Yas cahili

Ey güzel insanlar, bir yaklaşın bakalım!


Bazen her gün söyleyesim geliyor.


Yasınıza sahip çıkın diye her gün hatırlatmak / hatırlamak istiyorum.


Oğlum Batu, geçtiğimiz sene okulda akran zorbalığına uğradığında bazı dostlar ve akrabalar “boş ver, görmezden gel” diye bir tavsiye vermeye başlamışlardı. Batu bir süre sonra bu tavsiyeyi duymaktan bunalmış olmalı ki bir gün “Bu ne demek ya? Boş ver ne demek? Sağa mı bakayım sola mı bakayım boş ver demekle neyi kastediyorsunuz? O çocuk (zorbalığı eden) bana bir laf ediyor, sonra o laf benim içimde benimle geziyor” dedi. Kısaca, “mesele o çocuğa boş vermek değil, içimdekiyle ne yapacağım ben?” diyerek konunun esas can alıcı kısmını dile getirmiş oldu.


Yas böyledir işte. İçinize girer, hücrelerinize kadar işler oturur. Yas, hem derin dokularınızdaki bu ağır kederi “taşımaya çalışma” hem de onunla ne yapacağınızı bilememe halidir.


Yasla nasıl devam edelim peki?


Önce soyunalım. Soyunalım derken sıyrılalım demeyi kastediyorum; önce size yasınızı nasıl tutmanız ve süresinin ne kadar olması gerektiğini söyleyenlerden sıyrılın. Bunlar eşiniz, dostunuz, akrabanız olsalar bile. Duyun ama din-le-me-yin.


Sonra, yasınızı tamir etmeye çalışanlardan, size edilen klişe laflardan ve pozitif affirmasyonlardan sıyrılın; ‘’ Sen güçlüsün, atlatırsın’’ , "Hayat devam ediyor" , "Her şey yoluna girecek" ve buraya yazmadığım daha onlarcası.



Devamında, yasınızı çalanlardan veya kıyaslayanlardan sıyrılın; “Ben bir ..... abi/abla tanıyorum. Onun başına ..... gelmişti”, “Kimler neler atlatıyor” veya “Seninki de bir şey mi?”


Ama hazır soyunmaya başlamışken, en önemlisi, önce kendinizden başlayın.


Hikâye anlatıcısı Michael Meade, yasın hareketinin bir okyanus dalgasına benzediğini ve içinizde size artık hizmet etmeyen ne varsa o dalgayla birlikte alıp götürdüğünü söyler. İşte o yüzden size söylenenleri duymak zorunda kalsanız bile dinlemeyin diyorum. Bırakın o kuvvetli okyanus dalgası sizi temizlesin.


İçinizden ağlamak geliyorsa ağlayın

İçinizden ağlamak gelmiyorsa ağlamayın


Şu meşhur “el alem ne der?”den, “elalem”den soyunun.


Yas tutmanın bir doğrusu ya da yanlışı yok cancağızım. Yas tutmanın size hizmet eden veya etmeyen yolları var. Onları keşfetmeye bakın ki bu keşfin kapısı, çoğunlukla, ezberden bildiklerinizi unutmakla ve hazır olmadan duymaya maruz kaldıklarınızı takip etmeme becerisini geliştirmekle aralanıyor. (Eğer hazırsanız ve iyi geliyorsa yukarıda yazdığım her şeyi dinleyebilirsiniz elbette. İçinize sinmediyse bu yazıdan da soyunmaya niyetli olun)


Yasınızı tutarken size ne iyi geliyor?


Yasınıza sahip çıkmak, bunu araştırmaya niyet ederek kendinizle bağ kurmak demek. Yasınıza sahip çıkmak size neyin iyi geldiğini bulup yasınızı o yolla ifade etmeniz demek.


Konuşarak mı, yazarak mı, ağlayarak mı, bunların hepsi veya bambaşka şeyler mi?


Yas tutma pratikleri, ruhun hijyenidir der Francis Weller. Nasıl ki bedenimizi ve yaşadığımız evi temizleriz, yas pratikleri de ruhumuzu, ruhumuzda tıkanıp kalmış, katılaşmış tortuları temizlememiz için elimizden tutar. Çünkü zamanında tutulmamış ve ifade edilmemiş yaslar, ilerleyen zamanlarda gündelik yaşamın içine karışmamızı, hayatla bağlantı kurarak yaşama devam etmemizi engeller.


Vakti zamanıyla görülen, ifade edilen, başkalarıyla kıyaslanmayan yas, ileride yaşama gücümüzü tekrar toplamamıza yardımcı olur.


Çoğumuz yas cahiliyiz. Ölümden konuşmayı nasıl bilmiyorsak yasımızı yaşamayı veya çevremizde yası olanları nasıl ağırlayacağımızı bilmiyoruz.


Madem soyunma zamanı, bu yazı (belki de) söylemek isteyip söyleyemediklerinizden sıyrılma zamanı olsun. İki hafta sonra, buradaki yazımda derleyip toparlayıp paylaşmak üzere, sizlere soruyorum;


Yasınızı tutarken nasıl ağırlanmak istersiniz / isterdiniz?

Yasınızı tutarken etrafınızdan neleri duymakta zorlandınız / zorlanıyorsunuz?


Yazdıklarınızın hepsini bir mektup formatına dönüştüreceğim. Eşlerimize, arkadaşlarımıza, dostlarımıza iletebileceğimiz bir mektup. Madem yas cahiliyiz, o zaman ifade edelim neyi isteyip istemediğimizi.


Eğer içinden geçerse bu soruların sende uyandırdığı cevapları bana yaz. Bir cümle bile yeter.

poljakberna@gmail.com

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.