Dönüşüm

İçimde birikenleri paylaşma dürtüsü uzun zamandır beni içten zorluyor gibi hissediyordum, sanki parmak uçlarımdan dışarı uğrayacak, göğsüm açılacak da dışarı fışkıracak bir şeyler, öğrendiklerimi aktarmak için yanıp tutuşuyordum.


Akacak mecra bulamayınca göllenen sularım çağıldıyor şimdi, şükürler olsun, Yeliz ve Baran’la her fırsatta bahçede dolaşıp yapraklara, çiçeklere, ağaçlara bakıyoruz, gökte Akrep takımyıldızını, Büyük Ayı’yı, küçülen aya her gece farklı konumda eşlik eden Jüpiter ve Satürn’ü bekliyoruz heyecanla, Seda ateş yakıyor, bu hayata doğuşunu bir kez daha kutluyoruz birlikte, niceleri olsun, ateşin başında ay nöbeti tutuyoruz, her gece başka güzel ay, çaldığımız müzikler de. Bazen sabahın lütuflarıyla göneniyoruz, ışığın yavaş yavaş bahçeye gelişini takip ediyoruz, güneşin sararan otları ilk öpüşüne şahit oluyoruz, Jakaranda’nın renklerine büyüleniyoruz, kadim bir bilgi aktarılır gibi nefessiz izliyoruz güzellikleri.


Gece üçü geçmiş, gökte Samanyolu, fenerimi tuttuğum yerde de örümceklerin gözleri parıldıyor. Erguvan, badem, nar, portakal ve zeytinlerin olduğu teras sulanıyor şimdi, hayalimdeki evin olduğu yerin önündeki düzlük burası, yakınında durup evimi hayal ediyorum yeniden, bu kez gözümde canlandırabiliyorum kanlı canlı halini, şimdi artık içi nasıl olmalı, ne kadar bir alana ihtiyacım var, sıra bunları belirlemeye geldi, o zaman ölçüler kendini belirleyecek, gidip yerinde işaretlerim sonra, hayalim için büyüler yapmaya başlarım.


Böyle böyle işliyor büyüler, gökler kalplerimizi, kalbimizin niyetini görüyor, hayale doğru atılan adımlar gerçeğini yakınlaştırıyor, azimli, kararlı ve odaklanmış davranış hâlihazırdaki gerçekliği bükmeye yetiyor... Hortumun yerini değiştirmeli.


Sen benim hayalime ortak ol, ben senin hayaline ortak olayım, senin benim kaybolsun, birlikte düş görelim, düşü gerçek kılalım, yeni bir çocuk doğsun, hem kendimizin hem hepimizin çocuğu, sahiplenmeyelim de sahip çıkalım, birlikte büyütelim onu kendimiz de büyürken.


Güzel Allahım, hayal ettiklerimi gözlerimin önünde var etmek üzere yarattığın senaryoların hayranıyım, bakalım benim için başka neler düşünüyorsun, ne düşünmesi, ben yürüdükçe taşlarımı döşüyorsun yoluma, bazen kapaklanıp düştüğümde melekler tutup kaldırıyor, korkmuyorum artık düşmekten, kalkabileceğimi öğrendim, bazen de yol arkadaşları yolluyorsun, neşeyle yürüyorum taştan taşa seke seke. Hepsi kabulüm, sonsuz şükürler olsun.


Kalbimin niyeti güzelliklere vesile olmaya, hizmet etmeye devam etmek, bunun yolunu nereden dolandırmak istersen öyle dolandır, ben manzaranın tadını çıkarıyorum, yol uzun, yolculuklar kısa kısa. Allahım yolumuzu aydınlat, ışığa ulaşıp, ışıkla dolup taşalım, kalbimizin ışığını çoğaltıp yayalım, heyecanlarımızı özenle besleyelim.


Karıncalar yoğun faaliyette, harıl harıl tohum taşıyorlar yuvaya, artık sabaha yaklaşan gecenin dördünde, bir kurbağa karıncaların başında nöbet bekliyor, ihtiyacı kadarını midesine indirmek için hareketsiz durmuş izliyor avlayacaklarını.





Defteri kalemi boşlayalı uzun zaman oldu, içimden geçenlere yol veriyor yazmak, kendimle bağlantım bir süredir kopuk, otomatiğe bağlamış şekilde çalışıyorum, Allah’tan her işimi yaparken şahit olduğum güzellikler var, ağaç hatminin açan ilk çiçeği ile kahvaltı sırasında göz göze geliyoruz, yabani havuçlar her zamanki heybetleriyle gece sulamasında gözümü alıyor, mersinler ve hayıtlar çiçeklenmeye başladı azar azar, pembe kantaronlar, yabani karanfiller sararan otların arasından boy göstermeye başlamış, filtre temizliğine giderken onlarla selamlaştık geçen gün, suyu nereden buluyorlar, sıcağın ve kuraklığın krallığı hüküm sürmeye başlamışken nasıl oluyor da onun içinden capcanlı fışkırıyorlar şaşıyorum.








Cırcır böcekleri birer ikişer cırıldamaya başladı, koro henüz başlamadı ama, hâlâ birbirimizi duyabiliyoruz, yakındır kulaklarımız uyuşmaya başlar.

Sen tut, yeraltında geçen onca yıldan sonra bir delikten ışığa doğru yürü, en yakınında tutunacak bir ağaç ya da dal parçası bul, iyice sabitle ayaklarını, tüm gövdeni, sırtındaki kabuk çıt çıt açılsın, çatlayan sırtından bir damla sızsın, kendini iterek dışarı doğru uzat, çık kendi içinden, sana çok benzeyen ama artık sen olmayan kabuğuna tutunup dinlen, aç kanatlarını yavaşça, buruşmuşluğunu gerginleştir, yeterince gergin olduğundan emin olduğunda yukarı aşağı salla kanatlarını ki kurusunlar, içindeki güç nasıl bir şeyse o sana yaptırsın tüm bu işleri, uçmaya hazırsın artık.


Vee uçuyorsun işte, erkek bireysen eğer şarkını söylemeye başlaman yakındır, şarkını duyan dişi gelecek ve sonra aşkınızın yumurtalarını toprağa bırakacak, yeni bir döngü başlayacak yine. Eli kulağında.

Bazen de topraktaki kıpırtıyı kediler duyar, deliğin başında bekler, sen tam çıkmışken üç ısırıkta seni midesine yollayabilir, hayat bu hiç belli olmaz, tut ki böyle olur, yem olarak dönüşmek de hayatın içinde.

Karıncayla, cırcır böceğiyle öğreten Allahım, sana şükürler olsun.


Kutlama ekmeğini pişirmeden önce Bonustepe’ye gidip kayaların üzerinde Tahtalı’ya, karanlık vadiye, yıldızlara bakıyoruz, derenin vadideki derinliklerinde öten kurbağaları dinliyoruz geceyarısı, kayan yıldızları izliyoruz, dönüşte odun topluyoruz kuzine için, yaşasın yine Ayşe’nin ekmeğini yiycez diyor Baran, aklıma Elif’in ninesinin sözü geliyor: “Herkes kalbinin ekmeğini yer evladım.”


Ne ekersen onu biçersin, her ne edersen kendine edersin, iyi de etsen eylesen kendine, kötü de, Allah her şeyi dönüştürür, şerden hayır çıkarır, sen kalbinin niyetine bak, kalpler bir olduğunda neler oluyor ona bakalım.

Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san

Dört kitabın manası budur eğer var ise.….Yunus Emre


Ekmek pişerken ay doğuyor yine, hilale döndü artık, herkes yattı, kedilerin soğuyan yemeğini küçük kaba aktarıp buzdolabına koyuyorum, az ve havalı akan hortumu yerelmalarına çekiyorum, sabaha kadar sulansınlar.


Her ne oluyorsa hayırlı oluyor.

Tevekkül üzre olanlardan olalım Allahım.

Kendi halimde, heyecanımı paylaşabildiğim canlarla mutluyum, şükürler olsun.

Yenilenmiş bir haldeyim, evrenin başlangıç anına dönüyorum.

Sabah ezanı ile ortalık aydınlanırken, gökte yıldızlar birer birer kayboluyor, Tahtalı dağına bakıp sesleniyorum.

Allahüekber!

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.