Damla Çeliktaban Diğer Yazıları Yazar Kimdir

Dünyanın durduğu günler

2020 Mart ayı asla unutulamayacak bir dönemi olacak hayatlarımızın. Alışıldık olanın, ezbere olanın, hakim olanın kademe kademe geriye çekildiği ve belirsiz, alışılmadık, yeni olanın sahneyi aldığı bir zaman dilimi bu...

 

Tam bir haftadır, evde oğlum ve kocamlayım. Birçoğumuz gibi. Şimdi, bir yere gidip gelme derdi olmayan bu yeni ritmin içinde olduğum yerde, olduğum kadar olmayı deneyimliyorum. Kolay değil. Biz, endüstri devri insanı için bir ömürlük öğrenme; burada ve bu anda. Hem bunları anlatacak bir hoca da yok; hem egzersizler de yok önümüze sunulan, dünlük hayattan başka... A noktasından B noktasına gitme durumunu hayatımızdan çıkınca, kulaklarımızı dolduran diğerlerinin sesi susup kendi sesimizle başbaşa kalınca yeni tecrübeler, idraklar ve öğrenmelere de yer açılıyor benim adıma. Bir yerden bir yere gitmeme özgürlüğü, kendimin, evimin, ailemin daha derinlerine gidebilir miyim, sorusunu getirdi bana. Ve başka soruları ve tespitleri... Şöyle,

 

Kişi ve Mekan Konusu:

Sabah akşam aynı mekanda aynı insanlarla kapalı kalacağım ve dışarı açık olmayan bir hayatım varsa kimlerle ve nerede olduğumun ne kadar önemli olduğunu fark ettim.

 

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden birinde dört duvar arası apartman dairesinde çekirdek ailemle, ucu belirsiz bir geleceğe doğru akarken, şimdi, bu anın başka neye ihtiyacı var diye sorduğumda kendime, “daha çok toprağa, daha çok göğe, daha çok bitkiye ve daha çok hayvana” cevabı yükseldi içimden. Ne daha fazla makarnaya, ne itiş kakış toplu taşımaya, ne banka hesabımda daha çok paraya...

 

Bir de oğlum ve eşimden öte, babama, kardeşime ve yeğenime yakın olmak isterdim. Ve elbette bazı arkadaşlarıma. O kadar. Şehrin bana verdiği ve özlediğim hiçbir şey yok başka.

 

Şehir hayatını sorgulamak için iyi bir fırsat. Sabah işe gidip, akşam gelemeyecek olsanız, hafta sonlarınız arkadaşlarınızın evinde, alışverişlerde, trafiklerde geçmeyecek olsa, bu kadar binanın arasında, bu şehirde yaşar mısınız? Yoksa öncelikleriniz değişir mi?

 

Ritmimi keşfetmek

Uyuma uyanma, acıkma, yeme, dinlenme, tek başıma kalma ve bir arada olma, içeride ve dışarıda olma, hareket etme açılarından beden ritmimi araştırmaya başladım. Ve bu bir haftanın sonunda ortaya çıktı ki; izole olmadığım günlerde çok daha fazla yiyorum, çok daha fazla çay, kahve içiyorum, ihtiyacımdan erken uyanıyorum. Bir haftalık evde kalış sürecimde, günde 3 kahve içmeye ihtiyaç duymadığımı anladım. Tek bardak kahveyle mutluyum. Sabah sağlam bir kahvaltı, öğleden sonra sağlam bir yemek yiyerek, akşamleyin sadece biraz çiğ besin atıştırmayı sevdiğimi gördüm. 3 öğün insanı değilmişim; o üç öğünün saatleri de hiç bana göre değillermiş ayrıca. Tanıdığım birçok kişi “evde kaldık, yemekten şiştik” diye yakınırken ben 1,5 kilo vermişim bedenimi dinleyerek.

 

Tek başınalık ihtiyacı

Nispeten az kişilik bir aile hayatım olsa da benim kendi tabiatımdan gelen derin bir tek başınalık ihtiyacım var. Son senelerde iyice elle tutulur olmuştu bu benim için. Hayat olağan akışında akarken tek başıma olmak için ne kadar çok fırsatım varmış bunu gördüm. Şimdi eşim ve oğlumla, içedönük bir hayatı ve 24 saati paylaşırken, sıklıkla ihtiyaç duyduğum bu tek başınalık alanını, onları da küstürmeden açabilmeye gayret ediyorum. Emek gerektiriyor.

 

Salgın Günlerinde Annelik

Annelik ile ilgili bir derdim yok. Benim çocuğum, kendinden evde oturmayı seven, kendinden anne-babayla bol vakit geçirmek isteyen bir çocuk. Biraz kakara kikiri, biraz kitap, film, biraz ev işi derken gün geçiyor rahatlıkla. Ben arada bir dışarı hava almaya çıksam da o çıkmak istemiyor. Durabiliyor evde.

 

Sadece çocuğun, saçmalama ihtiyacı diye bir şey var ve bunu gidermek için yaşıtları benden daha isabetli. 55 kere yahni şarkısı söylediğinde gülemiyorum mesela; arkadaşı olsa güler. Eh, o kadar da olacak, deyip, annen mizahtan anlamıyor yavrucum, diye kaytarıyorum. Hem bugün itibarıyla online eğitim başladı, belki orada yeterince saçmalayıp rahatlarlar.

 

Doğal Öğrenme Ortamı

Bizim evin bakım ve düzeninden sorumlu olan canım Münevver, kendi evinde izole olunca, kaldı tabii evin işleri bizim 3 Başımıza. Düzenli olarak, süpürüp, silip, bulaşık makinesi boşaltıp, çamaşır asıp, ütü yapıp, yerleştirip, toplayıp duruyoruz... Evin işi hiç bitmiyor. Bu bir haftada Uzay ütü yapmayı ve düğme dikmeyi öğrenmek istedi. Öğrendi de, şimdi kıyafetlerini kendi ütülüyor. Bir kere de mozaik pasta yapmak istedi yaptık ve kendimizle gurur duyduk, çok iyi oldu diye. Şimdi ona biraz daha yemek yapma bilgisi verebilmek istiyorum. Planlamak, malzeme seçmek, pişirmek, saklamak... Hayati bilgiler ansiklopedisini dolduralım bu vesileyle, değil mi...

 

Durmayanlarla derdim var

Durmakla derdim yok, durmayanlarla derdim olduğunu fark ediyorum. İçinden geçtiğimiz şu, alışılmadık dönemde, mesaj bu kadar net: DUR! derken hala kendi küçük dünyasının derdinde duramayanlarla ve bu duramayışla diğerlerini de harekete zorlayanlarla derdim var. Bundan kastım elbette çalışmak mecburiyetinde olan, gıdacılar ve sağlıkçılar değil. Evde duramayanlar, iş düşünmeden duramayanlar, dolar kuruyla güne başlayan, şu anda giyemeyeceği ayakkabıyı internetten sipariş edip kuryelerin zaten ağır olan yüküne yük katanlar, marangozdan iş isteyenlerle, durmayan inşaatlarla, biz evlerimize kapanmışken durmadan geçen yasalar vasıtasıyla yeşil alanları daha da talan ettirmeye zemin hazırlayanlarla derdim var...

 

Bunlarla derdim var. Bi durun. Dünyada kaç kere nasip olur böyle topluca durmak. İhtiyacımız olmayan şeyi satın almama özgürlüğünün içinde yayılıp oturmak, kaç nesildir endüstriye göre düzenlediğimiz, örttüğümüz öz hayat ritmimizi içeride bir yerden tekrar canlandırmak, kaç kere nasip olur? Bir durun. Bir durun bakın. Kendinize, yanınızdakilere, yaşadığımız, yarattığımız dünyaya, düzene bir bakın. Dikkatle bakın. Bu muydu hayal ettiğiniz? Bunun içinde memnun muydunuz? Ya kalbiniz, onu en son ne zaman şefkatli iç kulaklarla dinlediniz? Ne diyor size, duydunuz mu? Önemli olanın ne olduğunu söylüyor? Bi durun. Derin bir nefes alın ve nefes aldığınıza şükredin. Bi durun. O kadar.

Yorum yaz

  • Misafir 2020-03-23 22:19:26

    Ölümün bir nefes kadar yakın olduğunu hissettiğimiz bu günleri bile kendi çıkarları icin kullananlara yazıklar olsun