Zeminsiz

Sarıyer'deki geçici yuvamız küçük bir ağaçlığa bakıyor. Çam ağaçlarının sallanışını izliyoruz rüzgârda. Beliz her seferinde "aaaa!" diye işaret ediyor dallar sallandıkça.


Cemre eve yeni yeni alışıyor. O köklenen ve köklendiği yerden kolay kopamayan bir çocuk. Bazı geceler yanıma gelip "anne, evimizle ilgili bazı şeyleri unutmaktan korkuyorum" diyor. Kışın sert esen rüzgârlarda odasının camının açılmasından, odasındaki şeylerin uçuşmasından, düzeninin bozulmasından endişe ediyor. Sarılıyor, fotoğraflara bakıyoruz. Evimizi özledik.


Bir tarafımız özlerken diğer tarafımız yeni deneyimin içinde meraklı. Ufak ufak bahçeye inmeye, apartman bahçesinde oynamaya başladı Cemre. Henüz arkadaş ortamına girmeye hazır değil, izliyor. Kendi bestelediği şarkıları söylerken diğerleri tarafından duyulmasın diye biraz ötede, salıncakta oynuyor. Beliz zaten merak küpü ve deneyime açık. Onun için her şey, her zaman yeni.


Geçenlerde babamla sohbet ederken, Cemre'nin bebekliğinde oldukça katı olduğum konularda şimdi neden öyle davranmadığımı sordu. Değiştim, dedim. Basitçe. Nasıl değişir insan bu kadar, dedi. Babamın zemini sağlam, kısmen katı ve sabittir. O zamanlar bazı şeylerden korktuğumu, şimdi kendi içimdeki birçok korkuyla yüzleştiğimi, başa çıktığımı, şifalandığımı, korkmadığımı ve Cemre'nin de Beliz'in de yolculuklarına daha farklı baktığımı söyledim. Onun için anlaması kolay mı bilmiyorum.


Çocukken kendime bir zemin arardım. İyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin, değerli ve değersiz olanı belirlemek için çok uğraştım. Çok bocaladım. İnsanları duyardım; yalan söylemek kötüdür, ikiyüzlülüktür bu derlerdi. İçimde dürüst ve açık olma baskısı vardı. Kabul ederdim; yalan kötü ve yanlıştır ve çirkindir ve yalan söylersem değersiz olurum. Sonra bazen yalan söylerdim. En çok takıldığım şey kendimi iyi hissetmezken, nasılsın diye sorarlarsa, iyiyim demekti. En çok söylediğim yalan buydu çünkü. Kendimi affedemezdim çocuk aklımca. Babama sorardım: "İkiyüzlülük nedir baba? Yalan nedir? İyiyim demek yalan mıdır? İkiyüzlülük müdür kendini gizlemek?"


14-15 yaş civarında hep yanımda, cüzdanımda taşıdığım bir şunları yap, bunları yapma listem vardı. "İyi ve doğru" tarafta kalabilmek, doğru davranabilmek için çok çabaladım. Olmadı. İçimde yaralar, korkular, çelişkiler... Gölge yanlarım vardı. Kabul edemediğim.


Çok fazla iyi-kötü zeminine bastı; kültürün, yazarların, aydınların, öğretmenlerin, karşılaştığım insanların... Bazılarının birbiri ile kesişim noktası bile yoktu. Neyin değerli olduğu tahminimden sık değişebiliyordu.


Şaşırdım. Sığamadım hiçbirine. Hiçbir yere.


Esnedim.


Değiştim.


Kendimi kabul ettim. Gördüm. Baktım içime. Sevdim. Zeminsizlikte...


O zeminler boyu yürürken, sabitlik aramışım hep bir şekilde. Sağlam, değişmez bir yapı. Her zaman kabul edilmesi ve sevilmesi garanti, hep haklı ve hep doğru. Böylece her zaman değerli.


Günlük yazardım eskiden. Böyle denemeler, hikâyeler ya da günün getirdikleri. Sayfalar dolusu... Sonra hiçbirini okuyamazdım. Değişince; "daha doğru bir zemin" bulunca kendime, geçmişte yazdıklarım çok kötü gelirdi bana. Geçmişimde söylediklerimden, yazdıklarımdan utanırdım. Sanki insan bir kere söyledi mi hep doğru olmak zorunda o dedikleri. Yazdıkları miras kalmalı evrene, mutlak bir şekilde. Sabit.


Şimdi sözlerimi o kadar hatırımda bile tutamıyorum esasen. Uçuşuyorlar. Kemikleşmiyorlar. Katılaşmıyorlar içimde. Tanımlamıyorlar beni sonsuza dek. Kimliğim değiller benim.


Esneğim.


Bugün şu an içimde bu canlı, bunu ifade ediyorum.


Az sonra değişebilirim. Çünkü deneyimliyor, yaşamla akıyor, öğreniyorum. Performans kaygım yok oldu, ne performansım ne de onun "başarı" notu kim olduğum değilmiş.


Ben deneyim değilim ki. Deneyimleyenim. Şule Seda Ay bile değilim. Seda'nın içinden Dünya'yı, deneyimi izleyenim. Ruhum.


Her zaman değil ama bazı zamanlarda ruhumun neşesini hissediyorum sanıyorum. Ben burada ne yaşarsam yaşayayım, gülümsüyor. Hiçbir an bir ötekinden daha iyi, daha doğru, daha güzel değil. Hepsini eşit sevdiğini hissediyorum derinden. Aynı merakla baktığını içimde canlı olana.


Ne acayip bir özgürlük deneyimi!


Ne değişik bir manzara!

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.