Damla Çeliktaban Diğer Yazıları Yazar Kimdir

Mucit hekimler mi dediniz?

Uzun zamandır; içsel dünyam haricinde ilginç bulduğum pek bir şeye rastlayamıyorum dış dünyada. Varsa yoksa içerisi, diyorum. Kendi engellerimi aşmak ve olmasını istediğim dünyayı yaratmak üzerine odaklanıyorum ne zamandır.

 

Şikayet etmek, eleştirmek, söylenmek yerine (kelimelerimden başlayarak) idealime doğru gitmeye gayret ediyorum. Dünyanın ortak ruhunu, her gün, elimin değdiği yerden başlayarak, her gün yeniden ilişkilerimi, davranışlarımı belli bir şuur seviyesinden yaşayarak, iyileştirmeye niyet ediyorum, bir zamandır. Barış için savaşmaya değil, barış için öncelikle kendimle barışmaya inanıyorum. Kendi potansiyelimi ortaya koyarak yaşarsam eğer, bu dünyaya bir faydam olacağına inanıyorum. Gayretim, çabam, hedefim, hediyem hep bu minvalde...

 

Daha çok yeni haberdar olduğum bir sosyal girişimden bahsetmek istiyorum size. İlgimi çekebilmelerinin en önemli unsuru, biraz önce yukarıda saydığım, benim içsel çalışmama benzer bir üslup ile hareket ettiklerini ifade etmeleri.

 

Ne mi konu?

 

Sağlık.  

 

Elimi verirsem kolumu kaptırırım, hissiyle mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştığım batı tıbbının, her biri birer alışveriş merkezine- 5 yıldızlı otele dönmüş, performans bazlı, ezbere şifacılık uygulamaları diye algıladığım bir alan benim. Elbette, bu konudaki dertli tek kişi ben değilim.

 

Alanın içinden kişiler. Hem hayatlarını bu konuya vakfetmiş, sorumluluk almış, okumuş, yazmış, günlerce, gecelerce çalışmış, nöbetler tutmuş ve sistemin tıkandığı yerleri de bu yoğun mesai içerisinde algılayabilmiş kişiler.

 

Bir kardiyolog, bir beyin cerrahı, iki makine mühendisi, bir biyolog. Her biri alanlarında öncü, tanınan ve farklı girişimlerde bulunarak alanlarına hizmet etmişler. Bu yoğun, bu talepkar, bu bitmek bilmeyen iş temposunun, hayat ile ölümü ayıran o ince çizgi üzerinde insanlara eşlik etmenin, yol göstermenin, bazen düşüp bazen yükselmenin, performans baskısının arasında icatlar yapmaya fırsat bulmuşlar. Çok ilginç değil mi?

Bilimsel araştırmaya devam eden hekimler.

 

Mucit hekimler.

 

Onlara sunulan tedavi yöntemleri, kılavuzlarla yetinmeyen, hakim ve sorumlu oldukları alana yenilikçi teknikler getiren hekimler.

 

Kulağa pek de tanıdık gelmiyor değil mi?

 

Gelmiyor çünkü mesleğini yürütürken bir yandan da icatlar yapan hekim oranı tüm dünya üzerinde %1 ile %5 arasında değişiyormuş.

 

Aklıma senelerce izlediğim Grey's Anatomy geliyor. Oradaki doktorların kendi alanlarında çığır açtıkları onlarca bölüm izlemişimdir. Bunlar Türkiye'nin Grey's Anatomy'cileri belli ki.

 

Kurdukları oluşumun adı YESAV: Yenilikçi Sağlık Araştırmaları Vakfı...

 

Prof. Dr. Serdar Baki Albayrak (Beyin Cerrahı), Prof. Dr. Ayhan Olcay (Kardiyolog), Dr. Vedat Öztürk (Makine Mühendisi), Mehmet Hakan Akpınar (Makine Mühendisi), Onur Yolay (Biyolog/ Teknoloji Transfer Uzmanı) tarafından geçen aylarda kurulmuş.

 

"Sağlık alanında yenilikçi fikirlerin ve teknolojilerin yerli sağlık çalışanları ve yerli imkânlarla üretilip kendi insanımıza ve tüm dünya ulaştırmak amacıyla kurulmuş kar amacı gütmeyen bir kuruluş" diye ifade ediyorlar kendilerini resmi dille...

 

 

Kalbi dile sorarsak:

Hekimleri, endüstrinin güdümünde bir sağlık anlayışından çıkarıp girişimci olmaya, bilim insanı kimliğine sahip çıkmasına, fikirlerini hayata geçirmeye teşvik etmek istiyorlar. Hekimi pasif olmaktan çıkarıp harekete geçirmek istiyorlar.

 

Daha çok yeni bir yapı olmalarına rağmen ilk burslarını da vermişler:

 

YESAV Hücresel Tedavi Bursiyeri Zeynep Kaya beyin tümörlerinde hücresel tedavi, Aterosklerozda hücresel tedavi üzerine çalışmaya başlamış bile. 

 

 

Neden?

 

Sağlığın endüstri destekli hali malumunuz. Yapılan bilimsel çalışmalar, yayınlanan makaleler vs incelendiğinde hakiki bilimi değil daha çok endüstrinin işine gelen bilimi buluyoruz.

 

"Sağlıkta hekim liderliği için vakit geldi" diyorlar

 

"Konuya en hakim olan kişiler olan hekimler. Yoğun mesleki tecrübe ve birikim sonrası istediği çözümleri endüstriden alamıyor" diyorlar,

 

"Gerek iş yoğunluğundan, gerek konfor alanını terk etme korkusundan, gerekse nasıl yapılacağını bilmediklerin çözüm önerileriyle ortaya çıkmıyorlar. Sistem, hekimin bilgisinden, tecrübesinden, fikirlerinden faydalanmak üzerine değil bunu değiştirelim" diyorlar,

 

"Bilimsel temeli, kapasitesi, eğitimi olan hekimlere destek verelim, yüksek maliyetleri azaltmanın yollarını bulalım ve farkındalık yaratalım" diyorlar ...

 

"Bu alanda gönüllü, öncül kaşiflere ihtiyaç var ve bu mantıkla gidilirse Türkiye yakın gelecekte dünyanın sağlık alanındaki merkezlerinden biri olacak" diyorlar...

 

Eskiyle savaşmaya değil yeniyi kurmaya odaklanmış bu mucit hekimler bana tanıtmak için yeterince ilginç geldi. Benim işim burada bitti. Destekleme modellerine ve işleyişe dair bir çok detay da veriyorlar... Buraya kadar okuduysanız ve konu sizi meraklandırdıysa onlara ulaşıp detayları öğrenebilirsiniz bence...

 

aşk ve cesaret ile

d. 

 

Yorum yaz

  • Misafir 2019-11-01 11:46:43

    Geçenlerde bir din adamı ile konuşuyorduk, neden insanlarımız kutsal kur-an-ı okumuyor ve ona göre davranmıyor deyince dönüp bana: ne yazık ki insanlarımız gelenekçi ve ona göre davranıp ezberledikleri şeylere göre yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu sağlıkta da böyle, kocakarı ilaçları revaçta!