Mol gebelik

Lado, dünyaya gelmeden önce iki kez mol gebelik yaşamıştım. Potansiyel kanser hücrelerine hamile kalıyorsun. Sperm yumurta birleştiğinde embriyo değil postansiyel kanser hücreleri oluşuyor. Nedeni bilinmiyor. Türkçe’de zamanında benimle yapılmış röportaj dışında en ufak bir kaynak, en ufak bir destek grubu yok. Her yıl mol gebelik yaşayan çok sayıda kadın sosyal medyadan bana mesaj atarak ulaşıyor. Nadir görüldüğü ve Türkiye’de vakaların toplandığı merkezler oluşturulmadığı için doktorların vaka tecrübesi yok.

 

Mol gebelik sonrası Türkiye’de bana PSTT denen yanlış bir kanser teşhisi kondu. Yüzde 99 kanser olduğum söylendi ve rahmim alınmak istendi. Sadece bir tane jinekolojik onkoloji uzmanı professor “Türkiye’de PSTT bilen doktor yok, ben de bilmiyorum. Yurt dışında vakaların toplandığı merkezler var. Burda yok. Hiçbir doktorun vaka tecrübesi yok” deme cömertliğini gösterdi.  Sayesinde soluğu Amarika’da aldık ve teşhisin yanlış olduğu ortaya çıktı. Yaklaşık üç yıllık bir kabustan sonra Lado’ya kavuştum.

 

O süreç boyunca yabancı destek gruplarından çok faydalandım. Ordaki kadınlarla yazışmak makaleleri okumak bana çok iyi geldi. Türkiye’de bir tane röportaj dışında kadınların elinde başka bir kaynak ve destek olmaması hep içimi acıttı. Bugünlerde yine mol gebelikten geçen bir kadınla yazışırken bunu buraya koymak istedim.

 

Hiçbir zaman “Anne olmak dünyanın en güzel şeyi, her kadın anne olmalı” kafasında olmadım. Anne olmak bence şart değil. Her kadın kendi kadın olma tercihini yapabilmeli. Ama olmak isteyip de olamamanın ne demek olduğunu da iyi biliyorum. Tuhaf bir devirde yaşıyoruz, düşükler, genetik bozukluklar, mol gebelik gibi ne olduğu belirsiz durumlar... Ortada çocuklar ve mutlu anneler var gibi gözüküyor ama o çocukların arkasında çoğu zaman böyle kırık dökük hikayeler duruyor.

 

Türkiye’de artık çok sayıda anne destek grubu var. Ama anne olma yolundaki kadınlar hala çok destekçiler ve o acı dolu süreci tek başlarına yaşamak zorunda kalıyorlar. Bu konuda yazdığım Instagram postunun altına gelen yorumlardan birkaç şeyi bir kez daha anladım. İlki hiç konuşulmayan ne çok mol gebelik var! Bir diğeri de anne olma yolunda halen zorluktan geçen kadınlara, o yollardan geçtiş kadınların edeceği çok yardım var. Attan düşenin halinden attan düşen anlar. Sayılar hiç az değil ama hikayeler anlatılmadıkça bu tür zorluk yaşayan kadınlar sadece kendilerinin başına geldiği hissi ile kavruluyorlar. Zamanında çocuk sahibi olamak yolunda yaşadıklarımlarım hakkında röportaj verdiğim için hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Birçok kadına bilmeden o röportajla yoldaşlık ettiğimi son postla anladım.

 

Ben beceremedim ama bir gün birisi online bir destek grubu ya da site kurmak isterse destek vermek çok isterim. O güne kadar mol gebelikten geçen herkes bana yazabilir. Ayrıca çok tatlı evlat edinme hikayeleri de karşıma çıktı ki bunu da söylemden edemeyeceğim. Hakikaten anne olmanın tek bir yolu yok. Hiç unutmam bir arkadaşım yıllar önce “İnsan çocuğunda emeğini seviyor” demişti.  Ne haklı…

Yorum yaz