Öyle yalnız hissediyorum ki kendimi…

Merhaba,

Öyle yalnız hissediyorum ki kendimi… En zoru da kalabalıklar arasında kendini yapayalnız, çaresiz hissetmek. Aileme çok kırgınım! Hem de çok! Annemle babamın ilgisizliği, ablalarımın yanımda olmayışı, abilerimin iğrenç baskıları... Öyle üzgünüm ki artık ağlamak istemiyorum. Kimsenin beni ağlatmasına izin vermek istemiyorum artık. Üniversiteyi kazanmak istiyorum, kurtulmak istiyorum kırıcı sözlerinden, bir fazlalıkmış gibi beni en ufak bir boşlukta çöpe atacakmış gibi davranmalarından. “Niye varsın ki sen?” diye ağızlarından çıkmayan ama başka kelimelerden onu demeye çalışmalarından... Çok yorgunum, bu yaşımda bu kadar yük ağır geliyor omuzlarıma. Kimse yok yanımda. Bir anlayanım, dinleyenim yok. Odamda tek başıma ağlıyorum ve kimsenin bundan haberi yok. Oysa ki öyle mi olmalı? Yanımda annem olması gerekmez miydi? Geçen yıl üniversiteyi kazandım. Bu sene maddi yetersizlikten dolayı devam edemedim. Zaten istemediğim bir bölümdü, o yüzden yeniden hazırlanmaya başladım. Geçen yıl bana kayıt yaptırmaya giderken “Kazana kazana burayı mı kazandın?” dediler kahkahalarla gülerek. Burası resmen köy, köyden beter hatta!” Ondan önce “Senden bir şey olmaz. Sen okumazsın” gibi daha türlü türlü kırıcı iğrenç kelimeler. 3 abim var. İkisi birbirinden beter. O kadar kırıyorlar ki beni anlatamam. Yazları çalışıyorum, paramı biriktiriyorum, kimseye muhtaç değilim, onlardan 5 kuruş para istemiyorum, buna annem babam da dahil. Dershaneye gitmeyeceğimi, evde kendim hazırlanacağımı söyledim. Bugün de “Nereyi kazanacaksın ki! Boğaziçi’ni kazanmayı düşünmüyorsun herhalde” dedi. Ben de “Sen neden çok iyi yerlerde okumuş gibi, derecelerle bitirmiş gibi konuşuyorsun?!” dedim. Çok cevap vermek istemiyorum onlara, o yüzden genelde susmayı tercih ediyorum. Bana “Sen bir işe yaramıyorsun, evlen bence seni evlendirelim. Okuyacağın yok zaten” tarzında sürekli bu şekilde çirkin cümleler kuruyor. Hiçbir şey demedim. Sustum. İnsan nasıl kardeşini bu şekilde kırabilir bu şekilde incitebilir? Lütfen yardım edin bana. Sadece bir ele ihtiyacım var... Teşekkür ederim.

 

Yeşim Tijen’in yanıtı:

 

İnsanın elini tutacağı diğer el için öncelik, annesinin eli olmalı, hiçbir el onun eli, yüreği kadar sıcak olamaz, sevgili genç okurum ama siz ellerinizi bana uzatmışsınız. Bundan mutluluk duydum. Size elimi nasıl uzatmam? Sevgimle birlikte uzatacağım, umarım kuvvet alırsınız.

 

Sanırım kalabalık bir ailesiniz sevgili okurum, 8 kişi olduğunuzu düşünürsek annenizin işi hiç kolay değil. Her birinin gönlünü yapmaya çalışıyor, kendi ailesi ile ilgileniyor ve üzerine geçim derdi de eklenince annenizin halini düşünemiyorum. Bugün bu yaşınızda onu anlayamazsınız, çok gençsiniz ama yarın anlayacağınızı biliyorum. Daha ilerde evlenip çocuk sahibi olduğunuz zaman içinizden “Annem bizi nasıl büyüttü?” diyerek hayıflanacak, belki çok değil ama, ona az da olsa hak vereceksiniz. Çünkü her birinize bir şekilde emek verdi; manen, madden kendini hep geri plana attı. Muhakkak önceliği sizler oldunuz. Kusurlar olmaz mı? İnsan olup da kusursuz olan var mı? Yok. Annenizin de kusuru olmuştur, yazdıklarınızla bu gözüküyor. Siz bunca çocuğunun içinde biraz eksik bırakılmışsınız. Anneniz sizinle olan ilişkisinde görevden öteye geçememiş. Yani sizinle biçimsel bir ilişki kurmuş; “Yemeğini yedin mi, sınavlara çalışıyor musun?” gibi. Biçimsel ilgi gerekli ama ruhuna dokunmadığından kişiyi mutlu etmez sizde olduğu gibi. Sizinle olan ilişkisinde sizin varlığınıza yer açamamış. Eğer ebeveynler sadece biçimsel olarak çocuklarıyla ilgilenir, varlık boyutuna ulaşmazlarsa çocuklarının hayatında eksiklik hissetmelerine yol açarlar. İşte o eksiklikler kalabalık ailenizde tek başınızaymışsınız gibi bir duygu hissetmenize yol açar. Ama her anne baba gerçekte çocuklarını çok sever, sadece bazı anne babalar çocuklarına bu içsel sevgilerini sözcükleriyle, hareketleriyle yansıtamazlar. Bunun adı ihmal, bunun adı umursamazlık, boş vermişlik, hepsi söylenebilir ama sevmedikleri asla söylenemez.

 

Aile kalabalık olunca anne ve baba her çocuğuna aynı duyarlılıkla yaklaşıp ilgilenemiyor. Onun içsel sıkıntılarının farkına varamayabiliyorlar. Çocuklarından biri herhangi bir şeyi beceremeyip kendisinin yapamamasıyla dikkatleri üzerine toplarken bir diğeri bağırıp çağırıp korkutarak ilgiyi kazanıyor. Bir diğeri sürekli kendi annesinin peşinde oluyor, onun her şeyiyle ilgilenip onun özel ilgisini kazanabiliyor. Başka bir çocuk ise sizin gibi fark edilip önemsenmeyi, sevilmeyi bekliyor. Kendisini yeterince fark ettirip gösteremiyor. Oysa fark edilse çok şey farklı olacakken kendi haline bırakılıp arada kaybolmasına neden oluyor. Bunun eksiklikleriyle, kafasında kurduklarıyla boğuşmak zorunda kalıyor. Bu yüzden kendini yalnız hissedip açı çekiyor. Bugün bu eksiklikler canını yaksa da kendini tanıyor ve ne yapmak istediğini biliyorsa bu yaralara rağmen hırslanıp kendini yaralarından ortaya çıkarabiliyor. Böyle danışanlarım olduğundan biliyorum. Sizde de inanıyorum, böyle olacak. Tabii ki çok önemli hatta gerekli bir his aile tarafından fark edilmek, değer görmek ama olmaması hayatınızı bu kadar alt üst etmemeli, yılıp hayata küstürmemeli, kendini küçük görmemeli; aksine daha çok gayrete getirmeli, daha çok çalışarak istediğiniz hedefler için uğraşmalı, kendinizi bu konuya vermelisiniz. Bir şeylerin farkındasınız, farkında olmak mevcudiyet demektir. Varlık gösterebilmek demektir. Sizi şimdiye kadar yaptıklarınızla aileniz fark etmemiş olsa da “Ben varım” demişsiniz. “Siz bana duygusal anlamda dokunmadınız ama bakın ben neler yaptım!” demişsiniz. Bunu sizin gibi diyebilen kaç genç kız var, kendinizle gurur duymalısınız. Ben sizinle gurur duydum. İşte bu  nedenle, anneniz babanız sizi fark etmiyor mu, ablalarınız, abileriniz umursamıyor mu? Boş verin hepsini, gitsin. Kimseye bir şeyleri zorla yaptıramazsınız. Siz kendinize, önünüze, geleceğinize bakın. Herkes kendisini bir gün bir şekilde ortaya koyuyor, kimi öyle kimi böyle. Sizin yaptıklarınızı yine görmek istemeyen görmeyecektir. 

 

Benim düşünceme göre; önemli olan, kişinin kendini yaptıklarıyla mutlu hissetmesi, kendini başarılı görmesidir. Size ufacık bir örnek vereyim: Yazdığım yazıların benim içime siniyor olmasıdır önemli olan, yazdıklarımın cevap olarak doğru olmasıdır, insanları doğruya yöneltebiliyor olmamdır. Başkasının haksız eleştirisini veya şevk kırmaya yönelik söylediği sözleri umursamam. Sizin için de böyle olmalı. Şimdi insanların birçoğu, hatta aile üyeleri dahi takdirden uzak olabiliyor. Günümüzde kimse kimseyi yüceltmek, değerli kılmak istemiyor. Bütün bunlardan dolayı size “boş verin” diyeceğim, boş verin… Bu boş verebilmeyi bir öğrenseniz çok daha huzurlu olacaksınız. Buna gayret edin, hayatınızda çok faydasını göreceksiniz. Henüz çok genç ve hayat yolunun başındasınız. Dört elle hayatınıza sarılın. Kendiniz için, geleceğiniz için elinizden gelen her şeyi yapın. Unutmayın, bu hayat sizin. Yapacağınız her artı, hayatınıza olumlu olarak ekleneceği gibi, ailenize kızıp yapacağınız her eksi de geleceğinize olumsuz olarak yansıyacaktır. Bu yüzden, biliyorum psikolojik olarak zorlu bir süreç ama, kulaklarınızı her şeye kapatıp, kimsenin şevkinizi kırmasına izin vermeyin. Çalışın, çok çalışın ki cevabınızı gururla sınav sonucunuz açıklanınca verebilin. Emin olun, o zaman tek bir kelime bile söylemenize gerek kalmayacak, sevgili okurum.

 

Yapabileceğinizi ve kendinizi gösterme vakti! Yazdıklarımla size elimi uzatmaya çalıştım, umarım siz de yazdıklarımı okuyup size uzanan bir eli tutarsınız. Güzel haberlerinizi bekliyorum…

 

Sevgiler, benim sevgili okurlarım…     

 

Yorum yaz

  • Misafir 2019-02-11 00:08:25

    Iyi aksamlar ben yeni evliyim esim 25 yasinda made bagimlisi 2 aydan beri iciyormus 1 ay benden saklamis denemedimiz gitmedigimiz yer kalmadi ugrasiyoruzz tukendimyoruldum napmalim bana bisey soyleyin nolur yardimci olun