Karanlıkların ardındaki aydınlık

Güzel, verimli ve bol ışıklı bir haftaya selam olsun sevgili kardeşim,


Dışarıda ne olursa olsun iyi ol, umutlu ol istiyorum. Biliyorum geçen yazıda umutsuz ve karanlık şeylerden bahsettim. Gelecek kaygısıydı bana bunu yaptıran. Senin tarafından bakıldığında pek de yapmamam gereken bir şey değil mi? AN’da kalmayı anlatan bir yazar, kalkmış kendi gelecek endişelerini yazısına taşımış diyebilirsin. Böyle anlarda lütfen benim de sıradan bir insan olduğumu hatırla! Umudu, içsel gücü, iradeyi, cesareti yazdığı kadar kaygıları ve hayal kırıklıklarıyla da zaman zaman temas eden ve dahi bunlardan beslenen bir yazar…


Hayat bir seçim meselesidir. Duygu durumlarımızın farkındalığına vardığımızda seçim de elimizdedir. Eğitimli bir zihin (İçsel çalışmalarını düzenli yapan, kendini belli disiplinlerle gözlemleyen) AN’da olmayı seçtikçe ne geçmişin pişmanlıkları kalır ne de geleceğin endişeleri. Bunu hep beraber öğrendik.


Peki AN’da olamadığımız zamanlarda gelen yoğun duygularla nasıl baş edeceğiz?


İşte şimdi bana daha çok anlayış geliştireceksin sevgili kardeşim. Ben geçen yazıda tam da bunu yaptım. Bende sıkışık duygular yaratan, en büyük hayalimin önündeki en büyük engeli, cisimleştirmek adına onunla temas ettim. Yazdım, bilinir yaptım. Canavarımı samimi bir şekilde seninle paylaştım. Dijital kölelik ve kişisel anksiyetem adlı yazı benim kendi iyileşme yöntemlerimden, bil istedim. Yazıp paylaştığımdan beri eskisi kadar etkili bir canavar da değil üstelik. Çünkü onun bende yarattığı endişe bozukluğunu koçluk yöntemleriyle de bir güzel çalıştım. Kontrol ve baskının özgür ruhuma yönelik bir tehdit olduğunu anlamam, aydınlık tarafımı büyütmek için bana güç verdi. Evrenin sonsuz alternatiflerle dolu olduğunu fark ettim tekrar. Ben içlerinden tek birine saplanıp kaldığımda ve bunu koskoca bir karanlık endişe bulutuna çevirdiğimde o kadar da anlamsız bir şey yapıyorum ki… Halbuki karşısında diğer potansiyelleri besleyebilmek, UMUT’la çalışabilmek için yepyeni fırsatlar var göremiyorum.



Bunlara nasıl aydım?

İlk önce içine gömüldüğüm karanlıktan dikkatimi çekerek, diğer çalışma alanlarıma odaklanmayı denedim. Benim ilgi alanım, yeteneğim yazmak üzerine. Yepyeni şeyler yazmaya başladım ben de. Hatta tekrar kurgu yapıyorum. Canım kardeşim; karanlıklara düşünce, senin ilgi alanın neyse hemen onları hatırla olur mu? İster yaz, ister resim yap, ister badana, ister örgü, ister seramik, ister heykel…Neyse o, onu bul. Çünkü böyle anların en büyük kurtarıcısı yaratıcılık.” Daha önce de bahsettim; sevgili Elif Özkoç kolaylaştırıcılığında yeni bir atölyeye dahil oldum. Sanatçının Yolu (Julia Cameron) adlı kitabın ışığında on iki haftalık bir yolculuğa çıktık kardeşlerle. Gölge yanlarımıza, sabotajcılara da temas ettiren ama her defasında kendi içsel sanatçı çocuğumuzu bulmaya adanmış bir çalışma disiplini. Yaratıcılıkla dopdolu bir serüven. Tıkanıklıklarımı açıyor, hissediyorum. Bu ilk kurtarıcım oldu.


İkincisi, yaptığım sosyal sorumluluk işleri ve bu alandaki projelerimizi büyütme hedefimin her geçen gün birbirinden kıymetli insanlarla tanışmama vesile olması. Ülkemizde toplumsal konularda çalışan, bu bilinci o kadar yüksek insanlar var ki, inanamazsın kardeşim. Biraz araştırma gerektiriyor ama arayan mevlasını buluyor, malum. Ya da yaratılan enerji alanı benzer frekansları bir araya getiriyor diyebilirim. Bu da benim içsel motivasyonumu, kendime inancımı arttırıyor. Üretme, faydalı olma aşkıyla yanıp tutuşuyorum.


Bu noktada samimi bir itiraf yapmam gerekiyor kardeşim, hissediyorum. Belki senin de başına geliyordur. Benim neden toplumsal endişeleri olan ve kendi küçük dünyasında yaşamayı başaramamış bir ruh olduğum en yakın dostlarım tarafından bile zaman zaman eleştiri konusu oluyor. Sağ olsun bu CAN kardeşlerin her biri, öyle güzel anlarda bana beni yansıtıyorlar ki, ben olduğum kişiyi daha iyi tanıyor, kabul ediyor ve pek seviyorum. İnsanlara dair beklentilerimin, anlaşılabilme ihtiyacımın, yaşadığım hayal kırıklıklarının bir bir farkına varıyorum. İşe hep kendimden başlamam gerektiğini hatırlatan, daha çok şefkat, daha çok sevgi isteyen bir iç disiplin hali. Acılı bir yol bu ama sonu sevinç, neşe… O yüzden ACI’dan kaçma kardeşim. Bazen iyi bir öğretmen ve dönüştürücü olabiliyor.


Üçüncü kurtuluş ışığı da gençlerden geliyor kardeşim. Onları hep hatırlamalı, varlıklarına şükretmeli! KÖPRÜ Project[1] olarak yepyeni enerjilerle doluyoruz her geçen gün. Genç insanlarla çalışıyoruz, onlardan öğreniyoruz ve bu çok ilham verici. Z kuşağı, benim baktığım yerden sanıldığı kadar duyarsız ve de ilgisiz değil. Aksine gezegenimizi son derece önemsiyorlar ve sürdürülebilir yeşil politikalar konusunda hassas ve bunun da ötesinde bilgililer. Onlardan öğrenmek için fırsat yaratmak gerek diye düşünüyorum çünkü önceki kuşaklara göre içsel bilgelikleriyle daha çok temastalar. Bu gençler, benim karanlık gelecek senaryolarıma güneş gibi doğuyorlar adeta ve ben onlarla kendi aydınlıklarımı büyütüyorum. Bu anlattığıma örnek teşkil etmesi için, tatlı bir birlikte üretme alanından bahsedeceğim kardeşim sana. Çünkü Yeni Dünya AN’da birlikte üretme ve yaratma yasalarıyla dönüyor uzunca bir süredir.


Geçtiğimiz hafta Indus Danışmanlık’tan sevgili Gökçe Doğan ve Efsun Yüksel Tunç sayesinde Tersine Eğitmenlik projesi ile tanıştık. Gencecik, çocuk denecek yaşta pırıl pırıl zihinler eğitmenlerine, velilerine ilgi duydukları, araştırma yaptıkları alanlarla ilgili sunumlar yapıyorlardı. Indus, uzun yıllardır sosyal sorumluluk projeleriyle ilgilenen bir kurum olarak, çocuklar ve gençlerdeki gelecek potansiyelini görmüş olmalı ki, kendi iç eğitimlerine onların da soluğunu eklemek ve projeyle ilgilenenlere ilham olmak istemiş. İş birliklerine de son derece açıklar. Bizim ekibimizden sevgili Sevgi Tanboğa da Sürdürülebilirlik konusunda bu ekibe sunum yaptı. Karşılıklı bilgi alışverişi sayesinde kurulan köprü bakalım bizleri nereye taşıyacak? Böyle işler içinde olunca insan pek güzel ilhamlanıyor değil mi? Hemen aklıma gelen bir soru; Müfredata böyle dersler eklense sence de harika olmaz mı sevgili kardeşim?


Bak görüyor musun ortalık aydınlanmaya başladı bile. Ve şimdi dördüncü ve en önemli kurtuluş aracını da yazmaya geldi sıra: İçsel güç, kendine inanç ve irade takımı. Burası benim ve senin en büyük hazinemiz ve geliştirmemiz gereken yer kardeşim. Çünkü zaman zaman tüm dünya bu müttefiklere savaş açmış gibi hissedebiliriz ama korkma onlar hep oradalar. İşte ben de bunaldığımda, motivasyon kaybına uğradığımda, içime, niyetime dönüyorum. Kendimi kendime hatırlatıyorum. Ben kimim? Ne için bu gezegendeyim? diye soruyorum. Müttefikler iş başına geçiyor ve benimle çeşitli kaynaklar aracılığıyla konuşuyorlar.


Böyle anların kandilleri eski yazılar oluyor. Senin için de bir sonraki sefere kadar okuyup niyette kalman için daha önce yazdığım, cesaret veren bir yazının linkini bırakıyorum.


(Mutluluk peşinde birlikte başaracağız) Biliyorum ki niyettesin, biliyorum ki aydınlıkları büyütmek için çalışıyorsun. Çünkü BİZ varız!

Tüm kalbimle

Kardeşin Nihan,



[1] Bilmeyen kardeşler için tekrar yazıyorum: Çalışma grubumuzun adı. Çok yakında dernekleşiyoruz. Hepsini sırası gelince yazacağım.



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.