Yeni yıl depresyonu nasıl geçer?

Her şey ne kadar güzeldi. Etraf ışıl ışıldı. Vitrinler, caddeler, hattâ kafaların içi. Planlar, planları takip ediyordu. Kime, ne hediye alınacak? Kutuya mı koyulacak, yoksa yaldızlı kâğıda mı sarılacak? Yılbaşı nerede kutlanacak? Bir yere, birinin evine mi gidilecek, yoksa birileri davet mi edilecek? Ne giyilecek, saçlara hangi biçim verilecek? Ne yenecek o gece, ne içilecek?

 

Sonra o gece geldi çattı. Hediyeler verildi, alındı. Sarılıp öpüşüldü. Uzaklardakilere bağlanılıp iyi dilekler dilendi. Sofralar hazırlandı ya da hazırlanmış sofralara oturuldu. Neredeyse bir aydır süren ruh haline uygun sohbet  konuları arandı, çok eğlenmek, çok mutlu olmak için. Çok yendi, çok içildi.

 

Sonra saat on iki oldu. Yeni yıla girildi. Uykusu gelen bile ayakta kalmak için direndi. Her şeyi unuttuğu birkaç saat uçup gitmesin diye. Çok şey beklediği kısacık zaman dilimini elinde tutmak için.

 

Sonra 1 Ocak. Gerçeğe dönüş. Gelen hediyeler ile parlak paketleri kucağında, önceki gece için yaptığı hazırlıkların faturaları yolda, baş ağrısını geçirecek tablet damağında öylece oturma. Pencereden dışarıya bakma, her şeyin aynı kaldığını görüp yerine dönme, çöken iç sıkıntısına engel olamama. Hiçbir şey yapmak istemeden, yapmadan öylece durma, yaşamaktan tat alma duygusunu köreltme hali.

 

Hiçbir şey değişmedi. Ama nasıl değişebilirdi ki? Her şey sadece ertelenmişti. Sorumlulukları, büyük küçük sıkıntıları, sorunları öteleme ayıydı, geldi ve geçti işte.

 

1 Ocak. Şimdi ne olacak? Yanlış soru. Yanlış soruya doğru cevap bulunabilir mi? Doğrusu sanki şöyle olmalı: şimdi ne yapmalı? Ne yapmak gerektiği bulunamıyorsa ne yapmamak gerektiğinden başlamalı.

 

Hiçbir şey yapmadan her şeyin çok güzel olmasını beklememeli. Sihirli değneğin kendi kendine gelip sana değeceğine inanmamalı. Sahte olduğunu baştan bildiğin bir mutluluğu yaşamak için, bir üç yüz altmış beş gün daha beklememeli. Hiçbir şeyi ertelememeli, ötelememeli. 

 

Ne yapmalı?

 

Kutlama hali hiç bitmese mi? O zaman bir takvim edinip evin en güzel köşesine asmalı. Kutlayacak bir şeyler bulup bu takvime işaretlemeli. Birinci cemrenin düşüşü, hattâ ikincinin, baharın gelişi... Sevdiklerinin doğum günleri. Bir şeylerin yıl dönümleri. Evde, bahçede, balkonda aile arasında, arkadaşlarla küçük kutlamalar hayal etmeli, vitrinlerin, caddelerin ışıldamasına ihtiyaç duymadan. Küçük tatiller için imkânlar ölçüsünde gidecek bir yerler bulmalı.

 

Başkaları için değil, kendin için ne yapmak istediğini bilmeli. Bu istekleri gerçekleştirmek için ilk adımları atmalı, aşama aşama hayata geçirmeli, peşini bırakmamalı.

 

Hareket etmeli. Eve, işyerine, kendi içine kapanmamalı. Sorumlulukları, büyük küçük sıkıntılarla sorunları sırtında kambur etmekten artık vazgeçip çözmeye niyetli olmalı.

 

Ve iyi niyetli olmalı. Atılan her adımda, edilen her sözde, kendi içinde iyi niyet aramalı.  

 

İşte o zaman yeni yıl, gerçekten yepyeni bir yıl olabilir.

 

Bildik duyguları her ocak tekrar canlandırmak, yeni yıl depresyonu yaşamak kader değil. O iyi niyet, her şeyi değiştirebilir.    

Yorum yaz

  • Misafir 2020-01-21 10:23:35

    Yenı yılı beklemeden yenılenmek gerek.HER GUN YENI BIR GUN BIZE VERİLEN BİR ODUL

  • Misafir 2020-01-16 17:16:31

    Evet katılıyorum kendimiz icinde bişeyler yapmalıyız,, ertelemeden (sonra bide bakibakiiyorsunuzki yillar gecmis biz halqa olduğumuz yerdeyuz)

  • Misafir 2020-01-15 11:05:00

    INe güzel demişsiniz atilan her adimda, edinilwn her sözde iyilik olmali, evet olmalı ki her şey iyi olsun yüzler gülsün içimiz ferahlasin????