İlle doğurmak mı lazım yahu?
+ Sonra Oku

Ilgın'ın tüp bebek günlüğü - 8

Erdemin hazırladığı kür kargoyla geliyor, içinde iki macun, bir şişe tentür, bir şişe yağ var. İşe yarayacağına çok inanıyoruz. Alkol almayı bırakıyoruz, Serhat sigarayı azaltıyor. Dikkatli besleniyoruz. Korunmuyoruz ama pek sevişmiyoruz da. Keyfimiz yerinde ama çok da değil gibi.

 

Bir sabah evlat edinme meselesini ortaya atıyorum. Uzun uzun konuşuyoruz. Ben zaten var olan ve bir anne babaya ihtiyaç duyan bir çocuğun sesine ses vermenin bir çocuk doğurmaktan daha kıymetli olduğunun ateşli savunuculuğunu yapıyorum, Serhatım da dinliyor. Evet diyor, olabilir. Bir şeye ne zaman aklı yatmasa böyle yapıyor. Bu konuyu neredeyse her gün açıyorum. Ağzından kerpetenle aldığım laflardan kafasında neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Evlat edinmeye karşı değil, kalbiyolojik analık babalık meselesini aşırı takdir ediyor ve buna asla kapalı değil bunu anlıyorum ama neden heyecanlanmadığını neden araştıralım demediğini bir türlü anlayamıyorum.

 

O esnada bir iş için uğramamız gereken bir ahbabımızın ablası var; Sibel Hanım. Onu ziyarete gidiyoruz. Laf dönüyor dolaşıyor, çoluğa çocuğa geliyor. Sibel Hanım bekâr bir anne. Ne büyük sorumluluk diyorum, çok büyük bir işin altından kalkıyorsunuz. En başından biliyordum diyor. Ben o esnada boşanacağımı bilsem çocuk yapar mıydım falan diye düşünedurayım, Sibel Hanımcığım anlatmaya başlıyor. Oğlu sekiz aylıkken evlat edinmiş. Kuruma çağırılıp ona gösterilen ilk bebekmiş. Üç sene sıra beklemiş. Her gün haber beklemiş. İnsan bekârken de evlat edinebilirmiş. Bu çocuğu doğurmadığını çoktan unutmuş. İnsan çocukları seviyorsa bütün çocuklar birmiş.

 

Serhatımın gözleri kıpkırmızı.

 

Sibel Hanımın yanından çıkıyoruz, arabada uzun bir sessizlik oluyor. “Kahve içelim” diyor Serhat, konuşacağız. Anlatacak. Müthiş heyecanlanıyorum. Çünkü ben de bir çocuğum ve tüm işaretleri kendi gönlüme göre değerlendiriyorum. Kocam bu hikâyeden çok etkilendi ve artık sesimi duyup kendini suçlamayı bırakacak, kendimizi en yakın sosyal hizmetlerin kapısında bulacağız. Ben karar verdiysem, her şey çok basit sanıyorum. Herkes herzeye benim yüklediğim anlamı yükleyebilir zannediyorum.

 

Öyle olmuyor. Serhat en sakin haliyle bu hikâyenin çok etkileyici olduğundan ama biyolojik olarak kendi çocuğumuza sahip olmanın tüm kapıları kapanmadan bu yola girmek istemediğinden bahsediyor. Kahvesinden koca bir yudum alıp, lütfen hayatımız boyunca “Deneseydik iyi olmaz mıydı” diye içimizi kemirecek bir kurt yaratmayalım diyor.

 

Peki.

 

Önceki yazılar

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yaz