İsteğim, ruhumun kelebek gibi hafiflemesi
+ Sonra Oku

Bir kadının hatıra defteri - 16

Böyle olacağını düşünmemiştim.

 

Gözümün önüne gelip duran görüntüleri, kulağımda çınlayan sözleri yazacağım ve kurtulacağım sanmıştım. Hata buradaydı. Geçmiş kurtulacak değil, iyileştirilecek bir şey.

 

Anlatmak iyileştiriyor, bu doğru. Anlatmanın bir biçimi olarak yazmanın sağaltıcı bir etkisi var, inkâr edemem. Ancak aralıksız anlatmak iyi gelmiyor. Anlattığımın benden uçtuğuna emin olmam için bir es vermem lazım. Birkaç günlük esler yeterli değil. Yazarken bunu anladım. İçinden mutlak surette annemin geçtiği her hadiseden sonra derin nefesler almaya, doğum sancısını hafifletmeye çalışan kadınların yaptığı gibi, belki biraz daha uzun aralıklarla ve uzun uzun, o nefesleri iki dudağımın arasından salmaya gerek duyuyorum. Kendimi yeniden doğurmak için buna ihtiyacım var.

 

Etine batıp gizlenen, orada olduğunu bilmediğin için çekip çıkaramadığın, çekip çıkaramadığın için acısına katlanmak zorunda kaldığın incecik tahta kılçık gibi hatıralar. Nasıl ki tahta kılçığı çekip çıkarmanın yolu var, ama önce etine battığı yeri teşhis etmen gerek, hatıraların ızdırabını dindirmek için de durdukları yere inmen icap ediyor. Nasıl ki çıkarmazsan kılçığın kangrene çevirmesi muhtemel, hatıralar da aynı, ittikçe itersen ruhunu kangren etmesi işten değil. Oysa istediğim, ruhumun kelebek gibi hafiflemesi.

 

Anılarını yazması, insanın kendi psikanalizini bizzat yapması demek. Geçmişin karanlığına gömüldüğünü sandığın, hatta varlıklarının farkında bile olmadığın hatıraların gün yüzüne çıkmasına izin vermek. Bu ilk aşama. Peki sonra ne olacak? Ne yapacaksın o gün yüzüne çıkanlarla? Önemli olan bundan sonrası.

 

Acele etmemek gerekiyor. Yıllar alacak bir iş. Hatıraları itmemeyi, bastırmamayı, serbest bırakmayı ve onlara artık başka bir yerden bakmayı öğrenene kadar sürecek bir iç çalışma.

 

Şahsen, bu iç çalışmaya herkesin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Aksi halde yıllar geçiyor, yok saydığın ne varsa hepsi kendini “Bir yere gitmedim, buradayım” diye hatırlatıyor ve sen öfkeni ifade etmeye başlıyorsun. O söze inanmıyorum. Zaman tek başına hiçbir şeyi iyileştirmiyor. İyileştiren, insan. Sadece iyileştirme gücü olduğunu görmesi vakit alıyor. Ve biz yanılarak geçen bu vakte ilaç diyoruz.

 

Bir süre ara...

 

Önceki bölümler...

 

Yorum yaz