Annem beni sevmiyor

Merhaba Yeşim abla yine yazıyorum. Okur musun yazdıklarımı, cevap verir misin bilmiyorum. Belki de o kadar mailden sıra gelmez bile ama içimi dökmeye ihtiyacım var. Boğuluyorum çünkü. Namaz kılan, dua eden bir insanım ama bütün umudumu kaybettim, dua da edemiyorum artık. Kendimi çöp gibi hissediyorum. Annem küçükken annesini kaybetmiş olduğundan belki babam gibi zor, çok zor bir insanla da evlendikten sonra tahammülsüz ve haliyle sinirli, çok farklı bir insan haline geldi. Ben de yıpranıyorum, eriyorum diyebilirim. Annemin küçükken bizi sevmesini, konuşmasını çok özlüyorum. Ama şimdi tek duyduğum hakaret. Küs hep küsüz aynı evin içinde. Yokmuşum gibi. Babamdan başka biriyle, hatta iki kişiyle konuşuyor. Ben bu konuştuklarından birine mesaj attım annemle konuşma diye; bizimle ilgilenmiyor, sadece elinde telefon bir şeyler konuşuyor dedim. O da biz bir yola çıktık, çocuk oyunu değil bu dedi. Yıkıldım. Yediremiyorum. Bu yüzden benimle ilgilenmiyor, her şeyime kızıyor, küsüyor sanıyordum ama iki kardeşim daha var, biri evli onlara çok güzel davranıyor. Özellikle evli olana. Bana başımın belası evde kaldı diyor. Giydiğim çoraba kadar eleştiriyor. Sevmiyor beni, hiç sevmiyor, çok canım yanıyor. Benim evde kalmam konusu evde o kadar çok açılıyor ki kendimi beğenmemeye başladım artık. Şimdi stresten yüzümde sivilceler çıktı, yüzüm pul pul dökülüyor. Suratı asık bir insan oldum. Başkalarının annelerini görünce bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Başkası annem olsaydı diyorum. Dün ip almaya gidiyorum dedi, ben 1 haftadır evde yokum akşam bana geldiğimde hoş geldin bile demedi. Gelir gelmez evli kardeşime gitmemi söyledi. Ben de çok soğuk gitmek istemiyorum dedim. Söylendi git ne var evde dedi, sonra çıktı evden 11’den sonra gece geldi. Ben de ağlıyordum bana ilgisizliğinden, kendimi yalnız hissettiğimden. “Ne oldu?” dedi, bağırdım sonra “Ben senin peşinde mi olacağım hep? Bebek misin? Bıktım başımın belası…” Travma gibi hepsi, ağlamayı da bıraktım boş boş baktım etrafa. Ben ne yapacağım şimdi? Yapayalnızım. Neşeli ben gitti. Arkadaşlarıma da değişik tepkiler verebiliyorum.  Maddi durumumuz da iyi değil ki yardım alayım. İki kardeşim de ara sıra benimle konuşur ama ezik, hor, hakir görürler. Ben onlara sinirlensem de alttan alırım ama onlar küfür ederler. Babamı sormayın bile; hep onun bağırtısı, kavga, gürültü, cimriliği öyle büyüdüm. Çok zor bir hayat ama daha zorları var, bu bana ağır çok ağır. Başkalarını düşünemeyecek kadar zorlanıyorum. Ümitsiz bir insan oldum. Ne zaman evlenip gideceğim diye 4 gözle bekliyorum. Ama sanki görünmez olmuşum gibi. Evde kalmış kompleksine girdim. Evlensem de beni hakir görmeye devam ederler mi? Ben çocuklarıma güzel davranabilecek miyim? Bütün bunların etkisinden nasıl kurtulacağım? Depresyondayım yemek bazen hiç yemiyorum, yersem de patlayana kadar. Şimdi kendimi uykuya verdim. Rüyamda da annem ve kardeşlerim beni dışlıyor, kavga ediyoruz. Öyle ki bazen arkadaşlarım annesinden bahsediyor. Dünya başıma yıkılıyor. Hep dayandım ama gücüm kalmadı. Güzel bir şeyler olsun istiyorum ama boğuluyorum. Bunları birine anlatıp karşımdaki insanın da beni teselli etmesini istiyorum. İçimde tutamıyorum. Dayım var ona anlatsam beni çok sever ama bir erkek, anne-kız ilişkisini anlar mı? 30’lu yaşlarda bir abla var, çok sevdiğim birisi. Çok çok samimi olmasak da ona anlatmak istiyorum ama birisine dert anlatınca beni küçük görür, benden uzaklaşır diye düşünüyorum çünkü daha önce derdimi anlattığım insanlar oldu, bir bir kaçtılar. Ne yapacağım akıl istiyorum. Bu üzüntüm nasıl geçecek, uzaklaşmak çare mi?

 

Yeşim Tijen’in cevabı:

Sizi hatırlıyorum yavrum, artık tam genç bir kız olmuşsunuz. Eğitim hayatınız olmuş. Bunlar ne güzel haberler böyle ama diğerlerine canım sıkıldı. Size umutsuzluk yakışmamış. 23 yaşında bir genç kızın ne yaşıyor olursa olsun ümidi bitmez yavrum. Kişinin geleceğe dönük ümitleri şimdiki gücünün kaynağıdır ve siz şimdilerde kendinizi güçsüz hissediyorsunuz. Oysa bu yaşınızda sizin kanatlarınız olmalıydı. Kanatlarınız yok. Hiç oluşmamış. O zaman beraberce bugünden o kanatları oluşturalım, olur mu? Dünyada yeteneksiz insan yok, sadece iyi eğitilmemiş, iyi yönlendirilmemiş insan var demiş biri. İnsanın kendine güveni olmalı yavrum. Bu güven tabii ki önce ailesinin ona kendini bildirmesi, göstermesiyle başlar. “Sen ne güzelsin kızım; kaşın, gözün, hele o saçların ne güzel” ya da “Sen yaparsın, beceriklisin kızım”, “Bravo çok zekisin, nasıl da hemen bildin”, “Benim kızım çok zeki” ya da “Aa bak senin bu konuda becerin var hadi gel bunun üzerine eğilelim” gibi aile teşvik edici, yüreklendirici sözlerle çocuğa kendini tanıtmaya, göstermeye başlar. Ondan sonrası artık çocuk için kolaydır. Oralardan başlayarak kendine güveni oluşturur ama bazı ebeveynler bu bilinçte olmayabiliyorlar. Kişinin kendini fark etmesi, tanıması, anlaması zaman alıyor. Bocalıyor. Karmakarışık düşünceler içinde oluyor. Hele bir de düşüncesizce sürekli eleştiri getiriliyorsa kişinin işi iyice zorlaşır, kendinden soğumaya, güvensizlik duymaya başlar. Cesaretsiz, özgüvensiz birinden oluşan ne olursa o kadarı oluşuyor. Buna izin vermemeli, işte böyle durumlarda bu duygular içinde olan kişi gözlerini iyice açmalı. Çünkü o, o kadar değildir. İçine de dışına da bir daha gören gözlerle bakmalı. İçinde neler var? Dışında neler var? Dışı çirkin genç kız yok bir kere günümüzde. Her genç kız güzel. Kendini ortaya çıkarmasını bilmeyen genç kızlar vardır. Yani günümüzde güzellik Allah’tan değil, akıl işi. Yüzünüzde beğenmediğiniz bir yanınız varsa saçlarınızı öne çıkarın; saçlarınız azsa, kaşınızı gözünüzü ortaya çıkarır kendinizi güzelleştirirsiniz. İçten güzelliğe gelince, kişinin iç dünyasına bakması, kendini tanıması, nelerden hoşlanıyor, neleri sevmiyor, nelere kızıyor, tepki veriyor işte ESAS KIZ burada yavrum. Şimdi o kendine güvenmeyen kız kendi içine bakacak, orada kendini, esas kızı görecek. Esas kızın esas kız olması kendinde güven oluşturmasına bağlı. O güven kazanılmadan kişi dik durmaz. Dik yürüyemez, güzel yaptığı işleri bile göremez, eziktir çünkü. Bu kişinin kendine yaptığı en büyük kötülüktür. Kendini görmemek, beğenmemek, sevmemek, eğreti bir duruş sergilemek. Sizler bazı bakımlardan şanslı nesilsiniz, bilgiye kolay yoldan ulaşabiliyorsunuz. Aile çocuğa kendisini göstermese de kişiler kendilerini fark edebiliyorlar. Yeni nesil daha doğar doğmaz uyanık, siz de uyanık olmalısınız yavrum yoksa kendinizi siz harcarsınız. Kendinizi geliştirmeli, okuyup öğrenmelisiniz. Dışarda olanları da içinizdekileri de merak edip öğrenmeli, gelişmeye açık olmalısınız. Çocuk değilsiniz artık, kendine güven kendindeki özel, güzel yönleri görerek oluşur. Siz hiç mi kendinizde güzel bir şey göremediniz? İlle güzellikten güven oluşmaz; karakterinden, güzel huylarından, başardığı eğitim hayatından, buna benzer birçok şeye bakarak kendi başını dikleştirir. Siz başınızı hep eğmişsiniz yavrum. O zaman ne yapıyormuşsunuz? Kendinizi tanıyor, kendinizdeki güzel yönlerinizi kendinize poh pohlayarak güven kazanıyormuşsunuz.

 

İkinci olarak siz evde kalmış değilsiniz. O da nerden çıktı? 2020’deyiz yavrum. 1960’lar da 70’lerde değiliz. Karşısına uygun biri çıkan evlenir, ama acele etmemek lazım. Sonra geri dönüşü acı olur. Anneniz biraz şaşırmış, bakmayın onun evde kaldın, başıma kaldın demelerine. Siz baba evinin tadını çıkarın. O istediği kadar konuşsun. Doğru kişi çıkmadan evleneyim, kurtulayım derseniz daha beter çamura saplanır, o çamurdan ha deyince çıkamazsınız. Bir daha o eve geri dönmek zorunda kalırsınız. Evlilik çok önemli, sakın ha diyorum acele etmeden, dengi dengine bir evlilik yapın. Anneniz sizin onun yanlışlarını bildiğinizden rahatsız, derdi budur sizinle yavrum. Siz onun bu ilişkilerini bana birkaç sene önce de yazmıştınız sanırım. Değişen bir şey olmamış onun hayatında. Size o zaman da annenizle bu konuyu konuşun ama kendi hayatınıza bakın dediğimi hatırlıyorum hala da aynı sözümdeyim. Herkes kendi yaptıklarından sorumlu, bu anneniz dahi olsa. Onu siz değiştiremezsiniz. Size sadece bu konuyu evli olan ablanıza anlatın, o bilsin, yalnız başınıza bu yükü taşımayın diyeceğim. Ablanız evli bir kadın olarak annenizin bu durumuna sessiz kalmayacaktır.

 

Annenizin sizi itip kakmasına gelirsek; niye size bu kadar kızgın? Çünkü siz annenizin ilişkilerine çomak sokuyorsunuz, sebebi sadece bu.  Eminim kızgınlığının altında derinde bir anne olarak kızını seviyordur. Dediğim gibi şaşırmış; hem kendini hem yolunu. Sizin o beyle konuşmanız vs. adam tarafından ona iletilmiştir. O da sizi evinde rahat davranamayacağı için ilgi göstermeyerek istemediğini hissettiriyor. Ablanıza yollayarak evinde rahat olmak istiyor. Yazık, gerçekten bir anne için hoş değil. Hiç yakışmamış. Babanıza kızıyorsunuz, aslında yazık babanıza. Kimse aldatılmayı hak etmez. Öyle sanıyorum anneniz çalışmıyor. Bir babanızın maaşıyla eviniz geçindirilmeye çalışılıyor. Babanızın hataları olabilir, babalar da insan, üzerinde hepinizin yükü var, onu anlamaya çalışmalısınız. Tek bir pencereden bakmayın babanıza. Bu zamanda bir evi geçindirmek için bir kişinin maaşı yeterli gelmez yavrum. Bu bir savaştır babanız için, sizleri geçindirebilme savaşı. Babanız nasıl sinirli olmasın? Paranın yetişmemesi insanı asabi yapıyor. Üç çocuğu var, anladığım kadarıyla birini evlendirmiş, adamın nefes alacak hali kalmamıştır. Krediler, kredi kartları; kolay mı bir evi döndürmek? Eminim o da çocuklarına bağırmak istemezdi, daha güler yüzlü olmak, cimri görünmek istemezdi ama kazancı ne kadarsa o kadar bonkör olabilir, fazlasını yapamaz. Sizler bunun farkındalığıyla babanıza gereken değeri vermelisiniz. Bunu ilerde ev geçindirdiğinizde ancak anlayabileceksiniz. Bazı babalar aslında kıymetleri yeterince bilinmeyen gizli kahramanlar, onlar birer Donkişot’tur.

 

Diğer bir konu ailenize ait sorunlarınızı kimseye anlatmamalısınız yavrum. Bu doğru bir davranış değil. Kendinizde kalsın. Sizin değiştirebileceğiniz bir tek kendiniz, ne annenizi ne babanızı ne kardeşlerinizi ne de başkasını değiştirebilirsiniz. Onun içinde sadece kendinize ve hayatınıza yoğunlaşın. Sizi hayata bağlayacak hayallerinize hedeflerinize yoğunlaşırsanız kendinizi bu ruh halinde hissetmez doktora gitme ihtiyacı duymazsınız Evet hasta olduğumuzda doktorlarımız gereklidir. Ama önce kişi kendini ruhunu bedenini tanıyarak kendi kendinin doktoru olabilmeli insanın hayata pozitif bakabilmeyi başarabilmesi onun kendisi için alacağı en kuvvetli vitamindir Yani gördüğünüz gibi... Mutluluğunda mutsuzluğunda mimarı insanın kendisidir Size kimse mutluluğu getiremez onu siz kendinize getireceksiniz yavrum Zihninizdeki düşünceleri yönlendirerek bu durumunuzdan çıkacaksınız. Biri oğluna demiş ki: “Oğlum bütün hayatını kolların ve ayakların belirlemeyecek. Hayatına asıl yön verecek olan aklın ve kalbindir.” Ben de size aynısını söylüyorum kızım, saf bir kız olmayın. Aklınızı kullanmadan bu hayatta hiçbir şey olamaz, hiçbir istediğinize ulaşmazsınız. Güçlü biri asla olamazsınız. Duygusal davranırsanız üzülür ve yıpranır, kendinize yazık edersiniz. Bunca yazdıklarımdan sonra kendinize yeniden bir bakın içinize dışınıza. O 23 yaşındaki genç kızı sevin ve herkesten önce siz ona değer verin Hayatta kabul görmek için her şeyi her kesi alttan almak zorunda değilsiniz gerektiğinde sizde sınırlarınızı çizmelisiniz. Bütün bunları zaman içinde yapmayı başarınca ne olacak dersiniz hafiften kanatlarınız çıkacak, bunu hissedeceksiniz sonra artık o kanatlarla uçmak zamanı; güvenden, keyiften, mutluluktan... Tabii her zaman tevazuuyla. Sizler ümitsiniz yavrum hem kendinizin hem ülkemizin ümitleri, bu büyük bir sorumluluk farkında olun...

 

Sevgiler sevgili okurlarıma...

Yorum yaz

  • Misafir 2020-03-19 08:53:01

    Kafam cok karışık evliyim bi cocugum var esimin davranislarindan o kadar soğudum ki kendisinden ne yapacağımı bilemiyorum çocuğum olmasa bı dakika düşünmem ceker giderim diyorum ama oğlum aklima gelince biraz daha sabir et diyorum

  • Misafir 2020-03-15 17:04:51

    Yesim tijen harikasin