Mesele; sosyal sorumluluk gönüllüsü olabilmek

Önceki yazılarımda öğrenciler neden mutsuz olduğu sorunsalına işaret etmiştim. Araştırmalar gösteriyor ki; öğrencilerin motivasyonu yüksek ancak yine de mutlu değiller. Çünkü koca bir gün okul-ev ikilemin arasında ödev, yüzlerce soru çözme, sınav odaklı düzlemin içinde sıkıştılar. Hal böyle olunca da kendilerine özel zaman ayıramadıklarına, güncel ve toplumsal sorunların farkındalığı konusunda bir sorun olduğuna işaret etmiştim.

 

Sorunu bulduk. Peki çözüm…

 

Örneğin onlara ‘sevmeyi’, ‘merhameti’, ‘vicdanlı’ olmayı ‘empati’ nosyonunun geliştirmeyi, okuyan, araştıran güncel ve küresel sorunları takip eden, bakıma muhtaç, kanser, yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklara karşı farkındalıklarının olmasını nasıl sağlayabiliriz.

 

Onlara; okullarda fizik, kimya, matematik, coğrafya öğretirken, ‘farklılıklarımız aykırılık değil bir zenginliktir’ söylemiyle dili, dini, ırkı, cinsiyeti, etik kimliği, yaşam şekli ne olursa ‘sevebilmeyi’ ‘saygı duymayı’ da geliştirecek kitap, etkinlik, proje geliştirmeleri fırsatı verilse…

 

Okul ve eğitim elbette önemli. Ancak hayat; yalnızca okula gidip gelmek ödev yapmak olmamalı. Arıların çalışma prensibini yalnızca bir kare arı resmi iki paragrafla anlatılarak öğretilmemeli. Hayatın içinde olmayı, kendilerine daha fazla özel zaman ayırmayı, bir başka canlı için çaba göstermeyi de hak etmiyor mu çocuklar?

 

Örneğin; ülkemizde ve dünyada en çok konuşulan küresel sorunlar, iklim, geri dönüşüm vs. konusunda farkındalıklarının gelişimi için daha katılımcı olmalarını teşvik etmek için beyin fırtınası yapmalarını sağlamak gerekmez mi?

 

O nedenle diyorum MEB, ilk, orta ve lise ders müfredatına ‘Sosyal Sorumluluk Bilinci’ ya da ‘Sosyal Sorumluluk ve Gönüllülük’ adıyla bir dersi dâhil etmeli. Amaç onları sosyal sorumlulukların bilincinde ve sosyal sorumluluk gönüllüsü olmaları için teşvik etmek. Not için vs. değil. Yürekten yapmalarını sağlamak gerekir.

 

Bugün birçok üniversitede zorunlu ya da seçmeli ders, bazı özel okullarda seçmeli ders adıyla uygulanan ‘Sosyal Sorumluluk’ adlı dersi mevcut. Ya da ‘Sosyal Sorumluluk’ amaçlı kulüp, proje, etkinlik olarak uygulanıyor. Öğrencilerin keyif aldığını da biliyorum. Kendilerini yürekten kutluyorum.

 

Peki, bu uygulamayı tüm okullarda yalnızca proje, ödev değil ‘Sosyal Sorumluluk’ adıyla müfredata dâhil edip öğrenciyi ‘ödev-okul-sınav’ düzleminden çıkarıp onların kendisine, yaşadığı toplum, ülkesi ve başkalarına yararlı olma hatta çözüm üretme duygusunu pekiştirmez mi? Neden bu nitelikte bir dersi alabilmesi için üniversite çağına gelmesi bekleniyor.

 

Bu ders; onların nefes almalarına aracılık etmez mi? Onlara bireye, topluma ve küresel sorunlara duyarlı bir hala getirmez mi? ‘Sosyal Sorumluluk’ adlı ders bazen sınıfta değil, sınıf dışı etkinliklerle, projelerle, hattı sıra dışı fikirlerle katılımcı olmayı amaçlasa öğrenciler daha mutlu olmaz mı?

 

Örneğin; öğrenciler ‘Sosyal Sorumluluk’ adlı dersi hafta sonu bir hayvan barınağına gidip onlarla vakit geçirse ve bu nitelikte etkinlikleri bir derse katılım olarak kabul edilse…

 

İklim sorunu varlığını yalnızca kitaplarda okuyarak değil, içinde olarak bu soruna dikkat çeken projeler üretmelerine fırsat ve destek sağlansa…

 

Öğrencilerin çevre ve ekoloji sorunsalına yeni fikirler oluşturan ulusal hatta uluslarararası etkinliklerde görevler verilip desteklense anlamlı olmaz mı? Ya da hafta içi; dersin olduğu gün bir huzur evine gitseler ya da ideolojik bir söylemi olmayan yalnızca sivil toplum kuruluşlarına katılma ve hak temelli gönüllü çalışmalar yapmakla ilgili bir deneyim alanı açmak gerekmez mi?

 

Peki sosyal sorumluluk projelerini destekleyen Darülaceze, TOÇEV, LÖSEV, TEMA, KORGEV gibi kurumların amcaları nedir? Bu nitelikte STK’ların sosyal sorumluluk projeleri var mı? Bu projelerde gönüllü olarak nasıl görev alabilirler? Bir sonraki yazımda bu konuyu anlatmak üzere…

 

Sevgiyle kalın…

Yorum yaz