatsızlık, sana ömür boyu sürecek bir içsel özgürlük sunacak.


Bu senin zamanın. Özgünlüğü seçme zamanı. Gerçekliği seçme zamanı. Kendi yolunu açma zamanı. Ve gökyüzü, seninle birlikte.


Cesaret ve umutla




YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.