Mana alemine giriş

Canım kardeşim,

Nasılsın bu aralar? Son yazı mı okudun mu? Şekil-içerik-anlam demiştim. Hep birlikte anlayalım istiyordum görünenin ötesi olduğunu. Herkes anlasın istedikçe de anlatmanın bin bir türlü yolunu deniyorum. “Nihan, durmadan aynı şeyleri yazıyorsun” diyen kardeşlerim varsa mazur görsünler. İçimdeki kapsayıcılık değeri o kadar yüksek ki kendi başına bir yazı konusu olur. Nasıl ki “kardeşim” diye seslenirken hiç kimseyi ayırt etmeden CAN’a sesleniyorsam öyle işte…Bu yüzden başa sarıyor gibi gözüksem de yapabildiğim oranda, zaman zaman farklı bakış açılarından derinlikler vermek istiyorum. Sonuçta damıtılmış, öz bilgiyi vermek zaman ve deneyim meselesi. Ben de seninle birlikte büyüyor genişliyorum kardeşim. Hatırla bunu ve benim için orada, alanda kalmanın ne kadar kıymetli olduğunu bil lütfen.


Herkesin kendi zamanı var biliyorum. Herkes her bilgiye aynı oranda hazır da değil bunu da biliyorum. Ben tek başıma her bilgiye vakıf olamam, onu da biliyorum. Ama ya zamansal olgunluk denilen şey sadece temiz bir niyetle alanda kaldığın için gelebiliyorsa insana…İşte ben buna sığınıyor ve yılmadan aynı şeyleri anlatıyorum zaman zaman. Biliyorum ki insan zihni tekrarla öğrenir. Uygulamayla kalbe inen bilgi bir güzel idrak olur. Öğrendim, ÇOK ŞÜKÜR. Ben yapabiliyorsam, sen neden yapamayasın güzel kardeşim? İşte bunun için buradayım. Hatırlamak, hatırlatmak için…İleri doğru gidebilmek için…


Ve bugün diyorum ki sana; eğer şeklin ötesine geçip, içeriğiyle bağ kurabildiysen kişilerin, hayvan canların, maddi varlıkların, şimdi bir de anlamı yani “mana” sı olduğunu bil onların.


Bir sır vereyim mi sana?

Dünya gördüğün kadar değil. Varlıklar bambaşka formlarda…


Bunu sadece ben, mistikler, madde etkisinde halüsinasyon gören zihinler söylemiyor üstelik. Bilim adamları da söylüyor. Ünlü kuantum mekaniği fizikçisi David Bohm diyor ki: "Maddeselliğine ve muazzam boyutlarına rağmen evren kendi içinde ve kendi başına mevcut olmayıp, daha büyük ve tarif edilemez bir şeyin ürünüdür. Evren, hayal edilmez bir okyanusun ortasında meydana gelen küçük bir dalgalanmadan, nispeten küçük bir 'hareketlenme motifinden' ibarettir."


Başka bir kuantum fizikçisi Niels Bohr da şöyle demiş: “Gerçek dediğimiz her şey, gerçek sayılamayacak şeylerden oluşur.”


Özetle eğer evrenin gerçek halini görebilseydik rengarenk enerji dalgalarından oluşan bir karışım görürdük[1]


Tasavvuf’ta perdeler ve kalp gözü, doğu mistizminde 3.göz açma çalışmaları, 5.boyut spiritüalizminde boyut kapıları olarak geçen kavramlar ÖZ’de hep aynı şeyler ve biz insanlığa, “sen sandığından da daha büyüksün” diyor. Onlar satır aralarında bana böyle seslenirken kardeşim, ben senden saklayabilir miyim idrak haline geçmekte olan bilgilerimi?


Bu yoldayım uzunca bir süredir. Hem de hiçbir öğretiye, okula, cemaate dahil olmadan. TEK başına…BİZ olduğumuzun bilinciyle dopdolu…Okuyarak, öğrenerek…Bilimle dini ve kadim öğretileri birleştirerek…Öyle güçlü ki içim, kocaman bir inanç ve anlam ile kaynıyor her yeni gün. Ben yürüyorum sadece. Yargısız, geleni kabul ederek ve çok severek…Seviyorum kendimi. Seni seviyorum kardeşim, hem de hiç tanımadan. Biliyorum ki benim başka bedende hayat bulmuş başka bir versiyonumsun.



Evrenden geçmekte olan bir bilinç akışıyken hepimiz, başka türlüsü mümkün mü?


Yaradan deneyimlemek istemeseydi her türlü duyguyu, düşünceyi, BİZ’den açığa çıkmak ister miydi? Bülbül, gül’e bu denli aşık olur muydu hiç? Kötü sandığın, onunla arana ayrılıklar koyduğun kişi, davranış, duygu mana aleminde nasıl görünüyor biliyor musun? Bilmeden nasıl yargılarsın o zaman? Düşün, düşün de hisset sonra…Sonra bil; düşünce duyguyu, duygu eylemi doğuruyor. O zaman düşüncelerinin sahibi sensen, seçemez misin düşüncelerini?


Yapılabiliyor kardeşim. Çalışacaksın üstünde. Olmayacak başlarda, hata da yapacaksın çünkü deneyime ihtiyacın var. Başka türlü öğrenemezsin. İnan yapamazsın. Öğrenme kolaylığı olan insanlar dahi deneyime dönüşmeyen bilgileri sadece papağan gibi sayıklıyorlar. Uygulamaya alınmayan bir bilgi asla ama asla bir OL’uş haline geçemiyor. Sonra diyorsun ki kardeşim: “ÖZ’ü SÖZ’ü BİR değil!”


Neden olmuyor?


Olmaz tabii. Olamaz, çünkü gerekli arınma yapılmamış, öğrenilenler eyleme dökülememişse o bilgi ÖZ’e inemez. ÖZ’den olmayan sözler de, aynen güneşin balçıkla sıvanamayacağı gerçeği gibi, o kişinin hakikati olamaz. Kalbimizi ısıtmaz bu sözler, hatta son derece itici gelir. Ama bak burada dikkatli ol kardeşim! Sen almaya hazır olmadığın için mi itici geliyor bazı sözler yoksa sahibinin ÖZ’ü SÖZ’ü BİR olmadığından mı? Bu ince ayrımın farkında olur, kendi sorumluluğunu alırsan gücünü de fark edersin. İnsan bile bile kendi gücünü başkasının ellerine vermemeli! Zaman zaman yazıyorum bu bilinç halini…Kurban bilinci bunun adı. Kimse kaderinin kurbanı değil. Ama kimse…


Fark et ve ayağa kalk kardeşim. Her ne yapmak için cesaret arıyor, destek bekliyorsan bil ki o cesareti ancak sen kendine verebilirsin. Bunu da ÖZ’ü SÖZ’ü BİR olan, bahsettiklerini hayatına entegre ettiğini fark ettiğin kardeşlerinin yanlarında daha çok hissedersin. Artık yapamayanlara karşı bir yargı kalmaz içinde, sadece bir derin şefkat hali…Çocuğuna, kendi çocukluğuna duyduğun şefkat gibi…Her yer SEVGİ olur.


Mana alemine giriş için hazırsındır artık.


Bunca yılın ve çabanın sonunda bunu hem kendim için hem senin için yazıyorum buraya kardeşim. Eskiden bu kadar rahatlıkla bahsedemeyeceğim şeyler benim için de bir tabu değil artık. Beşinci boyutun yeryüzüne inmeye başladığını bu kadar derinden hissederken, başka türlüsü mümkün değil benim için. Eskiden garipsenmemek, uyumlu olabilmek zorunluluklarından saklamak zorunda kaldığım hediyelerimle buluşuyorum yavaş yavaş. Ruhsal kabiliyetlerimdeki artışları gözlemliyorum uzunca bir süredir. Okudukça, bilgilendikçe daha da çok emin oluyorum bazı şeylerden. En başından beri en gizli hasretimin mana alemini idrak etmek olduğunu ama bundan ne kadar çok korktuğumu itiraf ediyorum kendime. İnsan hakikatini nasıl inkar eder oysa değil mi?[2]


18.000 alemden bahsederken dini kaynaklar, her canlının bir mikro evren olduğunu bilirken ben ve hepsini deneyimlerken BİZ, anlam ile yani mana ile buluşmayıp da ne yapacağız? Allah hepimizin yolunu açsın, dileyen kalplere idrak etmeyi nasip etsin.


YOL’da birlikteyiz kardeşim,

BİZ’i çok seviyorum.

Kardeşin Nihan


[1] Holistik Evren, Michael Talbot

[2] Mümkün Dergi’de şamanik yolculuğumuza ait bazı detayları paylaşmıştım. Merak eden kardeşlerim için link paylaşıyorum. mumkundergi.com/profile/nihan-uycan-ozen



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.