X

Geçen haftanın magazin gündemine yetişebilene aşk olsun! Siz bu satırları okurken dünyayı uzaylılar basmış olabilir, Gülben Ergen onlarla röportaj yapıp kendini mağdur gösterebilmeyi başarmış, Hülya Avşar'ın gizli bi uzaylı bebeği olduğu haberi hızla yayılmış olabilir....


Gülben Ergen'e saldırı timinin başındaki tugay Seren Serengil ve Yeşim Salkım, intikamın 20 yıl sonra bile yenebilecek bir yemek olduğunu bizlere gösterdiler.


Öncelikle belirteyim, bu çamurlu savaşta hiçbir taraf değilim. "Bırakınız birbirlerini yesinler" ekibinin hemen yanında yer alıyorum elimde kahvem ile. Hiçbir tarafın savunulacak bir yanı yok.


Ülkenin en eğitimsiz kesiminden, en üst düzey "gazeteci"lerini bile bi taraf seçmeye zorlayan, milyonların bu kadar ağızdan salyalar aka aka takip etmesinin tek sebebi yine bu kadınların kendileri.


Taraflar gıyabında konuşmuyorum ama yıllarca kimin eli kimin cebinde ilişkiler yaşayıp, Ümre'de iki kare fotoğraf verip kendince toplumun gözünde kendisini aklayan bu tipleri sanatçı diye başımıza çıkaran da bizim toplum, şimdi birbirlerinin saçını yolmasını keyifle izleyen de bizim toplum.


"20 yıl önce sen benim kocamı çaldın, benim nişanlımı ayarttın, benim ayağımı bilmem nereden kaydırdın..."


Kendilerinin olmayan parayı kaybetmenin kuyruk acısıyla birbirlerine demedikleri kalmıyor kadınların. Adamı kaybetmek, sevgiyi yitirmek tamamen hikaye. Kapı önüne 3 değil 13 milyon dolarla koyulsa bu kadar yıl sonra ağlayıp zırlar mıydı taraflardan biri? Ya da diğeri bütün bu yaptığı sinsilikleri sosyal sorumlulukla üzerini örtmeye devam edebilse bu kadar celallenir miydi?


Hepsi birbirlerine ettiklerini buluyorlar, biz de camda kavga izleyen mahalleli gibi garip bi keyifle ve bi o kadar da kekremsi bi tatla izliyoruz.


Bu kavga gürültü arasında bir de "kocama dokunma" diye bir akım başlamış, evli kadınlar, kocalarını AYARTAN yellozları ifşa ediyor.


Yahu biz çok meraklıydık sanki senin göbekli kocana dokunmaya!


Metres ifşa konvoyunda kadınlar birbirine ağza alınmayacak şeyler yazıyorlar, okurken kulaklarıma kadar kızardım. Kocaları olacak gebeşleri el üzerinde tutup herifleri tüm sorumluluktan men ettikleri yok ama net bir düşman olarak diğer kadını seçmişler.


Bize örnek olmalarını hiçbir zaman talep etmediğimiz medyatik kadınlar, bu görevi de kendi kendilerine üstlenip en iyi anne, en iyi eş, en iyi inanan, en iyi okur olmak için didinip durdular. Olmadıkları kalıplara kendilerini sokmaya çalışıp, bu kumdan kaleler yıkıldıkça dibe battılar ve sonuç ortada işte. Milletin yuvasını kurtarmak sana mı kaldı? Herkes kendi kapsının önünü süpürsün...


Kimse sizden örnek aile tablosu çizmenizi istemediği gibi kimse kocanızın sizi kiminle aldattığını da bilmek istemiyor. Ha hangi otelde basıldıklarından, kimlerin bunu nasıl sakladığına kadar en ince magazinsel detaylarla anlatırsanız dinleriz. Hop bir tuşa basıp sizden uzaklaştığımızda o cehennemde hala yıllar öncenin hesabını soruyor olursunuz.


Biz burada kız kardeşlik kazanacak, kadın gücü diye bi tarafımızı yırtarken her şeyi başa döndürdüğünüz için ayrıca teşekkürler. Kaç beyaz gömlek giyip, kaç okul yaptırarak bu rezilliğinizi örtmeye çalışacaksınız acaba?


Ya da hop bi Tarkan düeti ve hit bi şarkıya mı bakar yeniden tepemize çıkmanız?