Sanırım eşim de beni sevmiyor...

Merhaba Yeşim Hanım,

Eşimi sevmiyorum ama bunu o istedi... Zorladı sevme diye resmen. Evliliğimizin 15. gününden itibaren eşimden hakaret, küfür duyuyorum, yer yer iteklemeler... Her gün en az 5 kez hakaret hakaret duyuyorum. Hakaret etmeden duramıyor sanırım… Onunla uyurken kendimi iğrenç biri gibi hissediyorum. İyi baba olmak yeter mi diye diye evliliğimin 8. yılına girdim. Bir gün biri gelip yüreğimi açıp baksa simsiyah, karaların bürüdüğü biriyim. Ben hayattan kopmadım ama cıvıl cıvıl bulunduğu yeri neşelendiren, içim kıpır kıpır biriyim hala. Kocama göre malım, lanetliyim, pisliğim ama çevremdeki herkes beni sever. Niye hala evliyim derseniz, korkularım var. Çocuklarımı yalnız büyütmekten korkuyorum. Bu yüzden direniyorum. O da beni sevmiyor sanırım. Bir kez olsun durup dururken öpmedi, sarılmadı, okşamadı saçımı belki de şefkatti istediğim ama o öfkeye sarıldı hep. Artık öyle mutsuzum ki bulunduğum yerde kendimden nefret eder hale getirildim. Çocuklarımla çok mutluyum, onları mutsuz etmemek adına sanırım gittiği yere kadar gideceğim ama 30 yaşında bir kadın olarak yazarken, ruhumun 60 yaşında olduğunu söylemem gerek. Bu adamla yol yürünmez. Kendimi onun dediği hakaretleri taşırken hissediyorum. Mal gibi yani… Hiçbir şeyden anlamayan aptalmışım ben. Bunları bana söyleyen birinin eğitimci olması ne acı değil mi?  Yorgunluğumu bir çift tatlı söz giderecek belki ama ben çok şey istemişim gibi hayattan hala devam ediyorum hakaret işitmeye…

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Evlilik bazen kişinin tutsaklığı olur. Hapiste olan biri ne kadar mutluysa siz de o kadar mutlusunuzdur. Aklınız özgürlükte, kendiniz hapisteymiş gibi yaşamadan yaşamaya çalışırsınız. Kendinize bugün, yarın ama sonunda bir gün bu evlilikten gideceğim dersiniz. Gitmek için aklının gittiği ama gitmekten de bir o kadar korktuğu bir tutsaklıkta sizi tutan nedir? Cesaretsizliğiniz ve korkularınızdır. “Ne yaparım? Nasıl yaparım? Çocuklarımı nasıl büyütürüm? Ya pişman olursam? Tek başıma yaşamayı başarabilir miyim?” diyerek korkup bir türlü o gidişe cesaret edemezsiniz ama bir gün diye kendinize ümit vermeye devam edersiniz. Kafanızın bir kenarında gitmek bir umut olarak hep olur. Bir ihtimaldir ama ümit verir size o gidebilme umudu.

 

Birçok kadın sizin gibi sevgili kızım. O kadar çok evli ve mutsuz kadınlardan mail alıyorum ki... Hepsinin istediği sevgi, şefkat ve değer görmek. Nedense görmüyorlar. İki ayrı aile yapısından bir araya geliniyor. Uyumu yakalamak biraz zaman istiyor. İstenirse, benimsenirse o uyum zor da olsa bir şekilde yakalanıyor veya yakalanmış gibi yapılıyor. Seviyorsanız her şeye rağmen evliliğinizi götürmeye devam edebiliyorsunuz. Tabii ki emek lazım, çabasız bir arada durmak kaybetmeyi göze almak demek. Çabalamalı. Birbirinin alışkanlıklarına, beğenilerine, karşı olduklarına saygı duymayı başarmak gerekiyor. Onu sizin istediğiniz gibi yapmaya çalışmadan olduğu gibi kabullenebilmek... İşte marifet onu olduğu gibi sevebilmekte; marifet, birbirinin söylediklerinde, ne dediğine kulak verip anlamakta... Sevgiliyken, nişanlıyken sevebildiğiniz o adamı evlenince neden sevemiyorsunuz çünkü siz değişiyorsunuz. Şimdi size gönül rahatlığıyla gidin diyebilmek için sormam gerekiyor. Eşinizin hakaretlere varan öfkesinin nedeni ne? Acaba sizin bu konuda kendinizde suçlu hissettiğiniz bir tavrınız oldu mu? Evlilikler özen ve emek ister. Bu özeni ona yeterince gösterdiniz mi? Yoksa ilgi, sevgi dolu olmayan sizsiniz de eşiniz bunun farkındalığıyla mı hırçınlaşıyor? Çünkü bu öfkenin, hırçınlığın bir nedeni olmalı. İnsan eğitimci birinin boş yere bu tarz yaklaşımlarla eşine yaklaşmasını ister istemez sorguluyor. İyi bir baba olmayı bilen erkek neden iyi bir eş olamıyor? Bu da ilginç. Yeterince ona kulak verdiniz mi? Bu adam size niye böyle davranıyor? Eğer bu soruya “Hayır, ben yeterince sevgiyle, saygıyla, ilgiyle ona yaklaştım” diyorsanız; o zaman sorun gerçekten kocanızdadır. “Sevgiyle, ilgiyle, saygıyla yaklaşmadım. O bağırdıkça, kızdıkça ben uzaklaştım” diyorsanız sorun sizdedir. Bu sorularımla evliliğinize bakmalısınız. Aynı zamanda eğitimci bir insanın eşi de donanımlı, kendini geliştiren biri olmalıdır. Bu da evlilikte önemli bir faktördür. Eş olarak denk olabilmek, geri kalmamak gerekir. Bunları kendi içinizde düşünün olur mu? 

 

Bu evlilikten ille de kurtulmak istiyorsanız yaşayabileceklerinizi göze almayı bileceksiniz. Boşanmak zaten göze almaktır sevgili kızım ama önce evliliğiniz için vicdanen “Her şeyi elimden geldiğince yaptım” diyebilmelisiniz. En önemlisi budur. Bunun haricinde kendinize bu ayrılığı gerçekleştirebilmek için alt zeminini hazırlamalısınız. Boşanmak için bile donanımlı olmak gerekiyor, yoksa zor. Bu ikisi oluşturulmadan evlilikten gidilirse kişi bu gidişte hem daha fazla zorluklar yaşar hem de pişman olabilir. Zaman her şeye gebedir yavrum; zaman insanı öyle evirir çevirir ki gerçekten eşinizi sevmediğinizden emin olmalısınız. Bazen o sevmedikleri adama bile mecbur kaldıklarından, çaresizliklerinden, yorulduklarından geri dönen kadınlar olmuştur. Yani boşanmak kolay bir durum değil, bunu bilin isterim kızım. Size çok derinden olmasa da gerçekleri anlatmaya çalışıyorum. Diğer yandan kadın gitmeyi kafasına koymuşsa bu gidişin gerçekleşmesi kendi ayaklarının üzerinde durabilmesine bağlıdır. Kendi ayakları üzerinde duramayan bir kadının hayatı hiç kolay olmayacaktır. 30 yaşında bir kadın olarak önce kendi ayaklarınız üzerinde durabilmeyi başarmalısınız. Gitmeyi düşünüyor ve istiyorsanız bir yerden başlamanız gerekir değil mi? Yaşınız genç ama iki çocuklu bir kadının evlenmesi kolay değildir. Evlenemezsiniz demiyorum ama karar vermesi zordur. Çocuklarınızı en doğru kişi ile aynı çatı altında tutmak durumundasınız. Boşanmaya karşı biri değilim, evlenmek gibi boşanmanın da hak olduğuna inanıyorum ama ne zaman? Elinizden geleni gerçekten yaptıysanız, sevmiyorsanız; yeniden yaşamaya başlamak sizin de hakkınız. Anne olduğunuzu unutmadan tabii. Bu kararı verdiğiniz zaman hayata karşı savaş boyalarınızı sürmeniz, zırhınızı takmanız lazım. Şuradan bakacaksınız o zaman; sevmediğiniz bir adamla her gün yaşamak, onunla savaşmak yerine hayatla savaşacaksınız. Hakkınızda hayırlısı olması ve en doğru kararı vermeniz dileğiyle,

 

Sevgiler sevgili okurlarım...

Yorum yaz

  • Misafir 2019-10-19 11:55:04

    Öncelikle cevabiniz icin tesekurler yesim hanim sanirim kendimi biraz anlatmam gerekiyormuş..ben maddi sorun yasayan ayakları uzerinde duramayan biri değilim..9 eylul unv.egitim fakultesinnden 2.mezun olmus gayet donanimli calisan ogretmen bi kadinim.benim korkularim maddi korkular değil..

  • Misafir 2019-10-24 11:26:21

    o kadar hakarete rağmen yanında duruyorsan ezdiriyorsan kendini bi de eğitimliyim donanımlıyım deme, dik dur azcık gururun yok mu,ne üzerine eğitildin hakaret duymaya mı programlandın

  • Misafir 2019-10-19 00:25:57

    Bu yaziyi yazan kisi olarak aciklamak isterimm ki bende ayakalri uzerinde duran donanimli egitimli ayni zamanda eğitimciyim..gitmeyi bu yuzden düşünemiyorum belki de.. inanin hataliyim demeyi o kadar cok istiyirum ki