Beden kapıdır

Estes; “Beden sihirli bir halıdır. Seni tahmin bile edemeyeceğin yerlere götürür” der. Mevleviler döner, yoga pratik edenler pozlara girer, Çin’de, Japonya’da, Hindistan’da hareket ve beden birçok spiritüel uygulamanın ana eksenini oluşturur. Hareket ve farkındalık bir araya gelince sinir sistemimizde bizim için aslında hep mevcut olan “o yer” bizim için ulaşılabilir hale gelir. Yıldızlı bir gecede başınızı gökyüzüne kaldırıp “Ne oluyor burda?” diye merak edenler, sorunun cevabı için bedenlerine dönerler. Beden bir kapıdır.

 

Öyle bir kültür içindeyiz ki gündelik hayatta bedenimizi hissetmeden yaşıyoruz. Çoğu zaman bedeni hissetmemizin tek nedeni ağrı olması. Kilo aldım/zayıfladım, ağrıdı/geçti, fit/değil, esnek/değil, güzel/çirkin, hasta/değil...

 

Bütün bu cenderenin ötesinde bedenle bir ilişki kurmak mümkün mü? Onu gündelik olarak nedensizce hissetmek... Bir kapı olarak yüzümüzü bedene doğru çevirmek nasıl olurdu?

 

“Bir yerde olup, başka bir yerde olmak istemek”.

 

Bu ızdırabın tanımlarından biri. Bu hali unutmuşum. Son 3 gündür olmak istemediğim bir yerde olmak zorundayım.  Gerçek bir ızdırap olduğunu iliklerime kadar hissediyorum. Birçoğumuzun hayatını ne yazık ki bu cümle tanımlıyor. Benim ızdırabım iki hafta sürecek. Ne yalan söyleyeyim her şerde bir hayır vardıra bağlandım. Büyük oranda nerde olmak istiyorsam orda olduğum hayatıma bir şükran doğdu. İnsanın günü nasıl geçerse hayatı da öyle geçermiş. Dikkatimi gündelik hayatımın basitliğinde tutuyorum ve kendime soruyorum bugün olmak istediğim yerde miyim, yapmak istediğim şeyi mi yapıyorum? %100 hiç mümkün olmadı ama %70’in altına düşmemek için elimden geleni yapıyorum. Açıkçası o %20-30’luk mecburiyelerin de bu örnekte olduğu gibi başka türlü faydasını görüyorum. Bana göre hayatla ilgili büyük sorular gereksiz. Mutluluk ölçütü şimdi şu anda yapmak istediğin şeyi yaparken olmak istediğin yerde misin?

Yorum yaz