Kendini reddedeni kim hayatına kabul eder ki?

Güzel bir kadın. Bakımlı. İyi giyiniyor. Dip boyasız, makyajsız sokağa çıkmıyor. Hep parfüm kokuyor. İyi bir yerde çalışıyor. Mültimilyarder değilse de bütün ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Başını sokacağı bir çatı, ayağını yerden kesen bir arabası, elmalı bilgisayarı, sırtında aynı motifi taşıyan havalı bir cep telefonu var. Canı azıcık sıkılsa telefonunda kayıtlı bir düzine arkadaşı ve onu seven bir sevgilisi.

 

Fakat olduğu, sahip olduğu hiçbir şey ona yetmiyor.

 

Mesela halhal takmaya karar veriyor, alıp takıyor, sonra yolda hemcinslerini incelerken, ayak bileklerinin kalın olduğuna karar veriyor. “Keşke benimkiler de ince olsalardı.”   

 

Saçları belinde bir kadın görünce kendini onun yerinde hayal ediyor, kendi saçları omzunun biraz altında. Kendi saçları güneş gibi parlıyor, yine de o sarı bir kafayla karşılaşınca sormadan edemiyor.“O daha mı doğal duruyor?”

 

Boyu bir altmış sekiz, topukluyla bir yetmiş beş. Ama mağazalarda, dükkânlarda yan yana düştüğü diğer kadınlarla boy ölçüşüyor. “Benden daha mı uzun?”

 

Vitrinde görüp vurulduğu elbise üzerinde. Sanki onun için biçilip dikilmiş gibi. Başka birinin üzerinde görünce merakını gizleyemiyor. “Ona daha mı çok yakışmış?”

 

Takı seviyor, sevgilisi doğum günü hediyesi kolye almış. Bir arkadaşının sevgilisinin hediyesini hatırlıyor. “O takım almıştı, kolye, küpe, yüzük takım.”

 

İnsanın olduğu şeyden memnun olmaması fena bir hal. Neysen o olduğunu kabul etmiyorsun. Harika da olsan kendini hep değiştirmek istiyorsun. Kendini hayal ettiğine dönüştürmek yetmiyor, gördüğüne benzemek istiyorsun. Bir an sonra başka birini görüp onun gibi olmak isteyeceksin. Duru durağı olmayan bir çaba.

 

Kendini diğerleriyle kıyaslamanın ötesinde bir durum bu. Aynı anda herkes ve her şey olmayı isteme hali. Göze güzel görünen herkes, her şey olma çabası.

 

Böyle biri,biraz daha uzun topuklu giyip boyunu uzatabilir. Saçına daha doğal görünen bir ton bulabilir. Ayak bileklerini olduğundan ince gösterecek hilelere başvurabilir. Eğer kendinde o gücü buluyorsa, hayatını, gördüğü her güzel şeye benzemeye çalışarak geçirebilir. Geçici, uçucu, anlık tatminler peşinde bir yolculuğu, âni ve keskin düşüşlere rağmen bir yaşam biçimi olarak benimseyebilir.

 

Ne var ki seçimleriyle neye, kime benzerse benzesin asla kendinden memnun olamaz. Kendini her an reddetmeye hazır birinin memnun, mutlu, huzurlu olma ihtimali var mı?Bu kişi kendini başkalarına beğendirebilir mi? Böyle birini kim beğenir ki?

 

İnsan kendini beğenmezse onu kimse beğenmez. İnsan kendinden memnun olmazsa ondan kimse memnun olmaz.Olduğu haliyle kendiyle vakit geçiremeyen biriyle kimse vakit geçirmek istemez. “Aynı anda herkes, aynı anda her şey olmak isteyen” birinin hırsı herkesi korkutur. Başkalarında benzeyecek bir şeyler arayıp bulma, o kişi, o güzellik, o özellik, o “şey” olma çabası aynı zamanda kendinden kaçmaktır ve kendinden kaçan biri hayatındaki insanları da kaçırır.  Kendini reddedeni kim hayatına kabul eder ki?

 

Böyle bir insan benzeyecek birileri, bir şeyler ararken bazen sokakta birine rastlar. Ona göre hiçbir özelliği yoktur. Ama yanında elinden tutan biri vardır. Seviliyordur, yüzü gülüyordur, mutludur. Bir an onun gibi olmak ister, halinden memnun, mutlu. Olamaz.

 

Nasıl olsun ki?                        

Yorum yaz

  • Misafir 2018-05-09 17:33:32

    Aynen kendisiyle mutlu olmayan insan hic bir seyden mutlu olmaz

  • Misafir 2018-05-07 14:44:12

    Hasta ruhlu boylw insanlae mutlaka psikolojik tedavi uygulanmali çünkü boyle insanlae aile kuracak olursa vay o kocanın haline bay o çocuk larin jaline