Çocuklar neden kitap okusun?

Bazı şeyler vardır, kitap okumak gibi, çok yüceltilir ama neden yüceltildiğini insanlar artık unutup gitmiştir. Kitap okumak iyidir, makbuldür, nokta. Neden diye sorduğunuzda birçok insan kalakalır. Ya dev klişe ezbere cevaplar verir. Cehaletten, eğitimden, bilimden dem vurur. Kitapların kıymetine dair içten bir bilgiye sahip değildir, tenine işlememiştir. Böyle ezberden bir değerler silsilesi içinde yaşayıp gideriz. Bu durum beni hayli gıcık eder. Hem hayatı değerler üzerinden yaşama kısmı hem de bu çok sahiplenilen değerlerin papağan gibi ezberlenmiş hali. Bana göre hiçbir şey doğası gereği iyi ya da kötü değildir. Ezbere almamak her bir tutumu kendi bağlamı içinde her seferinde tartmak gerekir. Kitap okumak gibi en klişe değer bile bana göre buna tabidir.

 

Geçtiğimiz günlerde kızım için çok muteber, pek havalı bir okulla görüştük. Okul müdürü okullarının en önemli özelliğinin okuma programı olduğunu söyledi. Bu programla gerçekten çok gurur duyuyorlardı. Programı anlatmaya başladı. Her çocuğun dakika başı okuması gereken belli bir kelime sayısı vardır dedi ve tabii ki sahip olması gereken kelime haznesi. “Biz çocukların okuma hızını süre tutarak ölçüyoruz, kelime haznelerine bakıyoruz ve gelişimlerine uygun kitapları her hafta ödev olarak veriyoruz” diyerek programın çerçevesini çizdi. Benim ağzım açık tüylerim diken diken oldu ve hemen sordum; “Çocuk kendi okuyacağı kitabı seçemiyor mu?”, “Hayır, bu aşamada seçemiyor. Gelişimine uygun kitabı okumak zorunda” dedi. “Okumazsa ne oluyor?” dedim. “Bir şans daha veriliyor, gene okumazsa tenefüse çıkamıyor” dedi. 

 

O noktada; önce “Başınıza kelime haznesi ve okuma süresi kadar taş düşsün hanımefendi” demek istedim ve tabii ki sustum. Sonra içtenlikle şu soruyu sormak istedim; “Çocukların kitap okuması sizce neden önemli?” Soruyu sormadım çünkü alacağım cevabı da biliyorum. Kelime haznesi okuma hızı falan...  

 

Benim kızım zaten bir kitap kurdu ve bunu çokça kendi kitabını kendisi seçebilmesine borçluyuz. Ne okuma hızı umurumuzda, ne bildiği kelime sayısı... Kitap okuma eyleminin etrafı bu tür hırslarla hedeflerle çevrili değil. Bebekliğinden bu yana ona sadece hikayeler aşkına kitap okuyoruz. En ufak bir amacımız ya da hedefimiz yok. Hikayeleri seviyoruz işte o kadar... Bizi güldürüyorlar, içimizi ısıtıyorlar, bazen hikayelerdeki kahramanlar bizim korktuğumuz şeylerden korkunca sanki korkumuz paylaşılıp azalıyor, biz söyleyemesek de ifade ediliyor. Hikayeler yaralarımıza iyi geliyor. Kendi iç dünyamızı onlar aracılığı ile tecrübe ve ifade edebiliyor, kendimizi tanıyor, insan olmayı anlıyoruz. Biz işte bu nedenlerle kitap okuyoruz. İçimizde kendimize ve insan olmaya dair duyduğumuz bir merak var.

 

Şimdi ne yapalım Ladin’i bu okula verelim mi? Öğretmen, oku bakalım deyip saat tutsun mu? Bu hafta bu kitabı okuyacaksın yoksa teneffüs yok desin mi? Bu okuldan mezun olan çocuklar belli ki çok sayıda kitap okuyarak hayata adım atacaklar. Ama bana kalırsa yine çok büyük bir kısmı kitap denen şeyle bir ilişki kurmuş olamayacak.

Yorum yaz

  • Misafir 2018-04-10 10:37:16

    Yazılarına bayılıyorum

  • Misafir 2018-03-15 09:20:10

    Çok tatlısın çok