Duygu İslamoğlu Diğer Yazıları Yazar Kimdir

Bir denk gelme çözer her şeyi

Ah, o denk gelmeler!

 

Tesadüf kadar, tesadüf gibi heyecanlandıran ne var ki başka? İlahi dengeye şahit olur, “yüce rabbim!” ya da “yüce kozmos!” ya da “yüce JRR Tolkien!” diye bağırırsın hani.

 

Jung, buna “eşzamanlık” der. Peygamber böylesine “hakikat” der. Einstein ise “Tanrı’nın anonim kalma yöntemidir” der. Hepimiz biliriz ki hakikat orada ve Tanrı’nın, yüzüne bir maske takıp başkasının sesiyle konuşması da pek mümkün değil.

 

Doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi bir şekilde öğrendiğimden beri hayatımı böyle şekillendiriyorum. Bu doğru mu? Yapayım. Yanlışsa kaçayım.

 

Fakat hayat hiç de on yaşındayken zannettiğim gibi doğrusal ilerlemiyor. Doğru zannediyorum, yanlış çıkıyor. Yanlıştır diyorum, doğruları götürüveriyor. İki on yıl daha geçirdikten sonra fark ediyorum ki, doğruyu yanlışı da öyle çok da çizgilerle ayıramıyormuşum. Daha başka, daha sezgisel bir denge varmış meğer orada.

 

Bir his var ama. Her şeyin doğru, dengede, yerli yerinde olduğundan emin olduğum, hakikatin beşiğinde olduğumu bildiğim anlar var.

 

İşte öyle anlar, -ne hikmetse!- tesadüflerle dolu oluyor. Tam da ihtiyaç duyduğum şey önüme geliveriyor, özlediğim insan karşıma çıkıyor. Hatta o insan tam da biraz önce bahsettiğim kişiyle karşılaşmış oluyor. Sorumun cevabı tam da orada yazıyor. Telefonum çalıyor, birisi arıyor, bir şeyler geliyor ve “hah!” diyorum, “işte yine oradayım...” Her şeyin gerçek, doğru ve coşkulu hissettirdiği yer.

 

Gerçeğin kendisinden şüphe ettiğim, “ama ya öyle değilse” dediğim bir sürü andan, bir sürü meseleden geçtim. Tüm yaşananların birer simülasyondan ibaret olmasından tut da bir çocuğun rüyasının içinde yaşadığımıza kadar, türlü çeşit senaryodan kıllandım, kimseye bir türlü tam inanamadım.

 

Ama bir denk gelme ile çözdüm hep her şeyi. Öyle güzel denk gelmelere, eşzamanlıklara çarptım ki, içimi dolduran hissi sadece “tamlık” olarak tanımlayabilirim.

 

Tesadüflerin bu kadar sihirli gözükmesinin sebebi bu. Tesadüfler bize her şeyin yerli yerinde olduğunu, doğru yolda, doğru zamanda olduğumuzu hatırlatıyor. Aynı gezegende, aynı boyutta olduğumuzdan emin oluyorum “ya ben de şimdi seni düşünüyordum” dediğinde biri. Kelimelere güven olmuyor belki bazen ama rastlaşmalar, denk gelmeler muazzam bir güven duygusu oluşturuyor bende.

 

Her şeyin yolunda, yerli yerinde olduğuna dair.

 

Daha da ilginç, sihirli olanı ise, kapılarımı bu tür denk gelmelere açtıkça, hatta neredeyse denk gelme anları kovalar oldukça da fazlasının geliyor olması. İlahi anonimlik besledikçe büyüyor, ben kendimi dengeye ve doğruya bıraktıkça tesadüfler bana melodik ve muzır bir sesle “doğru yoldasın, devam et” diyor.

 

Sıklıkla hoş tesadüflerle karşılaşıyor olmamı, bazı şeyleri doğru yaptığımın tek kanıtı olarak kabul edebiliyorum. Çünkü biliyorum, ben doğru ve dengede olduğumda, evren de öyle işlemeye başlıyor. Ben yolumda olduğumda, her şey yoluna giriyor.

 

Sonra, bak Allah’ın işine, radyoda bir anda en sevdiğim şarkı çalmaya başlıyor...

Yorum yaz