Üçüncü gün yumurta toplama işlemi için hastanede buluşmak üzere Duygu ile sözleşiyoruz. Doula yardımı iyi gelecek diye karar veriyoruz, Duygu da hemen kabul ediyor. Aşırı heyecanlıyız. Yumurtalar toplanacak, Serhat sperm verecek ve bekleyeceğiz. Transfere kadar ne olup bittiği belli olacak. “Acaba kaç yumurtam var, kaçı sağlıklı, Serhat’ın spermleri ne durumda, kaç yumurta döllenecek?” Hepsi bugünden sonra belli olacak.


Sözleştiğimiz gibi Duygu İle kapıda buluşup içeri giriyoruz. Sanki daha önce merkeze hiç gelmemişiz, yolumuzu bulamıyoruz, nereye gideceğimizi bilemiyoruz, ne yapmamız gerektiğinden bihaber ortalarda salınıp duruyoruz. Neyse ki Duygu yanımızda, tüm geri zekâlılıklarımızı tatlı gülümsemesiyle yumuşatıp tüm işleri hallediyor.


Serhat sperm vermek üzere ayrılıyor biz de yumurta toplama işlemi öncesi odamıza yerleşmek üzere odaların bulunduğu kata çıkıyoruz. Bunun bir tür ameliyat olduğunu nedense hiç düşünmemişim. Elma toplar gibi toplayacak halleri yok, anestezi alacağım. Bunu duyduğumda nedensizce o kadar şaşırıyorum ki, acaba ne bekliyordum?


Serhat da sperm verdikten sonra yanımıza geliyor. Benim üzerimde ameliyat önlüğü var. Biraz sarılıyoruz, biraz konuşuyoruz, biraz gülüşüyoruz. Sonra benim sıram geliyor. Evet, sıra var. O gün üç kadın daha yumurta toplama işlemi için orada. Tüp bebek merkezleri kalabalık. Genç, yaşlı demeden her birimde kuyruklar var. Kimse çaktırmıyor ama çok yaygın bir sorunla boğuşuyoruz; üreyemiyoruz.


Bunları düşünürken kapı çalıyor, ameliyat için beni almaya gelmişler. Tekerlekli sandalyeyle götürülüyorum. Hem korkuyorum hem heyecanlıyım. Doktorum ve anestezi doktoru beni kapıda karşılıyorlar. Herkes pek neşeli. Ameliyathane ultrasonuyla yeniden birtakım incelemeler yapılıyor, ben en çok bu kurcuklamalar sona erecek diye seviniyorum. Sadece ben değil, yumurtalarım bile bu muameleden sıkılmış olmalılar!


“İstediğin bir şarkı var mı?” diye soruyor doktorum, aaa yaşasın, istek parçayla uyuyacağım. Şarkımı güç bela seçiyorum ve henüz başlamışken 10,9,8... derin bir uyku hali. Odada uyanıyorum, ben zannediyorum ki, odaya girince her şeyi öğreneceğim. Kaç yumurta varmış, spermler ne alemdeymiş falan, uyanır uyanmaz bilgilendirileceğim. Kuru bir “geçmiş olsun”un peşine “biz sizi arayacağız”ı sıkıştırıp bizi postalayacaklarından haberdar değilim.


Yumurtaların sayısı değil, kalitesi önemli. Döllendikten sonra yaşayıp yaşamayacakları mesele. Bunlardan bihaberim! Her şey hemen olsun bitsin istiyorum. İki gün içinde arayacaklarmış.


Sabır Ilgıncım, sabır.


Önceki yazılar
















YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.